Gönderen Konu: Geleneksel El Sanatlari  (Okunma sayısı 1951 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Geleneksel El Sanatlari
« : 01 Ocak 2009, 20:33:35 »
El Sanatlari insanoglu var oldugundan beri tabiat sartlarina bagli olarak ortaya çikmistir.Insanlarin ihtiyaçlarini karsilamak, örtünmek ve korunmak amaci ile ilk örneklerini vermistir.Daha sonra geliserek çevre sartlarina göre degisimler gösteren el sanatlari, ortaya çiktigi toplumun duygularini, sanatsal begenilerini ve kültürel özelliklerini yansitir hale gelerek "geleneksel" vasfi kazanmistir.

Geleneksel Türk El Sanatlari, Anadolu'nun binlerce yillik tarihinden gelen çesitli uygarliklarin kültür mirasiyla, kendi öz degerlerini birlestirerek zengin bir mozaik olusturmustur.Geleneksel Türk El Sanatlarini; halicilik, kilimcilik, cicim zili, sumak, kumas dokumaciligi, yazmacilik, çinicilik, seramik-çömlek yapimciligi, islemecilik, oya yapimciligi , deri isçiligi, müzik aletleri yapimciligi, tas isçiligi, bakircilik, sepetçilik, semercilik, maden isçiligi, keçe yapimciligi, örmecilik, ahsap ve agaç isçiligi, arabacilik vb. siralanabilir.

Geleneksel el sanatlarimizdan dokumalarin hammaddeleri yün, tiftik, pamuk, kil ve ipekten saglanmaktadir.Dokuma; egirme veya baska yollarla iplik haline getirilerek veya elyafi birbirine degisik metotlarla tutturarak bir bütün meydana getirme yoluyla elde edilen her cins kumas, örgü, dösemelik, hali, kilim, zili, cicim, keçe, kolonlar vb.'dir.Dokumacilik Anadolu'da çok eskiden beri yapilagelen, çogu yörede geçim kaynagi olmus ve olmaya devam eden bir el sanatidir.

El sanatlarimizin zarif örneklerinden olan oyalar; süslemek, süslenmek amacindan baska tasidiklari anlamlarla bir iletisim araci olarak da kullanilmaktadir.Günümüzde Anadolu'da tig, igne, mekik, firkete / filkete gibi araçlarla yapilan oyalarin ya bordür ya da bir motif olarak tasarlanmis olanlari, kullanilan araç dogrultusunda ve tekniklerine göre degisik adlar almaktadir.Bunlar; igne, tig, mekik, firkete / filkete, koza, yün, mum, boncuk ve kumas artigi olarak siralanabilir.Kastamonu, Konya, Elazig, Bursa, Bitlis, Gaziantep, Izmir, Ankara, Bolu, Kahramanmaras, Aydin, Içel, Tokat, Kütahya gibi sehirlerimizde daha yogun olarak yapilmakta, ancak eski önemini kaybederek çeyiz sandiklarinda varligini korumaya çalismaktadir.

Geleneksel kiyafetlerle birlikte kullanilan oyalarimizin yani sira takilarda dikkat çekici aksesuarlardandir. Anadolu'da yasamis tüm uygarliklar degerli ve yari degerli taslarla metalle birlikte veya ayri isleyerek sanatsal nitelikli eserler üretmislerdir.Selçuklularla birlikte gelen degisik üsluplarin en önemlisi Türkmen takilaridir.Osmanli Imparatorlugu döneminde ise imparatorlugun gelisimine paralel olarak mücevhercilik önem kazanmistir.

Anadolu'da Tunç Çaginda bakir, kalay katilarak tuncun elde edilmesinden sonraki dönemlerde bakir, altin, gümüs gibi madenler de dövme ve dökme teknigiyle islenmislerdir.En çok kullanilan maden bakirdir.Maden isçiliginde dövme, telkari, kazima (kalemkar), çekiç isi kakma, küftgani, savatlama, ajur kesme gibi teknikler kullanilmaktadir.

Bakirin yani sira pirinç, altin, gümüs gibi metallerle yapilan el sanatlari günümüzde üstün isçilik ve çesitli tasarimlarla yasatilmaya çalisilmaktadir. Günümüzde en çok kullanilan maden isleme olan bakir kalaylanarak mutfak esyasi yapimiyla genis bir sekilde sürdürülmektedir.

Barinma gereginden dogan mimari, bölgelerin cografi kosullarina göre biçimlenmis, çesitlenmistir. Buna bagli olarak gelisen Ahsap isçiligi Anadolu'da Selçuklu döneminde gelisip, kendine özgü bir nitelige ulasmistir.Selçuklu ve Beylikler dönemi agaç eserler daha çok mihrap, cami kapisi, dolap kapaklari gibi mimari elemanlar olup üstün isçilik içermislerdir.Osmanli döneminde sadeleserek daha çok sehpa, kavukluk, yazi takimi, çekmece, sandik, kasik, taht, kayik, rahle, Kuran muhafazasi gibi gündelik kullanim esyalari ve pencere, dolap kapagi, kiris, konsol, tavan, mihrap, minber, sanduka gibi mimari eserlerde uygulanmistir. Agaç isçiliginde kullanilan malzeme daha çok ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve gül agacidir.Kakma, boyama, kündekâriz, kabartma-oyma, kafes, kaplama, yakma gibi tekniklerle islenen ahsap esyalar günümüzde de kullanilmaktadir.Bu teknikler Zonguldak, Bitlis, Gaziantep, Bursa, Istanbul-Beykoz, Ordu gibi illerde halen devam eden hammaddesine göre deger kazanan baston ve asalarin kullanimi yüzyillar boyunca sürmüs, 19. yüzyilda yayginlasmistir.

Baston ve asalarin sap kisimlari; gümüs, altin, kemik, sedef gibi malzemelerden, gövde kisimlari ise gül, kiraz, abanoz, kizilcik, bambu, kamis vb. agaçlardan yapilmaktadir.Müzik aletleri yapimi eskiden beri devam etmektedir.Bu aletler agaçlar, bitkiler ve hayvanlarin; deri, bagirsak, kil, kemik ve boynuzlarindan yararlanilarak yapilmaktadir.Telli, yayli, nefesli, vurmali çalgilar olarak gruplandirilmaktadir.

Mimariye bagli olarak gelisen diger bir sanat kolu da çini sanatidir. Anadolu'ya Selçuklularla girmistir. Figürlü sanat eserlerini kullanmaktan çekinmeyen Selçuklu sanatkarlar özellikle hayvan tasvirlerinde çok basarili olmuslardir.14. yüzyilda Iznik, 15. yüzyilda Kütahya, 17. yüzyilda Çanakkale'de baslayan seramik sanati bu yörelerde kendilerine has renk, desen, form özellikleri ile Osmanli Dönemi seramik ve çini sanatina yeni yorumlar getirmistir. 14. - 19. yüzyillar arasi Türk çini ve seramik sanati fevkalade yaratici isçiligi ile dünya çapinda üne kavusmustur.

Anadolu uygarliklarindan elde edilen cam isçiliginin en seçkin örnekleri günümüzde "cam"in tarihi gelisimi konusuna isik tutmaktadir.Çesitli model ve formlarda vitray, Selçuklular döneminde gelistirilmistir.Osmanli Imparatorlugu döneminde Istanbul'un fethiyle camciligin merkezi bu kent olmustur.Çesm-i bülbül, Beykoz isi bu dönemden günümüze ulasabilen tekniklerden bazilaridir. Anadolu'da camin ilk kez gözboncugu olarak üretimi Izmir-Görece köyündeki ustalar tarafindan gerçeklestirilmistir. Anadolu'nun her tarafinda temelinde nazar inanci olan cam boncuklari görmek mümkündür.Nazarlik yoluyla canli veya nesneye yönelen bakislarin dikkatinin baska bir nesneye yönelecegine inanilir.Bu nedenle nazar boncugundan yapilan nazarliklar canlinin veya nesnenin görünen bir yerine takilir.

Geleneksel mimaride dis cephe ve iç mekan süslemesinde tas isçiliginde önemli bir yer tutmaktadir.Tas isçiliginin mimari disinda en çok kullanim alani mezar taslaridir. Oyma, kabartma, kazima (profito) gibi teknikler uygulanmaktadir.Kullanilan süsleme ögeleri, bitkisel, geometrik motifler ile yazi ve figürlerdir. Hayvansal figür azdir. Insan figürlerine ise Selçuklu Dönemi eserlerinde rastlanmaktadir.

Günümüzde fonksiyonunu henüz kaybetmeyen sepetçilik atalardan ögrenildigi gibi halen; saz, sögüt ve findik dallarindan örülerek yapilmaktadir. Esya, yiyecek vb. tasima amacindan baska ev içi dekorasyonunda da kullanilmaya baslanmistir.Hayvancilikla ugrasan kirsal kesimlerde yaygin olarak kullanilan keçe, çul ve agaçtan yapilan semer kullanildigi dönem boyunca geleneksel sanatlarin bir kolunu olusturmustur. Günümüzde basta endüstrilesme olmak üzere degisen yasam sartlari ve deger yargilarina bagli olarak üretimleri hemen hemen kaybolmaktadir.

Genel olarak geleneksel el sanatlari tipleri sunlardir :

Folklorik Yapma Bebekler
Hammaddesi Metal Olan Geleneksel Sanatlar
Hammaddesi Toprak Olan Geleneksel Sanatlar
Hammaddesi Tahta-Agaç Olan Geleneksel Sanatlar
Hammaddesi Tas Olan Geleneksel Sanatlar
Hammaddesi Cam Olan Geleneksel Sanatlar
Hammaddesi Hayvansal Olan Geleneksel Sanatlar
Hammaddesi Bitkisel Lif Olan Geleneksel Sanatlar
Islemeler
Örgüler
Dokumalar

Sikistirma Isleri (Keçe)
Zanaatkarlar
Geleneksel Sanatlarda Renk, Desen, Boyamacilik
midena pro tou telous makarize