Gönderen Konu: Gökçeada (Imbros)  (Okunma sayısı 1074 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Gökçeada (Imbros)
« : 26 Aralık 2014, 14:16:23 »
Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada (Imbros), Megaloi Theoi / Büyük Tanrılar /Samothrake Tanrıları olarak da bilinen Kabeiroi’a adanmış en büyük ikinci kutsal alana sahip olmasıyla antik çağda önemliydi. Söz konusu kutsal alanın yani Kabeirion’un lokalizasyonu için öneriler mevcuttur. Öte yandan varlığı bilinen Hermes Tapınağı,19.yy. sonunda Fredrich ve Conze tarafından adanın kuzeyinde konumlandırılmıştır.

Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, ya da antik dönemde bilinen ismiyle İmbros, “Trakya Denizi”1 de denilebilen kuzey ege’de Çanakkale Boğazı’nın ağzında yer alır. En yakın komşuları Bozcaada (Tenedos), Semadirek (Samothrake), ve Limni’dir (Lemnos).Hellen mitolojisinde Akhilleus’un annesi Thetis’in sarayının Semadirek ve Gökçeada arasında, denizde olduğuna inanılırdı. Homeros’da ise Poseidon’un kanatlı atlarının barındığı ahırların Bozcaada ve Gökçeada arasında olduğunu görürüz (İlyada 13.32–35; 24.78). Yine Homeros, adanın sarp coğrafî yapısını παιπαλόεσσα sıfatıyla tanımlarken;2 denizciler için de büyük önem taşıyan, bir “organize/düzenli kent” olduğuna dikkat çeker.3

Imbros adı köken olarak Hellence olmayabilir.4 Bunu destekler nitelikteki edebî kanıt ise Herodotos ve Strabon’da bulunabilir:5 Bu iki antik yazar, Lemnos gibi, Imbros’un da Hellenler gelmeden önce Pelasgların vatanı olduğunu söyler. Oberhummer ise İ.ö. 6. yy.a ait ve Lemnos’da bulunmuş, Hellen alfabesiyle Pelasg dilinde yazılmış bir yazıtı antik kaynakları destekleyen kanıt olarak ortaya koymuştur.6 Daha geç bir antik yazar olan Byzantium’lu Stephanus ise adayı şöyle tanımlamıştır: “Imbros, bir Trakya adasıdır; Kabeiroi ve Karialıların Imbramos dedikleri Hermes’in kutsal yeridir. Bir kenttir. Halkına Imbroslular denir.”7

Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Halime Hüryılmaz’ın yürüttüğü sistematik kazılarla, adanın prehistorik dönem içindeki yeri önemli bir biçimde açığa çıkmaktadır. Ancak adanın Klâsik Çağlara dair tarihçesi arkeolojik verilerin kısıtlı/eksik olması nedeniyle- yazılı kaynaklara dayanarak ortaya konulmaktadır. Tarihte Imbros’a dair en eski kayıt, Lemnos’la beraber adanın İ.ö. 512 yılında Pers kumandan Otanes’e teslim oluşu hakkındadır.8 Perslere karşı verilen mücadele sırasında Atina, Imbros’un askerî ve ekonomik önemini fark eder. İ.ö. 493 civarında, Genç Miltiades9 adayı Atina idaresine alır.10 Böylelikle Imbros bir Atina “klerukhluğu” olur. Atinalıların İ.ö. 5. yy.da adaya ayak basmalarıyla (İ.ö. 5. yy) artık yeni bir dönem açılır.11

Hellen-öncesi ada halkının tanrıları, inançları ve adetleri ile Atina’dan gelenlerin inanışları da kaynaşır: Athena Polias, Zeus ψιστος, Apollo Patroos, Asklepios, Nemesis, Oniki Tanrı,12 Dionysos, Artemis ve Kore.13 Hellen tanrıları ile yerel tanrılar birleşir; bu duruma en güzel örnek Hermes Imbramos’tur.

“Antik çağda Gökçeada” derken, Kabeiroi kültü14 bir adım öne çıkar. Önemli gizem kültlerinden olan Kabeiroi, ağırlıklı olarak Kuzey Ege’de Semadirek
(Samothrake), Gökçeada (Imbros), ve Limni’de (Lemnos); kıta Hellas’ta ise Thebai yakınlarında bulunan kutsal alanlarda tapınım görmüştür. Bu üç ada arasında, Samothrake’dekinden sonra en önemli “Kabeiroi Kutsal Alanı” yani Kabeirion Imbros’dadır (Res. 1).15 Konuyla ilgili olarak Strabon, Kabeiroi’un “en fazla Imbros ve Lemnos’da onurlandırıldığını” söyler ve “Troas Bölgesi’ndeki farklı kentlerde de bu tanrıların tapınım gördüğünü” ekler.16 Iamblikhus, “Pythagoras’ın Yaşamı” isimli eserinde Imbros’ta mistik ayinlerin yapıldığını anlatır.17 Samothrake’de bulunmuş olan arkeolojik ve yazılı kaynaklar, burada Büyük Tanrılar (ya da Samothrake Tanrıları) onuruna düzenlenen gizemlerin, antik dünyada Eleusis’den sonra en bilinen gizem kültü olduğunu ortaya koyar (Res. 2). Yukarıda da bahsedildiği gibi, bu tanrıların en önemli kutsal alanı Samothrake’de bulunmaktadır. Imbros’luların kutsal alandaki törenlere katılmaları için Samothrake’ye theoroi yolladıkları bilinmektedir.18 Hemberg’in de dikkat çektiği üzere, söz konusu tanrıların Imbros’ta hangi isimle anıldığı tam anlamıyla net değildir. Imbros kökenli yazıtlarda bu tanrılar şöyle geçmektedir: toĩς θεοĩς toĩς Μεγάλοις19 veya θεοĩς Μεγάλοις ,20 ya da θεοì Μεγάλοι, θεοì Δυνατοί, 'Ισχυρροί.

Imbros’dan gelen nümismatik kanıtlar ışığında, Kabeiroi’un dört yerine iki tanrıdan ibaret olup olmadığı sorusu ortaya çıkmaktadır.21 Bununla beraber, ada
sikkelerinde gördüğümüz Dioskuroi kepleri (Res. 3) ile sınırlı kalarak, kesin bir yargıya varmak hatalı olacaktır

Bir zamanlar Bademli (Gliki) Ayios Andreios Manastırı’nda bir kapının üstünde yer alıp, bugün Louvre’da bulunan özel bir yazıt, bu konuda dikkate değer bir kanıt sunar (Res. 4).22 Tanrılara bir sesleniş niteliğindeki yazıtın tercümesi şöyledir: “Büyük Tanrılar, kudretli tanrılar, güçlü ve Kasmilos, efendi, ata tanrılar, Koios, Kreios, Hyperion, Iapetos, Kronos.”23

Hermes’in (Kadmos?) ise Kabeiroi’dan biri olup olmadığı net değildir; bununla beraber, Conze ve Fredrich adanın kuzeyinde, eskiden Ayios Dimitrios
Manastırı’nın bulunduğu noktada bir Hermes Tapınağı olduğunu iddia etmektedir (Res. 1). Hermes Imbramos Imbros sikkelerinde sık görülen bir betimdir: N 10,24 N 11- N 22,25 N 23,26 N 33,27 N 34,28 N 3529 ve N 3930. Bu sikkeleri adadaki Hermes tapınımının varlığına somut kanıtlar olarak kabûl etmek yanlış olmayacaktır (Res. 5).31 Ayrıca, edebî kaynaklar ve yazıtlar da bu doğrultudadır: L 2,32 S 1,33 S 5,34 S 13,35 I 2,36 I 337 ve I 438.

Adada tanrıça Kybele’ye de tapınılmıştır. Strabon, Kybele ile Kabeiroi arasında bir bağ kurulabileceğini söyler.39 Yüzey buluntusu olarak kimi Kybele
heykelcikleri/figürinleri ele geçmiştir.40 Yine de en önemli kanıt Imbros kökenli olup, yukarıda da bahsettiğimiz bir yazıttır.41

Kabeiroi, Hermes ve Kybele kültlerine ek olarak, özellikle yazıtlar ve kimi paralar ışığında Gökçeada’da Hermes Agoraios,42 Zeus Hypsistos (Ulular ulusu
Zeus),43 Athena Parthenos,44 Apollon Patroos,45 Avcı Artemis,46 Dionysos,47 Asklepios,48 Tyche Demokratia49 ve Nemesis50 gibi tanrı/tanrıçaların da
onurlandırıldığını rahatlıkla söylemek mümkündür.

Kuşkusuz ki hem Kabeirion hem de Hermes Imbramos Tapınağı’nın konumu hakkında daha net ve kesin bir yargıya varmak için somut kanıtlara
ulaşmak lazımdır. Bununla beraber, sonuç olarak söyleyebileceğimiz en net yargı, Imbros yani Gökçeada’nın, kökleri Hellen öncesine inen Kabeiroi ve Hermes Imbramos için önemli bir kült merkezi olduğudur.



DİP NOTLAR

1 Plinius, V, 23,7.
2 İlyada 13.32–35; 24.77–79.
3 İlyada 14.281.
4 Fick 1905, 65; Özbek 2004, 168, dipnot 11.
5 Özbek 2004, 174, Y 8 ve Y 9.
6 Oberhummer 1898, 293.
7 Özbek 2004, 168.
8 CAH IV, 214: “… Otanes, Byzantium ve Khalkedon’u yeniden ele geçirdikten sonra,
küçük bir Hellen filosuyla Lemnos ve Imbros’a boyun eğdirir…”
9 Genç Miltiades, İ.ö. 524/523 yılında Peisistratlar tiranlığının eponymous archon’udur. Trakya
Khersones’inde ilk yerleşimi kuran ve Gelibolu Yarımadası boyunca bir duvar yaptırıp,
Kardia, Krithote, Madytus, Paktye, Sestus ve Elaeus’u Apsinthii’ye karşı birleştiren Yaşlı
Miltiades’in yeğenidir (Herodotos VI, 34–37, 103; 35–40). Genç Miltiades de Trakya
Khersonesi’nde İ.ö. 516/510–496/493 arasında hüküm sürmüştür.
10 Özbek 2004, 169.
11 Klerukh ve klerukhy için bkz. Parker 1994: 341.
12 Oniki Tanrı “klerukhların koruyucusu” olarak bilinir, bkz. Andreou 1991, 97.
13 Adada bulunmuş kimi paralar üzerindeki betimlerde Artemis ve Kore görülmektedir.
14 Samothrace 4, ii, 125. Kabeiroi, Megaloi Theoi/Theoi Megaloi olarak da bilinir. Bazen bu
tanrılara “Samothrake Tanrıları” da denilir. Mitolojik karakterler olan Dardanus ve
Iasion’un kimi zaman Kabeiroi diye anıldığı da vakidir. Kabeiroi’un 4 tanrıdan oluştuğu
düşünülmektedir: Axieros (Demeter/Rhea/Electra), Axiokersos (Hades/Zeus), Axiokersa
(Harmonia/Persephone/Kore) ve Kadmos (Kadmilos/Kasmilos/Hermes). Axieros ve
Axiokersos’un evliliğinden doğan Axiokersa. Axiokersa, Kadmos’la evlidir.
15 Nilsson 1950, 350.
16 Strabon, 10.3.21.
17 Iamblichus 28.151.
18 IG XII, 8, 216. Ayrıca bkz. Dimitrova 2008 (baskıda).
19 IG XII, 8, 51.
20 IG XII, 8, 71: Mermer bir güneş saati üzerinde, Büyük Tanrılar’a adak yazıtı. İ.ö. 2. yy.a
tarihlenmiştir: “Hegesinos oğlu Lysagoras, Phyle üyesi, Büyük Tanrılar’a. (adamıştır).”
IG XII, 8, 72. Beyaz mermerden küçük bir kaide üzerinde yer alan bu yazıt şöyle tercüme
edilmektedir: “Berenikidai’dan Akhaios oğlu Akhaios, Khares oğlu Diodoros rahip iken,
Büyük Tanrılar’a adak olarak...”
IG XII, 8, 73: “Steinia’lı Epikhares oğlu Epikhares rahip iken, Titus Annaeus Primus
kendi parasıyla stoaları onartmış ve Büyük Tanrılar’a adamıştır.”
21 Özbek 2004, 173.
22 Hemberg 1955, 15; Özbek 2004, 176; IG XII, 8, 74: Bugün Louvre Müzesi’ndedir.
23 Özbek 2004, 176, Y 8. Koios, Kreios, Iapetos, Hesiodos’un Theogonya’sında Kronos’un
erkek kardeşleri olarak söz edilen üç titan’dır.
24 Özbek 1997, 52; Sallet 1888, 275, No. 9025; Cop. 952–957 (SNG, The Royal Collection
of Coins and Medals, Danish National Museum, Copenhagen 1942 -1979); Kroll 1993,
178: İ.ö. 276/261 – İ.ö. 167 arasına tarihler; Kleiner 1976, 20, No. 1 (B 20:9).
25 Özbek 1997, 52; Sallet 1888, 275-6.
26 Özbek 1997, 53; Sallet 1888, 276, No. 390/1884.
27 Özbek 1997, 55, Lev. 23.3; Imhoof-Blumer 1883, 49; Sallet 1888, 278, No. 388/1884.
28 Özbek 1997, 55; Sallet 1888, 278, 1179/1878.
29 Özbek 1997, 55; Sallet 1888, 278, 1178/1878.
30 Özbek 1997, 56; Burnett, A., M. Amandry and P.P. Ripollès 1992, 317.
31 Özbek 2004, 175; 181, Fig. 2.
32 Eustathius, Commentarii, 524, bkz. Özbek 2004, 173, AY 2.
33 Özbek 1997, 58, Lev. 52, 53.1.
34 Özbek 1997, 59, Lev. 14.1.
35 Özbek 1997, 62, Lev. 18.1.
36 Özbek 1997, 68; IG XII, 8, 52. Bu yazıt, İ.ö. 2. yy.a tarihlenebilir. Orthanes için bkz.
Parker 345–346.
37 Özbek 1997, 69; IG XII, 8, 67. Bugün British Museum’da bulunan yazıt, İ.ö. 4. yy.a
tarihlenmektedir. Yazıtın çevirisi için bkz. Özbek 2004, 176, Y 3.
38 Özbek 1997, 69; Özbek 2004, 176, Y 4; IG XII, 8, 70: “Kharidemos oğlu Philip’in
rahipliği döneminde, kabûl edilmiş üyeler bunu Hermes’e [adadı].” Eskiden Ayios
Dimitrios Manastırı’nda bulunan ve kymationla bezeli bu yazıt İ.ö. 2. yy.a tarihlenmektedir.
39 Strabon 10.3, 15.
40 Bu figurinlerden bazıları, adalı Melih Özaltıner’ın özel koleksiyonunda görülebilir, bkz.
Özbek 1997, Lev. 19.1. Conze de adada bulunmuş “eine thronende Kybele” (tahtta
oturan Kybele) figüründen bahseder, bkz. Conze 1860, 90, Pl. XV, No. 8.
41 IG XII, 8, 51. Mermer, Kaleköy’de bulunmuş (Kastro) ancak bugün Berlin’de, yaklaşık
olarak İ.ö. 300–230 yılları arasına tarihlenmektedir. Kutsal Alan’dan söz etmesi ile bizim
için önemli bir yazıttır (SEG XVI. 518, XXVI. 1024, XL. 715): “Onlar ve soylarından
gelenler bundan sonra Imbros’lu olacaklardır ve kutsalları tıpkı diğer Imbroslular gibi
paylaşacaklardır. ‘Tahsildarlar’ bu dekrette yazanların hiçbirini yapmazsa ya da kanunlara
uymazlarsa, her biri Büyük Tanrılara 100 drahmi ödesin.” Daha sonra yazıtta bu
tahsildarların (practores) isimleri okunur. Yazıt şöyle devam eder: “ve Ktesikrates’in archon
olduğu dönemde Kutsal Alan’a ait aşağıdaki şeyleri incelediler…”. İkinci sütunda bunlara
ek olarak (sat. 17–18), büyük olasılıkla Büyük Tanrılar Kutsal Alanı’na bağlı bir başka
kutsal alandan daha söz edilmektedir: “Tanrıça’nın kutsal alanına ait paradan - 5330
drahmi”. Buradan itibaren Tanrıça’ya ait malların dökümü verilmektedir (ayrıca bkz. SEG,
XVI.518). Dworakowska 1976: 43-46’da yazıtın 21. satırını yorumlar.
42 Bkz. dipnot 29.
43 Özbek 1997, 73; IG XII, 8, 78.
Conze 1860, 90: Atina’da Pnyx’de Roma Dönemi’nde, bu külte ait bir “yer” olduğunu
söyler.
44 Özbek 1997, 50; Sallet 1888, 274, no. 4583; Sallet 1888, 274; Head 1991, 261; İ.ö. 350
yılından az sonraya tarihlenir.
45 Özbek 1997, 78; IG XII, 8, 102; Conze 1860, 88. Κηττός’lu, aynı zamanda Apollon
Patroos rahibi olan bir Atina vatandaşına ait mezar yazıtıdır.
46 Özbek 1997, 54; Sallet 1888, 277, no. 1347/1878.
47 Özbek 1997, 72; IG XII, 8, 76. Dionysos’a adak yazıtı, İ.ö. 4.yy.a tarihlenmektedir.
48 Özbek 1997, 72; IG XII, 8, 77. Olasılıkla Asklepios’a adanmış bir sunak üzerindeki yazıt;
İ.ö. 4. yy.a tarihlenmektedir.
49 Özbek 1997, 73–74; IG XII, 8, 80. Arassia Dağı üzerinde Conze tarafından bulunup,
Ayia Panagia, Kilisesi’ne getirilmiştir, bkz. Conze 1860, 93, Lev. XVII, no. 2.
50 Özbek 1997, 73; IG XII, 8, 79. İntikam tanrıçası Nemesis’in adı geçen yazıt;
Gökçeada’daki bir yapıdan gelmiştir: “Nemesis rahibi ve… (burada isimler verilmiştir)
[onunla] ilgilendi.”


KAYNAKÇA

Hesiodos
1993. Works and Days and Theogony, Çev. S. Lombardo .
Iamblichus
1818 Life of Pythagoras or Pythagoric Life, Çev. T. Taylor, London.
Strabon
1954 The Geography of Strabo, editör H. L. Jones, Cambridge ve London.
Andreou, I. and I.
1991 “Η ̉́Ιμβρος στιν ̉́Αρχαιοτήτα”, Αρχαιολόγια̉  41: 92–100.
Burnett, A., M. Amandry, ve P.P. Ripollès.
 1992. Roman Provincial Coinage. Vol. I, From the death of Caesar to the death of Vitellius (44 BC
– AD 69), Part I. Londra ve Paris.
CAH IV J. B. Bury, S. A. Cook, F. E. Adcock (Yay. Haz.)
1926. The Cambridge Ancient History Vol. IV, The Persian Empire and the West.
Conze, A.
1860 Reise auf den Inseln des Thrakischer Meeres, Hannover.
Dimitrova,
2008 “Theoroi and Initiates in Samothrace”, Hesperia Supplement 37, The American
School of Classical Studies at Athens (baskıda).
Dworakowska, A.
1976 “Note on the Greek Terminology for Abrasive Stones.” Archpolon 27: 43-49.
Fick, A.
1905. Vorgriechische Ortsnamen als Quelle für die Vorgeschichte Griechenlands. Göttingen.
Fredrich, C.
1908 “Imbros.” AM XXXIII: 82-112.
Fredrich, C.
1915 Vor dem Dardanellen, auf altgriechischen Inseln und auf dem Thasos. Berlin.
Head, B. V.
1991 Historia Numorum, Second Edition, Amsterdam.
Hemberg, A.
1950.Die Kabiren. Uppsala.
Hemberg, A.
1955 ̉Άναξ, ̉Άνασσα und ̉Άνακες. Uppsala.
IG XII, 8
1909 Inscriptiones Graecae, vol. XII, fasc. 8: Inscriptiones Insularum Maris Thracici, edited by
C. Fredrich, Berlin.
Imhoof-Blumer, F.
1883 Monnaies Grecques. Académie Royale Néerlandaise des Sciences. Paris.
Kleiner, F. S.
1976. “The Agora Excavations and Athenian Bronze Coinage, 200–86 BC.” Hesperia
45, 20.
Kroll, John H.
1993 “The Greek Coins”. The Athenian Agora, cilt XXVI, The American School of
Classical Studies at Athens, Princeton, New Jersey.
Nilsson, M. P.
1950 Geschichte der Griechischen Religion, Vol. II: Die Hellenische und Römische Zeit. Munich.
Özbek, Ç
1997 The Sanctuary of the Kabeiroi and the Worship of Hermes on Imbros, Yüksek Lisans Tezi,
Cornell University, Ithaca NY, A.B.D.
Özbek, Ç.
 2004 “Imbros Adası’ndaki Kabeiroi Kutsal Alanı ve Hermes Tapınımı,”
Anadolu/Anatolia Ek Dizi/Suppl. Nr. 1, Yay. Haz. Z. Çizmeli-Öğün, T. Sipahi, L. Keskin,
Ankara: 167–182.
Parker, R.
1994 “Athenian Religion Abroad”, Ritual, Finance, Politics, Athenian Democratic Accounts,
Presented to David Lewis, Ed. by R. Osborne and S. Hornblower, Oxford: 339–346.
Sallet, A. V.
 1888. Beschreibung der Antiken Münzen. Berlin.
Samothrace 4, ii K. Lehmann (ed.),
1964 Samothrace, Vol. 4, Part ii, The Altar Court, K. Lehmann and D. Spittle, New York



Anahtar Kelimeler: Gökçeada, Imbros, Kabeiroi, Megaloi Theoi, Hermes Imbramos
Keywords: Gokceada, Imbros, Kabeiroi, Megaloi Theoi, Hermes Imbramos

Alıntı:

GÖKÇEADA DEĞERLERİ SEMPOZYUMU 26-27 AĞUSTOS 2008

ANTİK ÇAĞDA GÖKÇEADA
Çiğdem ÖZBEK
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Mitolojik Köken ve Kayıtlarda İmbros
« Yanıtla #1 : 27 Aralık 2014, 09:48:09 »
Mitolojik Köken ve Kayıtlarda İmbros

Tenedos’la kayalık İmbros arasında,
Bir mağara vardır, geniş, kocaman.
Durdurdu orda atları Poseidon, yeri sarsan.
Çözdü arabadan, tanrısal yemlerini koydu önlerine.
Bağladı ayaklarına altın zincirler
Bunlar kırılmaz, çözülmez zincirlerdi
Efendileri gelene dek ayrılamazlardı oradan
Kendi de Akhalar’ın ordusuna doğru yürüdü gitti.

İLYADA XIII-33.


Imbros (Gökçeada) ismi ilk defa bu dizelerde geçmekteydi, Milattan önce 750 yılında yazılmış olan Homeros’un İlyada’sının dizelerinde
Milattan önce 1200 yıllarında yapıldığı öngörülen Truva Savaşı’ nın destanında…

Yaklaşık 3200 yıllık bir geçmişi vardı İmbros’un ve mitolojik açıdan bakıldığında daha da eskilere uzanıyordu
Denizlerin Tanrısı Poseidon’un Truva Savaşı sırasında atlarını bağladığı mağaraya çok yakındı bu ada


Sadece Poseidon’un mağarasına değil Achilles’in annesi Thetis’in sarayına da çok yakındı
Şu şekilde belirtmişti Homeros bize bu sınırları :

Böyle dedi,yel gibi giden İris’de fırladı gitti
Samos’la kayalı İmbros‘un arasından,
Atladı kapkara denize,
Sular gümbür gümbür gürüldedi.
Sığır boynuzundan sirtinin içindeki kurşun
Nasıl dalarsa çiğ et yiyen balıklara doğru,
O da öyle daldı derine,
Buldu Thetis’i oyuk bir mağarada….

İLYADA XXIV-78.


Bu dizelerin hemen öncesinde Zeus ,Troia Kralı Primaos’un Hector’un ölüsünü nasıl geri alacağını Achilles’in annesi Thetis’e bildirmesi için İris’i görevlendirmektedir. İris, Thetis’i belirtilen bölgede oyuk bir mağara içerisinde  ağlarken ve çevresinde deniz tanrıçalarıyla bulur.
Özet olarak Mitolojik açıdan iki önemli mekanla adı anılır İmbros’un:

Poseidon’un atlarını bağladığı bir mağarası Tenedos (Bozcaada) ile Imbros (Gökçeada) arasında ve Thetis’in saraylarından birtanesi  Samos (Sisam) ile Imbros arasında.

 
Bu iki önemli mekandan başka ayrıntılarada değinmekteydi Homeros.Örneğin Hera’nın bu adadan geçmesini şu dizelerle belirtmişti:

Böylece Here andını bitirince
Uzaklaştılar Lemnos’la İmbros kentlerinden…

İLYADA XIV-281


Homeros’un bu eserine güvenecek olursak ,ki Schliemann bu esere güverenerek Troia kentini bulmuştur, İmbros o dönemlerde etkin yerleşkelerden biridir. Homeros bize bu detayı şu şekilde vermiştir:

İeson’un oğlu satın almıştı Lykaon’u
Bir konuk çok para verip kurtarmıştı
İmbroslu Eetion’du bu konuk…

İLYADA XXI-43


Ayağıtez Akhilleus yakalayınca öbür çocuklarını
Gider satardı ekin vermez denizin ötesinde
Samos’ta, İmbros‘ta, dumanlı Lemnos’ta

İLYADA XXIV-753


Bugün Gökçeada’ya ait rehberlerde Eetion’dan İmbros Kralı olarak bahsedilmektedir. Oysa İlyada’da iki tane Eetion’dan bahsedilir, bunlardan biri Thebai şehrinin kralı ve Andromakhe’nin babası olan Eetion’dur, diğeri ise İmbros’lu bir konuktur. Pierre Grimal’in Mitoloji Sözlüğü’nde adı geçen Eetion gene Thebai kralıdır. Troia prensi Lykaon’u satın alarak kurtaran Eetion ile Thebai şehrinin kralı aynı kişi değildir destana göre.Benim İmbros’a o dönemlerde etkin bir yerleşke dememdeki neden burada köle alışverişinin yapılıyor olmasındandır.

Yukarıda belirtilen dizeler haricinde İlyada’da başka İmbros ismine rastlanmamaktadır.

İmbros adının geçtiği bu dizelerde başka bir önemli ayrıntı ‘kayalık’ olarak belirtilmesidir. Gerçekten de bugün İmbros’a gittiğimizde ilginç kaya oluşumlarını görmekteyiz. Koyların, sahillerin tümü kayalıklardan meydana gelmiş, ayrıca ada içerisinde de farklı kaya oluşumları bulunmaktadır. Zaten adanın en önemli gezi noktalarından biri de ‘Peynir Kayalıkları’dır. Anlaşılan İmbros’un kayaları her dönem dikkat çekici olmuştur.

İmbros’ta yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda M.Ö.3000 yıllarına ait sur ve ev temellerinin yanı sıra  erken tunç çağına ait seramikler, taş balta, silex ok ucu, yonga parçaları vb. bulunmuştur çıkarılan bu parçalar Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.


İmbros adının geçtiği bir başka kayıt ise Ksenophon’un Hellenika isimli eseridir.Bu eserde İmbros şu şekilde geçmektedir:

‘Asia kentleri Kypros ve Klazomenai adaları da dahil Kralın olacaktı ve gerçi Atina Lemnos,Imbros ve Skyros klerukhia’larını elinde tutsa da ‘büyük ve küçük diğer Yunan kentleri otonomiye kavuşacaklardı’.

Ksenophon’un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) isimli eserinde Pers Kralı II. Artakserkes’in kardeşi Kyros’un ayaklanması, ölmesi ve aslında zafer kazanan paralı Yunan askerlerinin Ksenophon önderliğinde ülkelerine dönmeleri konusu işlenmiştir. II.Artakserkes zamanında imzalanan bu Antalkidas Barışı (Kral Barışı)’nın İmbros ile ilgili maddesi Hellenika 5.1.31’de geçmektedir.

Byzantionlu Stephanios’a göre ‘İmbros bir Trakya adasıdır. Kabeiroi ve Karialıların İmbramos dedikleri Hermes’in kutsal alanıdır. Bir kenttir halkına İmbroslular denir.’

İamblikhus ,’Pythagoras’ın Yaşamı’ isimli eserinde İmbros’ta mistik ayinlerin yapıldığını söylemiştir.


Tarihi Eserler ve Kalıntılar
İmbros’un bu geçmişine rağmen ada da herhangi bir tarihi eser görememekteyiz. Oysa ki Ege Bölgesi’nde ve bu bölgedeki diğer adalarda birçok antik şehir kalıntıları görmek mümkün. İmbros’ta kalmamış olması ya da olmaması üzücü bir durum bana göre.

Sanattarihi.net/Grikurt Not: Kabeiroi kültünün ikinci en büyük tapınım merkezi olan gökçeadada antik kalıntıların bulunmayışı gerçekten ilginçtir, herşey bir kenara denizciler için önemli bir uğrak yeri olması en azından bir liman kenti kalıntılarının varlığının gerektirirdi, kent yapılarının ağaç benzeri dayanıksız malzemeden imal edilmiş olması muhtemel fakat ada da işlemeye müsait kayalar da vardır ve biliyoruz ki antik çağ insanının eli ayağı durmaz muhakkak biryerlere kabartma yazıt kazır sunak kazır yapar, açıkcası bu yokluk düşündürücüdür, pek ısrarcı olmamakla birlikte bu tapınak sunak yada meydanların yerin üstünde değil altında varolduklarını düşünsek dahi yüzeyde nişanlarını izlerini heybetlerini devam ettiren çalışmalar muhakkak ki olmalıydı.

Bademli Köyü taraflarında yapılan çalışmalar sonucu bir höyük çıkarılmış fakat bu bölgeye ulaşım bir hayli zor. Ayrıca ada üstünde en meşhur antik kalıntı ‘Kaya Mezar’ olarak tabir edilen  bir yapı. bu mezarın geçmişinin tam olarak bilinmemesi ve ulaşımın zor olması merakımızı sıfıra indirmektedir. Öğrendiğimize göre bu mekana ulaşım için tabela konuyormuş, fakat birileri buraya gelinmesini istemiyormuş gibi tabelayı her seferinde söküyormuş.

Yapılan araştırmalar doğrultusunda İmbros’ta iki adet önemli kutsal alan olduğu düşünülmektedir. Bunlardan biri Kabeiroi olarak bilinen Büyük Tanrılara adanmış Kabeirion’dur. Semadirek adasındaki kutsal alandan sonra en önemlisidir. İkinci kutsal alan ise Hermes İmbramos Tapınağıdır. Bugün bu iki kutsal alanın lokasyonları sadece varsayımdır.

 
Bahsi geçen varsayımlara göre Hermes Tapınağı adanın kuzeyinde Agios Dimitrios’da Kabeirion ise Bademli yakınlarındadır. Bulunan sikkelerden Hermes’in İmbros için önemli bir tanrı olduğu açıktır.


Kaynakça:
1-)Homeros,İlyada,Çev.Azra Erhat,Can Yayınları,İstanbul,24.Basım 2008
2-)Ksenophon,Hellenika (V.I.31)
3-)Gökçeada Değerleri Sempozyumu Notları
4-)Grimal P.,Mitoloji Sözlüğü ,Çev.Sevgi Tamgüç,Sosyal Yayınlar,İstanbul,1997

Alıntı:
Dimitri Daravanoğlu
2mi3.com

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Gökçeada (Imbros)
« Yanıtla #2 : 30 Aralık 2014, 14:04:49 »
Mitolojideki yeri
M.Ö. 1200'lü yıllarda geçtiği varsayılan Troya Savaşı'nı konu alan İlyada Destanı, Homeros tarafından M.Ö. 750'li yıllarda yazılmış. Destanda adı birçok kez geçen İmroz'dan hep kayalık olarak bahsedilir.

Yunan Mi­to­lo­ji­ine gö­re Gök­çea­da(İm­roz) ve Se­ma­di­rek ada­la­rı ara­sın­da Ak­hil­le­us’un an­ne­si The­tis’in sa­ra­yı, Gök­çea­da ile Boz­caa­da (Te­ne­dos) ada­la­rı ara­sın­da ise Po­sei­don’un ka­nat­lı at­la­rı­nın ahır­la­rı bu­lu­nu­yor.

Ho­me­ros’a gö­re İm­roz­lu­lar Tro­ya sa­va­şı sı­ra­sın­da Tro­ya­lı­la­rın ya­nın­da yer al­mış­lar. Yu­nan­lı sa­vaş­çı Ac­hil­les ta­ra­fın­dan esir edi­len ve Lim­ni’ye kö­le ola­rak sa­tı­lan Tro­ya Pren­si Lyca­on, İm­roz Kra­lı Eti­on ta­ra­fın­dan bü­yük mik­tar­da pa­ra öde­ne­rek kur­ta­rıl­mış.

An­tik ta­rih­çi Tho­uky­di­des, İm­roz­lu­la­rın Ati­na­lı göç­men­ler so­yun­dan ol­duk­la­rı­nı ve Hel­len di­li­ni de Ati­na­lı­lar gi­bi İon leh­çe­siy­le ko­nuş­tuk­la­rı­nı söy­lü­yor.
Lu­wi di­lin­de “Yü­ce AnaTan­rı­ça” an­la­mı­na ge­len “İma­u­ra” söz­cü­ğü­nün Hel­lenağ­zın­da ön­ce İmu­ros, da­ha son­ra da İm­bros’a dö­nüş­tü­ğü söy­le­ni­yor. İm­bros, ço­rak top­rak­lar­da­ki be­re­ket tan­rı­sı an­la­mı­na ge­li­yor.

"Denizin diplerinde ,uçurumlarda,
Tenedos'la kayalık İmroz arasında
Bir mağara vardır;geniş,kocaman.
Dinlendirirdi orada atlarını POSEİDON;yeri sarsan.

Çözdü arabadan,tanrısal yemlerini koydu önlerine.
Bağladı ayaklarına altın zincirler
Bunlar kırılmaz,çözülmez zincirlerdi
Efendileri gelene dek ayrılamazlardı oradan
Kendi de Akhalar’ın ordusuna doğru yürüdü gitti.

İLYADA XIII-33., HOMEROS


Gökçeada Tarihi
Gök­çea­da ta­rih bo­yun­ca, Avrupa-As­ya ara­sı köp­rü gö­re­vi­ gö­re­rek de­vam­lı el de­ğiş­ti­ren bir ge­çit mer­ke­zi ol­muş. Ada­nın is­kan ta­ri­hi­nin ne ka­dar es­ki­ye git­ti­ği­ne da­ir ke­sin bil­gi­ler bu­lun­mu­yor. Ama ilk yer­le­şen­le­rin Pe­lasg’lar ol­du­ğu ka­bul edi­li­yor. Pe­lasg’lar­dan son­ra kı­sa sü­re­li ola­rak Pers­ler’in ege­men­li­ği­ne gir­iyor. Ati­na­lı­lar ile Pers­ler ara­sın­da MÖ.448’de ya­pı­lan ba­rış ne­ti­ce­sin­de Ati­na’ya bağ­lanıyor.

M.Ö.215-168 yıl­la­rı ara­sın­da Ati­na­lı­lar ile Ro­ma­lı­lar ara­sın­da 47 yıl sü­ren Ma­ke­don­ya Sa­vaş­la­rı so­nun­da, Ro­ma İm­pa­ra­tor­lu­ğu’nun eli­ne geç­iyor.Ro­ma’nın iki­ye ay­rıl­ma­sın­dan son­ra Do­ğu Ro­ma’nın(Bi­zans) pa­yı­na dü­şüyor. Bi­zans ege­men­li­ğin­de ge­çen uzun bir dö­nem­de dö­nü­şüm­lü ola­rak Ve­ne­dik ve Ce­ne­viz­li­le­rin de ha­ki­mi­ye­ti­ne gir­iyor.

Bi­zans’ın 1204’de La­tin­ler ta­ra­fın­dan is­ti­lâ­sı sı­ra­sın­da Ce­ne­viz­li­le­rin eli­ne ge­çe­rek Ge­li­bo­lu Dü­ka­lı­ğı­’na bağ­lan­ıyor. Bi­zans İm­pa­ra­tor­lu­ğu’nun son yıl­la­rın­da Ce­ne­viz­li Got­ti­lu­si­a Ai­le­si, Ege’de­ki di­ğer ada­lar­da yap­tığı gi­bi bu­ra­da da ege­men­lik kur­uyor.

1262 yı­lın­da Mic­ha­el Pa­la­eo­lo­gos İm­pa­ra­tor­lu­ğu ta­ra­fın­dan iş­gal edi­le­rek, 15. yüz­yı­lın or­ta­la­rı­na ka­dar on­lar ta­ra­fın­dan yö­ne­til­iyor.

1453 yı­lın­da İs­tan­bul’un Os­man­lı­ İmparatorluğu ta­ra­fın­dan fet­he­dil­me­si ile Gök­çea­da’da­ki Bi­zans güç­le­ri ada­yı ter­ke­de­rek ken­di ka­de­riy­le baş­ba­şa bı­rakıyorlar. Bu­nun üze­ri­ne Gök­çe­ada­lı de­le­ge­ler Fa­tih Sul­tan Meh­met ile gö­rüş­mek üze­re İs­tan­bul’a giderek ada­nın Os­man­lı ha­ki­mi­ye­tinde es­ki dü­ze­ni­ni sürdürmesini sağlıyorlar.

1455’de Os­man­lı top­rak­la­rı­na ka­tı­lan ada, Os­man­lı­ ile Ve­ne­dik­ ara­sın­da ge­çen sa­vaş­lar­la dö­nem dö­nem el de­ğiş­tiriyor. Ka­nu­ni Sul­tan Sü­ley­man za­ma­nın­da ada va­kıf ilan ediliyor. Bu sayede mal varlığı korunan ve arttırılan Gökçeada, Osmanlı hakimiyeti altında 20.yy’a kadar refah içinde yaşıyor. 1800’lü yıl­la­rın ba­şın­da bir­çok Ege ada­sı, Yu­na­nis­tan’a bı­ra­kıl­ma­sı­na rağ­men Gök­çea­da Os­man­lı’da kalıyor.

1912 ta­rih­li 1. Bal­kan Sa­va­şı sı­ra­sın­da Yu­na­nis­tan Gök­çe­aa­da’ya giriyor. 1913 tarihli Ati­na Ant­laş­ma­sı ile Gök­çea­da ve Boz­caa­da dı­şın­da­ki tüm Ege Ada­la­rı Yu­na­nis­tan’a ve­riliyor. Ama bu ara­da baş­la­yan Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı se­be­biy­le Yu­nan­lı­lar ada­da ka­la­rak, An­zak, İn­gi­liz ve Fran­sız güç­le­ri­nin ada­yı de­niz ve ha­va üs­sü ola­rak kul­lan­ma­la­rı­nı sağ­lıyor.

Gök­çea­da, Lo­zan Ba­rış Ant­laş­ma­sı so­nu­cun­da  22 Ey­lül 1923 ta­ri­hin­de Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti top­rak­la­rı­na ka­tıl­ıyor. Bu ta­rih her se­ne Gök­çea­da’nın kur­tu­luş gü­nü ola­rak kut­la­nı­yor.

Tarihi Eserler
Gök­çea­da’dan es­ki çağ­lar­dan be­ri çe­şit­li kül­tür­le­rin ge­lip geç­ti­ği bi­li­ni­yor. Ama on­lar­dan ge­ri­ye ka­lan­la­rın ço­ğu yokolmuş ya da top­rak al­tın­da gün ışı­ğı­na çık­ma­yı bek­li­yor.

Adada ilk arkeolojik ka­zı ça­lış­ma­sı Ye­ni Ba­dem­li Hö­yü­ğü’n­de 1996-1997 yıl­la­rın­da ya­pıl­mış.  Burada tarih öncesi dönemlerden kalma, zamanında deniz kıyısında olan bir yerleşimin kalıntıları ortaya çıkarılmış. Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si Ar­ke­olo­ji Bö­lü­mü öğ­ren­ci­le­ri ve ada­lı va­tan­daş­la­rın ça­lış­ma­la­rı ile M.Ö. 3000 yıl­la­rı­na ait sur, ev te­mel­le­ri, er­ken tunç ça­ğı­na ait se­ra­mik­ler, ağır­şak­lar, taş bal­ta, si­lex ok ucu, per­dah, ez­gi taş­la­rı, yon­ga par­ça­la­rı bu­lun­muş. Bu tarihi kalıntılar, Ça­nak­ka­le Ar­ke­olo­ji Mü­ze­si’nde sergileniyor.

Ada­nın bi­li­nen en es­ki yer­le­şim ye­rlerinden olan Ka­le­köy’de Hel­len ön­ce­si dö­nem­le­re ait ol­du­ğu dü­şü­nü­len, Bizans ve Ceneviz zamanında ona­rıl­mış ve ye­ni­le­ri ek­len­miş ka­le sur­la­rının kalıntıları bu­lu­nu­yor.  M.Ö. 5.yy’da Ati­na­lı­lar ta­ra­fın­dan, bu sur­la­rın et­ra­fı­na Yu­nan kent dev­let­le­ri­ne ben­zer bir ak­ro­pol ku­rul­du­ğu bi­li­ni­yor.  Kale surlarında ve bazı evlerin duvarlarında akropolden kalma taşların kullanıldığı görülüyor. Kö­yün et­ra­fın­da an­tik ya­zıt­la­ra, mer­mer mi­ma­ri ka­lın­tı­la­ra ve hey­kel par­ça­la­rı­na da rast­la­nı­yor.

Adanın ayakta kalmış diğer tarihi kalıntıları, Dereköy yakınındaki Paleokastro Kulesi ve Yuvalı Plajı’ndaki Pirgos Kulesi. Gökçeada, yaklaşık 500 sene Osmanlı hakimiyetinde olmasına rağmen Osmanlı’dan kalma sadece 1 cami, 4 çamaşırhane ve 1 çeşme bulunuyor. 1800’lü yıllarda yapılan bu eserlerin hepsi ada merkezinde yer alıyor.

Gökçeada dini yapılarının çokluğu açısında dikkat çekiyor. Halk ara­sın­da ma­nas­tır denilen ufak kiliseler, bir da­ğın te­pe­sin­de, bakir bir koy­da ve­ya or­ma­nın or­ta­sın­da birdenbire kar­şı­nı­za çı­ka­bi­li­yor.  Zamanında Katolik baskısına uğrayan adalı Ortodoks Rumların, ibadetlerini rahatça sürdürmek için manastırları böyle ıssız noktalara kurdukları düşünülüyor.

Ma­nas­tır­lar sa­de, ufak ve genelde beyaza boyalı oluyor. Mi­ma­ri açı­dan bir­bir­le­ri­ne ben­zi­yorlar. İç­le­rin­de sa­de­ce İsa ve Mer­yem Ana iko­na­la­rı, tah­ta otur­ma sı­ra­la­rı bu­lu­nu­yor.

Ma­nas­tır­lar, çe­şit­li teh­li­ke­ler­den ko­run­mak ya da be­re­ket ge­tir­me­si ama­cıy­la fark­lı aziz­ler adı­na ya­pı­lı­yor. Şah­sa ait ol­duk­la­rı için ka­pı­la­rı ki­lit­le­ri tu­tu­lu­yor. Her ma­nas­tır­dan so­rum­lu bir ai­le bu­lu­nu­yor. Ma­nas­tı­rın te­miz­lik ve ba­kım iş­le­riy­le on­lar il­gi­le­ni­yor.
Gök­çea­da’da toplam 360 ki­li­se ve ma­nas­tır bu­lun­du­ğu ve bun­lar­dan sa­de­ce 7 ki­li­se ve 50 ma­nas­tırın günümüde kul­la­nı­ldığı söyleniyor.


Kaynak: gokceadarehberim.com