Gönderen Konu: Aristofanes  (Okunma sayısı 1115 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Aristofanes
« : 24 Haziran 2015, 14:03:43 »


Aristofanes (Aristophanes), MÖ 456 - MÖ 386 yılları arasında yaşamış Yunan komedya ozanı ve eski Attika komedyasının temsilcisidir. Atina'nın Kydathenaion demos'undan (yönetim bölgesi) Philippos'un oğluydu. Aigina'da doğdu. Araros, Philippos, Nikostratos adında üç oğlu vardı. Hayatı üzerine fazla bir şey bilinmiyor. Gençliğine dair kesinlik taşıyan bilgiler olmamakla birlikte günümüze ulaşamayan ilk oyunu "Bilgelerin Şöleni"nin MÖ 427’de oynandığı bilinmektedir. Son komedyasını ise 388 de yazmıştır. Dolayısıyla, Aristophanes’in oyun yazarlığı döneminin, Perikles'in ölümünden (MÖ 429) sonraki döneme tekabül ettiği söylenebilir. Yazar, Atina demokrasisinin en parlak dönemine yetişmiştir. Yazdığı  44 oyundan, günümüze 11 oyunu kalmıştır.

Aristophanes komedyalarını parabasis'inde kendini şöyle anlatır: "Daima Atina'nın iyiliği için çalışmıştır. İktidarı vatandaşlarını aldatarak ele geçiren Kleon'a karşı cesurca savaşmaktan çekinmemiş, Atinalılara her fırsatta doğru yolu göstermiştir. Kaba saba şakalara, manasız komik tiplere ve gülünç vakalara başvurmadan komedyayı yüksek bir sanat seviyesine ulaştırmıştır."

Platon, Aristophanes'i Şölen (Symposion) ciddi konuşmaya eğlenceli bir hava katmasını bilen, sofrada söyleşmeyi seven hoş bir dost olarak betimler, belki Aristophanes'in çoğu yapıtına bu açıdan bakmak gerektir. Bu eserde Platon, aşkın kökeninin komik ve söylencesel açıklamalarını belirtir.


Sanat Hayatı

Perikles'in ölümünden sonra başa geçenlerin çıkarcı ve ikiyüzlü davranışları, Aristophanes'in komedyalarında sık sık yerilir. Özellikle Peloponez Savaşı esnasında savaş çığırtkanlığı yapan kişiler, Aristophanes'in "Barış Üçlemesi" diye adlandırılan komedya eserlerinde alaya alınırlar. Bu üçleme yazarın "Lysistrata" veya "Kadınlar Savaşı" (MÖ 411), "Barış" (MÖ 421), "Kömürcüler" (MÖ 425) adlı oyunlarından oluşmaktadır.

Aristophanes geleneklere bağlı ve her yeniliğe tepki gösteren bir yazardı. Düşüncelerinde tutucuydu. Edebiyatta ve sanatta yapılan yenilikleri pek beğenmezdi. Ona göre en iyi tragedya yazarı Aiskhylos’tur. Oysa her yönüyle yeni olan Euripides’i tutmaz, komedyalarında onunla alay ederdi. Yazarın tutumu Sophistlere ve doğal olarak Sokrates’e karşı da aynıydı; çünkü Aristophanes’in gözünde bunlar tehlikeli ihtilalcilerdi, gelenekleri yıkan, töreleri saymayan düşünürlerdi. Tüm bunlara rağmen, MÖ 411'de yazdığı "Lysistrata" oyununda gerçekleşeceğini umduğu barışı tesis etme görevini kadınlara verir. Bu durum, kadınların yurttaş bile sayılmadıkları Atina toplumu açısından önemli bir adımdır.

Aristophanes, Atina'nın bunalım geçirdiği bir zamanda yaşamıştır. Oyunlarını yazdığı dönem, Pelopones Savaşının, yani iki büyük Yunan şehri arasında kardeş kavgasının sürüp gittiği yıllara rastlar. Atina ile Sparta, tarihte bir defa olmak üzere doğudan gelen düşmana karşı birleştikten sonra, Atina içerde ve dışarda egemenliğini kurmuş, Perikles'in yönetimi altında büyük bir şehir-devlet haline gelmiştir. Ege Adaları ve Anadolu kıyı kentleriyle birleşerek, Delos Deniz Birliğini kurmuştur. Atina'nın bundan sonraki amacı, Yunan dünyasını kendi yönetimi altında birleştirmek ve Yunanistan'da tek bir devlet kurmaktı.

Perikles öldükten sonra yerine geçenler, bilgisiz ve yetersiz kişilerdi. Yalnız kendi çıkarlarını düşünen, ama bunun için de seçmenlerin gururunu okşayan devletin başına gelen bu kimselere demogog adı verilirdi. Ilk demogog Kleon'du.

Aristophanes, emperyalist ve savaşçı demokrasinin karşısındadır. Vatandaşlarını demogogların elinden kurtarmak, barışa ve kardeş Yunan devletleri ile anlaşma, müttefik şehirlerle eşitlik yoluna yöneltmek için canla başla çalışmıştır. Bu hedefle Atina'nın bütün nizam ve kurumlarını komedyalarında ele alarak, iyi ve kötü yanlarını göstermiş, vatandaşlarını her türlü kusurlarını düzeltmeye davet etmiştir.

Aristophanes, geleneklere bağlı ve her yeni şeye tepki gösteren bir yazardı. Düşüncelerinde tutucu idi. Edebiyatta ve sanatta yapılan yeniliklerden de hoşlanmazdı. Ona göre en iyi tragedya yazarı Aiskhilos'tu. Oysa her yönü ile yeni olan Euripides'İ tutmaz, komedyalarında onunla alay ederdi. Yazarın tutumu sofistlere ve doğal olarak Sokrates'e karşıda aynıydı; çünkü Aristophanes'in gözünde bunlar tehlikeli ihtilalcilerdi, gelenekleri yıkan, töreleri saymayan düşünürlerdi.

Aristophanes'in renkli, düş gücüyle yüklü bir dili vardır, şiiri nicelikli bir duygusallık taşır ve oldukça yaratıcıdır. Yunancanın yeni kelimeler üretmede elverişli bir dil olmasını ustaca kullanmıştır. Komedyalarındaki isimler kendi komik buluşlarıdır: Dikaiopolis (adil şehir), Lysistrato (orduları terhis eden), Philokleon (Kleonsever), Bdelykeon (Kleondan tiksinen), Pisthetairos (sadık dost), Euelpides (ümitli), Pheidippides (atları koruyan), Nephelokokkygia (Bulutkuşkent), Phrontisterion (Fikirhane).

Etkili komik bir unsur olarak kullandığı  bu kelime oyunlarından başka Aristophanes taklitten de faydalanır. Atinalı olmayan kişileri kendi lehçeleri, şiveleri ile konuşturarak, komik sahneler yaratır.

Güldürü öğesi büyük ölçüde abartmaya, parodiye, taşlamaya dayanır, düşünce ve kültür dünyasındaki yeni hareketler ya da kendilerine özgü davranılması uygun düşen seçkin kişiler hedef alınır. Hiçbir gruba ya da sınıfa ayrıcalık tanınmaz, dolayısıyla oyundan nasıl bir ahlaksal ya da siyasal ders çıkarmak gerektiği kolay anlaşılmaz.

Aristophanes'in komedyaları çok kişilikli ve kişileri hep Atinalıdır. Tiyatroda kalabalık sahneleri ilk defa ondan görüyoruz. Takma adlar veya kendi isimleri ile memleketinin bütün sınıflarını sahneye koymuştur. Atinanın günlük hayatını bütün gerçeğiyle canlandırmıştır. Şehirlisi, köylüsü, askeri, tüccarı, rahibi, devlet adamı, komutanı, hakimi canlandırmaktadır.


Günümüze Ulaşan Yapıtları

MÖ 425 Akharnailılar  (Akharneis), Aristophanes'in günümüze ulaşan ilk yapıtıdır, Lenaia şenliğinde sahnelendi ve birincilik aldı. Bu komedyaya Kömürcüler de denir.  Çünkü korosu Atina'nın kuzeyinde Akharnai kasabasının çoğu kömürcü olan vatandaşlarından meydana gelmektedir. Bu eser Atina ve Sparta arasında yaşanan Peleponez Savaşlarını ele alıyordu. Aristophanes bu eserinde oldukça kaba fırça vuruşlarıyla Kleon’u alaya alıyordu. Bu oyun bir yıl sonra oynanan "Atlılar"ın (MÖ 424) bir önsözü niteliğindeydi.

MÖ 424 Atlılar (Hippeis), Lenaia şenliğinde birincilik ödülü aldı. Bu komedya o zamanları Atina'da hüküm süren ve Pylos'ta kazandığı başarıdan dolayı halka her nazını geçiren Kleon'a şiddetli bir hücumdur.

MÖ 423 Bulutlar (Nephelai),  Büyük Dionysia şenliğinde Philonides adıyla oynandı, Sokrates'i  ve Sofistlerin öğretisini eleştiren bir oyundur. Yarışmada üçüncü oldu. Aristophanes, oyunu bugün elimizdeki biçimiyle yeniden yazdı, bu arada Sofistleri yerdiği iki sahneyi değiştirdi. Oyun bu ikinci biçimiyle büyük şenliklerin hiçbirinde sahnelenmedi. Sokrates, tutuklanmasının ve ölüme mahkûm edilmesinin en önemli etkenlerinden biri olarak bu komedyayı gösterdi.

MÖ 422 Eşek Arıları  ya da Yargıçlar (Sphekes), Lenaia şenliğinde ikincilik ödülü aldı. Yazar bu komedyada yeniden siyasi bir mevzuyu ele alıyor. Jüri üyeleri kocaman iğneleri olan eşek arılarına benzetilmişti. Oyundaki budala ihtiyarın adı Philokleon'dur (yani Kleon dostu), onu değiştirmeye çalışan oğlunu adı ise Bdelykleon'dur (yani Kleon düşmanı). Aristophanes bu eserinde, Kleon’a zenginlerin malına el koymasında yardım ediyorlar diye jüri üyelerini yeriyordu.

MÖ  421 Barış (Eirene), Büyük Dionysia'da ikincilik ödülü aldı. Bu eser Atina’nın Sparta ile savaşa son vermesini ve anlaşma yapılması gerektiğini savunan bir eserdi.

MÖ 414 Kuşlar (Ornithes), Büyük Dionysia şenliğinde Kallistratos adıyla oynandı ve ikincilik ödülü aldı. Bu komedyanın konusu hayalidir. Kleon’dan sonra başa geçen Alkibiades’i konu alıyordu. Bu oyunda savaş bitkini iki Atinalı yurttaş,  Pisthetairos (yani arkadaşına güvenen) ile Euelpides (yani ümitli) cennetle yeryüzü arasında, gökyüzünde bir kent kurarlar. Tanrılardan egemenliği çalıp kuşları evrenin efendileri yaparlar. Kuşlar, kaba şakaları en az olan oyunudur.

Sonra Aristophanes’in savaşa karşı yazılmış ve çağımızda müzikali bile yapılmış Lysistrata’sı (MÖ 411) gelir.  Atina halkı tarafından çok sevilen ve ertesi yıl yine tekrarlanan Lysistrata savaşa son vermeyi zorunlu kılmak için erkeklerine aşk grevi yapan Atinalı ve Spartalı kadınların isteklerinde nasıl başarıya ulaştıklarını gösterir.  MÖ 411 Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar (Thesmophoriazusai) ve Lysistrata'yı sahneye Kallistratos koydu, büyük olasılıkla her iki oyun da sırasıyla Lenaia ve Dionysia şenliğinde temsil edildi. Thesmophoriazusai, Euripides'in Helena adlı oyununa bir paradi olarak yazılmış eğlenceli ve hafif bir eserdi.

MÖ 405 Kurbağalar (Batrakhoi), Lenaia şenliğinde birincilik ödülü aldı. Bu oyunda Euripides'e saldırı niteliğindedir.

MÖ 392 Kadınlar Meclisi (Ekklesiazusai) Lenaia şenliğinde oynandı. İlk oyunlarından çok değişikti. Kadın haklarını alaya aldı. Atina 'da demokrasi gerilemeye başladığından siyasal taşlamaya girmek zorlaşmıştı. Artık baskı başlamıştı.

Günümüze gelen on bir oyun metninden sonuncusu Plutos ( MÖ 388), Aristophanes'in son komedyasıdır. İyice gerileyen Atina'da eleştiri özgürlüğü kalmadığından bu oyununda kinaye sanatına sığınmıştır. Bu oyununda parabasis, yani koronun doğrudan doğruya halkla konuşup yazarın düşüncelerini dile getirip yöneticileri suçladığı bölüm, yoktu. Böylece eski komedya dönemi sona erdi ve yerini orta komedyaya bıraktı.

Aristophanes’in yapıtlarının günümüzde de önemini koruması, diyaloglarındaki yaratıcılığa, genellikle yerinde ve ölçülü kullanılan yergi öğesine bağlanabilir. Özellikle Euripides’i alaya aldığı parodilerinin parlaklığının ve koro şarkılarının canlılığının yanı sıra barış, kadın-erkek ilişkileri, iktidara yergi gibi evrensel temaları ele alması, yapıtlarının geçerliliğini sağlayan diğer niteliklerdir. Her şeyden çok kadın ile erkek arasındaki aşk temasını işler. Oyunlarında para ve saygıdeğerlilik mutlu son için yeterli şartlardır.


Günümüze Ulaşmayan Yapıtları

MÖ 427 Şölenciler  (Daitaleis,  başlık aynı adı taşıyan hayal ürünü bir demos'un halkını  belirtmektedir). Oyun kayıptır yalnızca oyunda geçen iki konuşmadan artakalan bazı parçalar vardır. Şölenciler oyun yazarlığı yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı.

MÖ 426 Babilliler (Babylonioi) temsilinden sonra Kleon (Atina'ya katılım paylarını ödemeye gelen Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye) müttefiklerin gözleri önünde yüksek devlet yöneticilerine saldırdığı için Aristophanes aleyhine dava açtı. Aristophanes herhalde cezaya çarptırılmadı. Oyun birincilik ödülünü kazanmış olabilir. Bu oyun Atina’nın iç ve dış politikasını taşlayan bir eserdir. Oyun, Dionysos şenliklerinde ve 3 kez de Lenaia bayramında oynanmıştır.

Aristophanes Kokalos  ve Aiolosikon  başlıklı iki komedya daha yazdı ve sahnelenmesi için oğlu Araros'a verdi, bu oyunlar şimdi kayıptır. Kokalos'un Menandros komedyalarının tipik özelliği olan romantik öğelere yer vermekle tür olarak Yeni Komedya'yı başlattı. Aristophanes MÖ 421'e kadar yazdığı oyunlarıyla Eski Komedya'nın başlıca temsilcisi konumundadır. Kuşlar'dan itibaren oyunlarının yapısında önemli değişiklikler görülür.


Aristophanes'in Türkçeye çevrilmiş eserleri

    Aristophanes, Kadınların Savaşı - Lysistrata, çev. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1966
    Aristophanes, Kuşlar, çev. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1966
    Aristophanes, Eşek Arıları - Yargıçlar, çev. Sabahattin Eyüboğlu, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1966
    Aristophanes, Bulutlar, çev. Ali Süha Delilbaşı, Mf.V., Ankara, 1957
    Aristophanes, Barış, çev. Azra Erhat, M.E.B., Ankara, 1966
    Aristophanes, Kurbağalar, çev. Nevzat Hatko, M.E.B., Ankara, 1946
    Aristophanes, Eşekarıları, Lysistrata, Kuşlar, Kömürcüler, Barış, çev. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2006


Kaynakça

*Wikipedia
*Oxford Antikçağ Sözlüğü,  (Çev. F. Ersöz), İstanbul, Kitap Yayınevi, 2013, ISBN 978-605-105-120-8
*Prof. Dr. Tansu AÇIK'ın ders notları
*Erhat, A., Aristophanes, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1958
*Aristophanes, Eşekarıları, Lysistrata, Kuşlar, Kömürcüler, Barış, çev. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2006
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Aristofanes, Aristofanes'in 11 komedyası
« Yanıtla #1 : 24 Haziran 2015, 14:14:12 »
Klasik Çağ'da Atina'da ortaya çıkan Eski Komedya türünde eser veren en usta isim olan Aristofanes (M.Ö. 456-386), günümüz komedyasının da yaratıcısı olarak görülür. Bayağı farslardan oluşan komedyaya dramatik bir kurgu çatısı getirerek ona edebi bir eser niteliği kazandırmıştır. Böylelikle kaba saba sözler ve kişisel taşlamalardan öteye gitmiş, komedya metnine sanatsal bir değer kazandırmıştır. Aristoteles de tiyatronun ilk kuramsal metni olup günümüzde dahi geçerliliğini koruyan Poetika adlı eserinde başta dramatik bir tür olarak sanatsal değeri olmayan komedyaya Aristofanes’in bir öykü, çatı ve nitelik kazandırdığını belirtmiştir.

Aristofanes’in 44 eser yazdığı biliniyor, fakat günümüze bunlardan 11 tanesi kalmıştır. Türkçeye ise 7 tanesi çevrilmiştir.
Bu çalışmada 11 komedyanın her biri ele alınmış, öykü kurgusu ve dramatik çatısı Antik Yunan komedyasının kalıpları göz önünde tutularak incelenmiştir. Bu kalıplar şunlardır;

Prologos: Oyuna giriş yaparak seyirciyi bilgilendiren kısım.
Parodos: Koro girişi.
Parabasis: Koronun seyirciye doğrudan hitap ettiği, kimi zaman yazarı övüp onun düşüncelerini savunduğu kısım.
Agon: Oyunun merkezine oturan tartışma kısmı. Genellikle başkahraman kazanır ve karşı taraf sahneyi terk eder.
Episodoslar: Oyunun sonuna doğru gerçekleşen diyaloglu sahneler. Genellikle yeni karakterler görülür ve başlı başına bir vukuat değeri taşırlar.
Koro Şarkıları: Koronun iki yarısının karşılıklı söylediği, belli bir ritmi olan şarkılardır. Sahne değişimlerinde, oyuncular kostüm değiştirirken vs. kullanılırlar.
Eksodos: Koro çıkışı. Koro ve karakterlerin şarkılar ve danslarla çıkışıdır. Genellikle bir şölen ya da sembolik bir evlilikle, başkarakterin zaferiyle oyunun finalini verir.

Oyunların genelinde var olup çatıyı belirleyen böyle kalıplar olmasına karşın her oyun bu düzene bire bir uymamıştır. Örneğin etkin bir korosu olmayan ya da parabasisi bulunmayan oyunlar vardır. Özellikle Eski Komedya’dan Yeni Komedya’ya geçiş sırasında bu çatıların epey yıkıldığını görürüz. Daha ziyade karakterler arası diyaloglar ve öykü ön plana çıkar.
Bu yazıda incelenen oyunlar kronolojik sırayla ele alınmıştır.


KÖMÜRCÜLER (M.Ö. 425)

Oyun M.Ö. 425 yılında, Peleponez Savaşı’nın en şiddetli döneminde yazılmıştır. Lenea Şenliği’nde oynanmış ve birincilik almıştır. Yazarın kendi adıyla çıkardığı ve kayda değer bir başarı elde ettiği ilk oyundur. Aristofanes’in barış üçlemesinin (Kömürcüler, Barış, Lysistrata) ilki olan bu oyunda barışın nasıl geleceğinden çok neden gerekli olduğu vurgulanmıştır.

O dönemde Atina’nın başında bulunan Perikles'in ölümüyle demokrasi başıboş kalır ve Kleon gibi demogogların eline düşer. Oyunda da bu yönetime yönelik ağır eleştiriler vardır. Bunları Tanrıgil, Pers Krallığı’ndan gelen iki elçi ve Kralın Gözü, Kofartabas, sayesinde gösterir. Mesela Dikaiopolis tanrılardan barış satın almak için Tanrıgil’i gönderir fakat gitmeden önce Tanrıgil meclisten yola çıkmak için para ister. Yarıtanrı olan birinin yol için para istemesi hem gülünç bir durumdur, hem de bu sayede istenilen eleştiri yapılmış olur. Bu elçilerin genel eleştirilen yönleri; halkı sömürmeleri ve sürekli savaşı kullanarak para almalarıdır.

Akharnia kasabasının bir vatandaşı olan Dikaiopolis -“adaletli şehir” anlamına gelir- Atina meclisi barış yapmaya yanaşmadığından, Sparta ile kendisi ve ailesi için 30 yıllık bir barış antlaşması imzalar. Akharnia vatandaşlarından oluşan koro -bu halkın çoğu kömürcüdür-, başta Dikaiopolis'in davranışını nefretle karşılar. Daha sonra ise onun bütün Yunan şehirleriyle serbestçe alışveriş edip bolluk ve mutluluk içinde yaşadığını görünce imrenir ve haklı olduğunu kabul eder. Dikaiopolis onların aracılığıyla Atina halkına, savaştan yalnızca belli bir zümrenin faydalandığını ve ticareti yasaklayan, Atina halkını aç bırakan Megara emirnamesinin, Perikles'in metresi Aspasia'yı memnun etmek için çıkarıldığını söylerhttp://www.dewforum.info/images/smilies/nokta.gif (Bu bilginin uydurma olduğuna dair yorumlar bulunmaktadır.) Bu komedyada Aristofanes, barışın ne kadar güzel ve rahat bir şey olduğunu göstermek için başkahramanı Dikaiopolis’i bolluk içinde yaşatır.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Dikaiopolis, Aristofanes’in ağzından konuşur, önce Kleon’a hakaretler yağdırdığı oyununu hatırlatır, bu oyunun onu ne kadar keyiflendirdiğinden bahseder. Daha sonra da barış gibi önemli bir mevzu varken kimsenin gelmemesinden şikâyet eder. Meclisteki sahtekâr elçiler ve sahte askerleri deşifre ettikten sonra barış önerisi reddedilen Tanrıgil’i yeniden çağırır ve kendi ailesi için 30 yıllık bir barış satın alır.
Parodos: Kömürcüler korosu düşmanla anlaşan haini aramaya çıkar ve şenlik hazırlığındaki Dikaiopolis’i bulurlar. Dikaiopolis, bir çuval kömürü rehin alarak kaçar ve konuşmak için izin ister. Euripides’in kapısına gidip iyi bir konuşma için tragedya aksesuarları alır.
Agon: Koro ile Dikaiopolis’in çatışmasının, agon olup olmadığı üzerine Edebiyat Kulübü okumasında bir tartışma yürütüldü. Eğer agon diyorsak; bu kısımda Dikaiopolis önce koronun yarısını ikna eder, sonra da diğer yarısı ve onlara katılan komutan Lamakhos ile atışır. Lamakhos canını kurtarır ama savaştan vazgeçmez.

Parabasis: İlk parabasiste yazar ne kadar ünlü ve değerli bir yazar olduğundan, Atina için hep en doğrusunu söylediğinden bahseder. Artık pohpohlamalarla kandırılmayın der.

İkinci parabasisteyse halkın başına gelen şeylerin sadece Spartalılardan kaynaklanmadığını kendi içlerinde de aşağılık, ahlaksız insanlar olduğundan bahseder. Aşağılık ve ahlaksız insanlardan kastı yöneticilerdir. Yunanlıların gereksiz yere birbirlerine girdiğini anlatır.
Eksodos: Lamakhos’un yaralandığını öğreniriz. Lamakhos vurulduğu için acı duyarken, Dikaiopolis de çok içtiği için keyif duyar. Lamakhos, bir hekim ararken, Dikaiopolis de ne kadar içtiğinin bir kanıtı olması için bir hakem gelsin ister. Bu gibi ikili oyunların ardından, koro ve Dikaiopolis mutlu şarkılarını söylerler.

ATLILAR (M.Ö. 424)

Atlılar oyunu 424 yılında Lenea Şenliği’nde oynanmış ve birincilik ödülü almıştır. Bu oyun Aristofanes’in kendi adıyla sahneye koyduğu ilk oyundur. Bu oyunda az sayıda karakter vardır ve oyun ağırlıklı olarak Kleon’la sosis satıcısı arasında tartışmalarla geçer. Aristofanes Kömürcüler’de Kleon’dan intikam alma sözü vermiş ve bu oyunda bu sözünü yerine getirmiştir. Kleon’dan korkan maskecilerin maske yapmadığı ve oyuncuların bu karakteri oynamak istemediği hatta Paflagon’u Aristofanes’in kendisinin maskesiz bir şekilde oynadığı söylenir. Nikias ve Demosthenes yüksek rütbeli Atinalı amiraller. Bunlar Sfakteria Savaşı’nda Sparta birliklerini kuşatırlar ancak saldırmazlar. Kleon teslim olmaya ikna edince Atina’da kahraman olur.
Koronun ismi Atina toplumundaki ekonomik bir sınıftan gelir. Atina halkı, elde ettikleri tahıl ve yağ miktarına göre sıralanan ve değişken dört katmanlı bir ekonomik yapıya sahiptir:

    Eupatridai: Aristokratlar
    Hippeis: Atlılar (At alabilecek kadar zengin olan yurttaşlar) – Atlılar, birçok devlet kurumunda çalışır ve yıllık denetime tabi tutulurdu.
    Küçük toprak sahipleri
    Esnaf ve işçiler

Oyundaki karakterler gerçek kişilere karşılık gelir. Demos Atina halkını, Demos’un uşakları  Nikias ve Demosthenes Atinalı iki komutanı, Demos’un kahyası Paflagon Kleonu, sosis satıcısı da Aristofanes’i temsil eder. Gerçekte Nikias Pylos’ta başarıyla kuşattığı Sparta birliklerine saldırmaktan çekinir. Ancak Kleon bu Nikias’ın tutumunu eleştirir ve kendisine yetki verilirse Spartalıları ele geçireceğini söyler. Gerçekten de Spartalıları teslim olmaya ikna eder ve Atina’da kahraman gibi karşılanır. Bu olayla Kleon kariyerinin doruk noktasına ulaşır.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Oyun Nikias ve Demosthenes’in Paflagon’dan yakınmalarıyla başlar. Kleon’u temsil eden Paflagon, Nikias ve Demosthenes’in yaptığı işleri kendine mal ederek efendisinin gözüne giren, yalan söyleyen ve bunları sürekli döven bir kabadayıdır. Nikias ve Demosthenes bu arada şarap içmektedirler ve gaza gelip Paflagon’un herkesten sakladığı kehanetleri çalmaya karar verirler. Kehanetleri okurlar Paflagon’un yerini bir tane sosis satıcısının alacağını öğrenirler. Tam bu sırada sosis satıcısı içeri girer ve Nikias ile Demosthenes ona kehanetten bahsederler. Başta ikna olmasa da sonunda Paflagon’un yerine geçmek için yeterli vasıflara sahip olduğuna inanır. Hizmetçiler sosis satıcısına artık pazar, liman, Pnyx ve meclisin yönetimini eline alacağını ve insanlara bir sürü eziyet edebileceği söylerler.
Parodos: Kleon evin içinden çıkar. Hizmetçilerin üzerine yürür. Ama onlar Atlıları çağırırlar. Kleon da maaşlarını 3 obola çıkardığı yargıçları ve kendi destekçilerini çağırmak için bağırmaya başlar. Sonunda başa kimin geçeceğini belirlemek için bir atışma yarışması yapmaya karar verirler.

Agon: Sosis satıcısı Kleon’u alt eder ve Kleon yaptıklarını Meclis’e şikâyet etmek için sahneden ayrılır. Sosis satıcısı da arkasından gider.
Parabasis: Bu kısımda Aristofanes niye bu zamana kadar kendi ismiyle oyun sahnelemediğinden bahseder çünkü Atlılar Aristofanes’in kendi adıyla sahneye koyduğu ilk oyundur. Koro, seyirciyi iyi tanıdığını ve her sene zevkinin değiştiğini üst üste zaferler kazanan nice şairleri bir kalemde sildiklerinden bahseder ve bu zamana kadar kendi adıyla oyun sahnelemekten çekindiğini söyler. Daha sonra Atina’ya ihtişamını kazandıran eski kuşakları ve savaşlarda kahramanca savaşan atları överler.

Sosis satıcısı sahneye geri gelir koroya Kleon’a karşı Meclisin desteğini kazandığını söyler. Yenilgiyi hazmedemeyen Kleon da Demos’un kararı vermesi onu çağırır ve ikisi de dalkavukluk yaparak onun gözüne girmeye çalışırlar. Sosis satıcısı Kleon’u halkın çektiklerini göz ardı etmek ve yolsuzluklarının ortaya çıkmasını önlemek için savaşın bitmesini engellemekle suçlar. Sosis satıcısı Kleon’a birçok suçlamada bulunur bunlar bir süre sonra saçma ithamlara dönüşür. Tartışmayı Kleon kaybeder ama bırakmaz. Sosis satıcısıyla şımarık Demos’a daha iyi hangisinin hizmet edebileceğini göstermek için tekrar mücadele ederler ama Sosis satıcısı Kleon’u yaptığı yüzsüzlükler ve iftiralarla alt eder. Kleon son çare olarak kendinden sonra gelecek kişiyi tarif eden kehaneti okur; sosis satıcısı kehanette yazılanlara harfiyen uymaktadır. Kleon yenilgiyi kabul eder ve sahneyi terk eder. Demos ona kim olduğunu sorar o da adının Agoraktitos olduğunu ve bildiği herşeyi agorada öğrendiğini söyler ve sahneyi terkederler.

2. parabasis: Koro girer ve onursuzca yaşayan insanları ifşa etmenin yanlış bir şey olmadığını anlatır seyirciye. Daha sonra savaşmak için Hyperbolos’un Kartaca’ya gitme emrine uymayan onurlu gemilerden bahseder.
Eksodos: Sosis satıcısı sahneye girer ve Demos’u güzelce haşladığını söyler. Demos gençleşmiş bir şekilde sahneye girer ve kollarında barış anlaşmaları adında kızlar vardır. Daha sonra herkes şölene gitmek üzere sahneyi terk eder. Kleon da şehrin kapısında sosis satıcısı olur.


BULUTLAR (M.Ö. 423)
İlk defa 423 yılında oynanan Bulutlar oyunu, Dionysia Şenliği’nde oynanmış ve sonuncu olmuştur. Oyunun birinci olamamasında sanatsal eksiklikler etkili olmuş. Bulutlar, diğer oyunlardan farklı olarak komedyaya uymayan ciddi bir tona sahiptir ve eksodostaki alışılageldik şenlik havasından yoksundur.

Yenilgiyi hazmedemeyen Aristofanes oyunu birkaç yıl sonra revize etmiş ve tekrar yarışmaya sokmuş ama yine birinci olamayınca bir daha yarışmaya çıkarmamıştır. Elimizdeki Bulutlar metni Aristofanes’in revize ettiği versiyonudur. Hatta Aristofanes parabasiste edebi yetenekleri yerine rakiplerinin acayip teşhirler, açık saçık danslar, iğrenç gülünç tiplemelerle dolu kaba saba komedyalarını beğendikleri seyirciyi eleştirir. Elimizdeki revize edilmiş olsa da kendi oyununu böylesine öven Aristofanes oyun üzerinde pek fazla değişiklik yapmış olamayacağını söylüyor yazar. Ayrıca elimizdeki metnin eksik parçaları vardır.

Bu oyun ile Platon, Plutarkhos ve diğer yazarların bu oyuna yaptığı eleştiriler yüzünden Aristofanes Batı’da 19. yüzyıla kadar olumsuz bir şekilde algılanmıştır.

Bulutlar oyunu, diğer oyunları gibi hiciv niteliği taşımaz, çünkü oyunun oynanmasından bir yıl önce Atina Boiotialılara bir savaşta yenilmiş ve pek çok toprak kaybetmiştir. Bu savaştan sonra bir yıllık ateşkes imzalanmıştır. Öte yandan, Aristofanes Bulutlar’dan önce yazdığı Atlılar oyununda Kleon’u ağır bir şekilde taşladığı için Kleon tarafından mahkemeye verilmekle tehdit edilmiştir. Oyun halk tarafından beğenilip birincilik ödülü alsa da Aristofanes’in durumuna hiç kimse tepki göstermemiş ve Aristofanes Kleon’un nüfuzunu düşünüp bir dahaki sefere daha dikkatli olacağına söz vererek paçayı kurtarmıştır.

Durum böyle olunca Aristofanes oyunlarındaki birçok çatışmanın kaynağını oluşturan eski ve yeni arasındaki fikir çatışmasına yönelir ve sofistlere saldırır. Sofistlerin atalarının inançlarına, ahlaka ve milli ideallere zarar verdiğini iddia eder. Aristofanes zamanında sofistlerin etkisi giderek artmaktadır. Çünkü bu dönemde belagat sanatı siyasette çok büyük bir önem kazanır. Konuşma sanatını öğrenmek isteyen demagoglar sofistlerden ders almaya başlar ve sofistlerin çoğu hayatını zengin gençlere ders vererek kazanırlar. Ayrıca sofistler din üzerine kurulu ahlakı reddedip temele insanı ve deneyi koydukları için bunların insanları dinsizliğe sürüklediğine yönelik bir inanış vardır.

Neden Sokrates?
Sokrates, Bulutlar oyununda gençlere belagat sanatını öğretmek için okul açmış bir sofist olarak gösterilir. Ama aslında Sokrates’in ne böyle bir okulu vardır ne de gençlerden para alır. Sokrates’in felsefesini “Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir.” diye özetleyebileceğimiz için ders karşılığı para alması mantıklı değildir. Hatta Sokrates bilindiği kadarıyla ders vermez gençlerle sokaklarda sohbet ederek dolaşır. Atina’nın zengin gençleri Sokrates’in başından hiç ayrılmadığı için onun bu gençlerden para alarak yaşadığı sanılmış olabilir. Ayrıca Sokrates tanrılara adak adayan inançlı biridir ve şehrinin kanunlarına karşı çıkmamak için ölüm cezasından kaçmaya bile çalışmamıştır.

Sokrates’in sürekli halk arasında dolaşan ve her gördüğü insana sorular sorup muhabbet eden bir kişi olması Aristofanes’in Sokrates’i seçme sebeplerinden biri olabilir. Ayrıca bilindiği kadarıyla Sokrates komik bir görünüme sahiptir. Üstü başı perişan, yalınayak dolaşan, o dönem için marjinal bir insandır. Atinalıların ona köyün delisi gözüyle bakıyor olması çok büyük bir ihtimaldir.

Bir başka neden de Sokrates’in kocaman burnudur –bu burun sayesinde onu oynayan oyuncunun maskesi hemen tanınabiliyordu. Ayrıca Sokrates diğer komedya şairlerince de popüler bir hedeftir. Çünkü kocaman burnu maskeciler tarafından kolaylıkla karikatürize edilebilecek durumdadır.

Sokrates hiçbir şey bilmediğini söyleyip başkalarını da hiçbir şey bilmediklerine ikna etmek için her gördüğü insanla konuşmaya çalışır. Bu yüzden onu iyi tanıyan yakın çevresi dışında kimse tarafından sevilmez. Yani Aristofanes zaten mevcut bir düşünceyi ortaya atmış ve halkın oyunu beğenmesi için onu bir maskara haline getirmişti.

Sokrates’in sofistlerle ortak yönleri de vardır. O da sofisler gibi eski inançları sorgular ve bunların zıttını savunmaktan çok hoşlanır. Durum böyle olunca Aristofanes sofistlere olan hıncını çok göze batan bu filozoftan çıkarmaya karar verir.

Ama Sokrates komedyalara zaten maskaralık gözüyle baktığı için böyle oyunlara hiç aldırış etmez. Mesela oyun sırasında Sokrates’in kim olduğunu merak eden yabancı seyircilere ayağa kalkıp kendini takdim etmiştir. Aristofanes bugünün gözüyle baktığımız zaman çok ağır ithamlarda bulunmuş olsa da komedyalarının halk üzerinde büyük bir etkisi olmaz. Yani Sokrates hedef gösterilmiş değildir. Buna verilebilecek en iyi örneklerden biri de Atlılar oyununda Kleon’un çok kaba bir şekilde tasvir edilip oyunun birinci olmasına karşın oyundan sonraki dönemde Kleon’un halk tarafından ordunun başına geçirilmesidir.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Oyun Strepsiades’in yakınmalarıyla başlar. Oğlu Pheidippides’in atlara olan düşkünlüğünden ve bu oğlunun bu pahalı ilgisi yüzünden nasıl birçok kişiye borçlandığından bahseder. Planı, oğlunu Sokrates’in okuluna gönderip zayıf muhakemeyi öğrenmesini sağlamak, böylece borçluları bu kabiliyetle kandırıp borçlarını ödememektir. Ancak oğlunu ikna edemez ve Sokrates’in okuluna kendi yazılmaya karar verir. Okula gider orada öğrencilerden Sokrates’in en son keşfettiği şeyleri duyar –bunlar saçma bilgilerdir ama bunlardan çok etkilenir. Daha sonrasında Sokrates, bir sepetin içinde havada sallanır bir şekilde sahneye girer. Strepsiades ona amacını anlatır ve öğrenci olmak istediğini söyler. Sokrates de filozofların ve aylak kişilerin tanrıları olan Bulutları çağırır.

Parodos: Strepsiades zayıf muhakemeyi öğrenip çok iyi bir konuşmacı olmak için Bulutlar’a yalvarır onlar da kabul ederler. Sokrates Strepsiades’le derslere başlamak üzere sahneden çıkar.

Parabasis: Koro kostümünü çıkarır ve Bulutlar’ın Aristofanes’in en çok çaba harcadığı eser olduğunu söyleyip edebi yetenekleri yerine rakiplerinin acayip teşhirler, açık saçık danslar, iğrenç gülünç tiplemelerle dolu kaba saba komedyalarını beğendikleri için seyirciyi eleştirir. Ama bir yandan da komedyalarını anlayabilen seyircileri bunların dışında tutar, onlara haksızlık etmeyeceğini söyler. Komedyalarında diğer yazarların yaptığı gibi çocukları güldürmek için falloslar kullanmadığını, birbirini döven ihtiyarlar koymadığını ve sunduğu herşeyin hayal gücünün yeni ürünleri olduğunu söyler. Kendi oyunlarını anlayan ve beğenen kişilerin zeki ve aklı yeten insanlar olduğunu söyler. Sonra da bulut kostümlerini giyip Kleon’u ahlaksızlık ve hırsızlıktan mahkum ettikleri takdirde seyircilere bulut tanrıların işlerini yoluna koyacağını söylerler.

Agon: Sokrates sahneye girer Strepsiades’in öğrettiği hiçbir şeyi anlamadığından ve kıt bir insan olduğundan şikâyet eder. En sonunda Pheidippides babası yerine okula yazılır. Pheidippides okula gidince Zayıf ve Kuvvetli Muhakamenin tartışmasını görürüz. Pheidippides’in hangisini öğrenmesi gerektiği üzerine tartışmaktadırlar. Kuvvetli Muhakeme adaletten ve tanrılardan taraf olur ve eski usüllere saygı duyan dürüst bir insan meydana getirecek şekilde eğiteceğini söyler. Zayıf Muhakeme’yse her sorundan belagatini kullanarak kaçabilmesini sağlayacak rahat ve zevklerle dolu bir yaşam sağlayacak bir eğitim vereceğini söyler. Tartışmanın sonunda Atina’daki belagati en iyi olan insanların homoseksüel erkeklerden çıktığı ve bu kişilerin Zayıf Muhakeme’den ders aldıkları sonucuna varırlar. Kuvvetli Muhakeme yenildiğini kabul eder.

2. parabasis: Koro öne çıkar ve seyircilerden birincilik talep eder. Birinci olurlarsa bereketli yağmurlar vereceklerini aksi takdirde her yeri fırtınanın götüreceğini, mahsulleri ve çatıları yok edeceklerini söylerler.

Eksodos: Strepsiades okula geri döner ancak Pheidippides tamamen farklı biri olmuştur. Buradan sonra borçlular gelmeye başlar ancak Pheidippides hepsini öğrendiği argümanlarla defeder. Strepsiades halinden memnundur ancak bir süre sonra Pheidippides’in babasını dövmeye başladığını görürüz. Öğrendiği argümanlarla babasını dövme hakkı olduğunu iddia eder. Strepsiades hıncını almak için kölelerini toplar ve Sokrates’in okulunu yakmaya giderler. Oyun okulun yandığını gördüğümüz final sahnesiyle sona erer. Bu diğer oyunlardan oldukça farklı bir finaldir çünkü ziyafet ve şenlik yerine kargaşayla biter.


EŞEKARILARI (M.Ö. 422)

Oyun M.Ö. 422 yılında, Peleponez Savaşı’nın kısa bir ateşkes döneminde, Lenea şenliğinde sergilenmiştir. Bu oyununda şair, genel olarak ülkenin politik dış işlerine değil, çığrından çıkmış olan yargı sistemine bir eleştiri getirmiştir.

Atina'da hâkimler meslekten yetişmezlerdi. Otuz yaşını dolduran ve siyasi haklara malik olan her vatandaş hâkim olabiliyordu. Her sene başında Atinalı vatandaşlar arasından, kura ile altı bin kişilik bir hâkim listesi yapılır ve bu hâkimler on mahkemeye teslim edilirlerdi. Mahkemelerden önce, yine kura ile her kısım için hâkimler seçilirdi. Fakat Perikles hâkimlere mahkeme başına iyi bir miktarda para dağıttı. Kleon halkı kazanmak amacıyla hâkimlerin aldıkları bu parayı üç misline çıkardığı günden itibaren, ülke vasıfsız hâkimlerin emri altına geçti. Hâkimler adaletten ziyade çok para almaya bakıyorlardı. Mahkemeler git gide üst tabaka ve zengin olan insanların şahsi ve siyasi düşmanlarını istedikleri gibi mahkûm ettirmek için kullandıkları bir kuvvet haline geldi. Davaların sayısı da arttıkça arttı. Ayrıca Atina'da savcı da yoktu. Herhangi bir yurttaş gidip bir başkasını suçlar ve mahkemeye verebilirdi. Sanık yargıcın karşısına çıkar ve kendi kendini savunurdu. Bu durumda da bir insanı cezaya çarptırmak çok kolay oluyordu.

Aristofanes yargıçlara olan eleştirisini Philokleon üzerinden yapar. Eşekarıları benzetmesi yargıçların tablete karar yazmak için kullandıkları büyük çivilerden gelir. Oyunda koro, bu çivileri eline almak yerine arkasına takar.

Burada Kuşlar oyunundan daha cesur bir eleştiriyle karşılaşıyoruz. Oyun yargıçlık yapanların mahkemeye çıkanları sömürmesinin yanı sıra, yargıçların da sömürüldüğünden bahseder. Oyunda Kleon maskesi takan bir köpeğin mahkemeye çıkarılıp yargılanması da Aristofanes’in dönemin önde gelen isimlerine yaptığı eleştirilere bir örnek olarak karşımıza çıkar. Ayrıca oyunun başkarakterleri olan yargıç baba ve akılcı oğlun isimlerinin, Philokleon -Kleon dostu- ve Bdelykleon -Kleon düşmanı- olması da tesadüf değildir.

İhtiyar Philekleon diğer ihtiyarlar gibi sabah kalkıp doğruca mahkemeye yargıçlık yapmaya gitmektedir. Oğlu Bdelykleon mahkemeye gitmesini önlemek için babasını evine kapatmış ve onu iki hizmetçinin nezareti altına almıştır. Philekleon evden kaçmak için bütün çarelere başvurur ama bir türlü başarılı olamaz. Hâkim arkadaşları, bir gün evvelden mahkemeye gidip paralarını almak için gelirler. Arkalarında uzun birer çivi vardır. Bu halleriyle eşek arılarına benzemektedirler.

Oğlu babasının sözlerinin hepsini birer birer çürütür ve aslında hâkimliğin hiç de babasının anlattığı kadar zevkli bir meslek olmadığını anlatır. Hatta hâkimlerin aslında kullanıldıklarını onlara açıklamaya çalışır. Koro ona hak verir ve babaya oğlunun sözlerini dinlemesi gerektiğini söyler. Philokleon, bir türlü mahkemeye olan bağlılığından vazgeçemez. Bunun üzerine oğlu onun için evde bir mahkeme kuracağını ve artık davalara burada bakmasını söyler. İhtiyar hâkimde oğlunun dediğini kabul eder. Bu yüzden evde bir mahkeme kurulur. İlk duruşmada suçlu köpek Lakhes'tir. Sonrasında ise Bdelykleon, babasına kibar ve modern hayatı öğretmek amacıyla onu bir şölene götürür. Alkolü biraz fazla kaçıran babası sarhoş olur ve herkese sataşır. Kaba saba sözler söyler. Kadınlardan bir tanesini alır götürür. Oğlu bu olaylardan sonra babasını yine eve kapatır ve evden çıkmasını yasaklar. Oyun dans sahnesiyle biter.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Kölelerin diyalogu ile oyun açılır. Burada kölelerden biri gördüğü düşü anlatır, düş kötü bir şey olacağının haberini vermektedir. Sonrasında da Philokleon’un yargıçlık hastalığına tutulduğunu anlatmaya başlar. Ardından Philokleon’un kaçma çabalarını, oğlu Bdelykleon’un ise ona engel olduğunu görürüz. Sonunda yaşlı adamı tekrar eve tıkarlar.

Parodos: Yargıçlar (eşekarıları) korosu Philokleon’u almak üzere gelir. Bdelykleon ve köleleriyle çatışmaya girerler, en son Bdelykleon’u dinlemeye ikna olurlar.

Agon: Bdelykleon, babasını mahkemeye göndermemekle çok iyi bir şey yaptığını ifade eder. Hâkimlerin zenginlerin ve Kleon'un elinde esir gibi kullanıldıklarını anlatır. Philokleon kendini hararetle müdafaa eder. Ona göre, hâkimlik çok zevkli bir meslektir. Mahkeme edilenlerin yalvarıp yakarmalarını duymaktan, hiçbir mesuliyet altına girmeden onlar mahkûm etmekten tatlı bir şey var mıdır? En sonunda Bdelykleon babasına evde mahkeme kurmayı vaat eder ve iki köpeğin duruşması yapılır.

Parabasis: İlk parabasiste koro şairin ağzından konuşup şairin önceki yıl sergilenmiş olan Bulutlar oyununun beğenilmemesine olan kızgınlığını, bunun kendisine yapılmış bir haksızlık olduğunu anlatır.

2. parabasiste koro şairin Kleon ile yaşadığı olaylardan bahseder. Kleon’a boyun eğmediğini ve ona sataşmaktan vazgeçmeyeceğini anlatır.

Episodos: İlki evde kurulan mahkeme ve köpeklerin yargılanmasıdır (Lakhes-Kleon). Babasını davalıyı serbest bırakmaya ikna eder ve kararı karşısında şoke olan yaşlı adamı şölene götüreceğini söyleyerek teselli eder.

İkinci episodta Bdelykleon babasını eski kıyafetlerini çıkarıp yenilerini giymeye zorlar ve ziyafetlerde nasıl bir aristokrat gibi konuşması gerektiğinden bahseder.

Üçüncüsünde ise Philokleon gittikleri yerde içkiyi fazla kaçırıp ortalığı dağıtmış, flüt çalan kızı kaçırmış olarak karşımıza çıkar. Ardından kızgın oğlu ve ona dava açacaklarını söyleyen diğer konuklar gelir. Yaşlı adam konuşma yapayım derken durumu daha da karıştırınca oğlu onu tekrar eve kapatır.

Eksodos: Koro insanlar için alışkanlıkları değiştirmenin ne kadar zor olduğuna dair bir şarkı söyler. Oyun, tüm oyuncuların yer aldığı gülünç bir dansla sona erer. Bir düşünceye göre, hâkimlerle ve Kleon ile alay eden Aristofanes, eserin sonuna doğru başka bir komedya şairinden örnek alarak tragedyaya yeni ve gülünç danslar sokan şairlere çatmak istemiştir.

 
BARIŞ (M.Ö. 421)

Barış oyunu 421’de Dionysia Şenliği’nde sahnelenir ve ikinci olur. Sahnelendiği dönemde savaş başlayalı on bir yıl olmuştur. Kleon oyundan birkaç ay önce savaşta öldürülmüştür fakat buna rağmen oyunda tüm yıkımın sebebi Kleon olarak gösterilir. Ancak Trygaios ile Hermes arasındaki bir diyalog Aristofanes’in farklı düşüncelerini gösterir. Hermes tüm yıkım Derici (Kleon’un mesleği dericilikti) yüzünden oldu demesinin üzerine Trygaios da: “Öyle söyleme Hermes, bırak adam yattığı yerde huzur içinde uyusun ne de olsa artık bizim değil sizin dünyanıza ait.” der. Kleon’un yerine Hyperbolos geçer.

Barış komedyasının kahramanı Trygaios (bağ bozucu demektir), Dikaiopolis gibi köyden şehre göç etmiş bir kişidir. Savaş yüzünden bağlarını bırakmış, Atina'nın işsiz, yoksul insanları arasına katılmıştır. On üç yıldan beri Atina'nın çektiklerini gören Trygaios artık dayanamaz, durumu kurtarmak için yeryüzünde her girişimin sonuçsuz olacağını bildiği için göğe çıkıp tanrılardan hesap sormaya karar verir. “Etna osurganı” adı verilen bir böcek besler. Barış komedyası böyle başlar. Ama Trygaios göğe varınca tanrıları orda bulamaz ve Savaş’ın Yunan devletlerini bir tane havanın içinde sürekli dövdüğünü görür. Hermes ile karşılaşır, Savaş’ın Barış tanrısını bir mağaraya hapsettiğini öğrenir. Daha sonra bütün Yunan şehirlerinden oluşan bir koroyu çağırır ve Hermes’i de ikna edip Barış’ı tutsak olduğu yerden bereket ve şenlik tanrılarıyla beraber çıkarırlar. Buradaki repliklerde Trygaios Spartalıların Barış’ı çekmek için ne kadar çok uğraştıklarını ve Barış’ı ne çok istediklerini söyler. Sonra da bereket tanrıçası Opora ile evlenir ve şenlik tanrısını da eğlenmeleri için meclis üyelerine teslim eder.  Oyun tarlalarına, bağlarına dönmesi ve bütün Atina köylülerinin bolluğa kavuşması ile sona erer.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Köleler seyirciye Trygaios’un bir hastalığa tutulduğunu, devamlı olarak Zeus’a hesap sormakta olduğundan bahseder. Etna osurganını getirdiğini, onu besleyerek, onunla göklere çıkacağını alaylı bir şekilde anlatır. Bölüm, kölenin bunları anlatırken efendisini osurgana binmiş göklerde uçarken görmesiyle son bulur.

Parodos:  Koro herkesin bir araya gelmesi ve savaşa, kavgaya son vermesi çağrısını yapar. Oyunda agon bölümü yoktur.
Parabasis: Aristofanes koronun ağzından konuşurken, oyunlarında kölelerin dövülmesi benzeri kaba saba şakaları kullanmadığını anlatarak övünür. Kleon’a nasıl yılmadan saldırdığından bahseder çağdaşı olan bazı komedya şairlerine taş atar.

Eksodos: Koro barışın gelmesinin yarattığı coşkuyla Trygaios ile karşılıklı şarkısını söyler. Şarkıda artık barışın geldiğinden ve bunun eğlence, bol yiyecek ve şarap ile kutlanmasından bahsederler.


KUŞLAR (M.Ö. 414)

Kuşlar 414 yılında Dionysia Şenliği’nde sahnelenmiş ve ikincilik almıştır. Oyunun oynandığı dönemde Atina birçok para harcayarak yeni bir donanma inşa etmiş ve 415’te Sicilya Seferi’ne çıkmıştır. Ancak sefer öncesinde şehirdeki tanrı heykellerinin tahrip edilmesi batıl inançları artırmış ve uğursuzluk olarak anılan bu olaydan sonra Atina’da insan avı başlamıştı. Birçok düşünür olaya karıştığı düşüncesiyle işkence gördü ve öldürüldü. Hatta seferin başındaki Alkibiades bile mahkeme için geri çağrıldı. Şehirde böyle bir durum olunca Aristofanes’in zamanın olayları hakkında bir oyun yazmaktan çekindiği ve ideal bir düzen hayal ettiği bir ütopya kurduğu düşünülüyor. Bu yüzden Kuşlar oyununda hiciv de diğer oyunlara göre çok azdır.

Bu dönemde ideal düzenler tasarlayan eserler yaygınlaşmıştır. Çünkü demokrasi artık savaşlar ve demagoglar yüzünden çökmeye yüz tutmuştur. Eski Atina'nın erdemlerini canlandıran, kusurlarını taşımayan ideal devlet tipleri tasarlanıp canlandırılır. Bu ütopyaların en dikkat çekeni Platon'un Devlet’idir. Ama Aristofanes de komedya türünün çerçevesi içinde kalarak, kendine göre bir devlet ütopyası kurmuştur. Oyun, bir fantezi, bir ütopyadır.

Kuşlar da bireylere saldırı öteki komedyalarda olduğu kadar serttir, böyle olduğuna göre bu komedya ile diğerleri arasındaki farklılığı başka yönlerde aramalıyız. Kuşlar da Aristofanes'in tutum ve davranışı değişmiştir. Taşkın hayal gücünü bir zamanlar yalnız gerçeğin açığa vurulması, daha doğrusu gerçeğin değiştirilmesi uğruna kullanan şair artık savaştan bıkmış, yapıcılıktan yorulmuş gibidir. Kendi hayalinde yaşattığı bir ülkeyi öyle alacalı renklerle canlandırır ki, yurttaşları buna imrensin ve onu gerçekleştirmek isteği duysunlar.

Kuşlar bir hayal dünyasında geçer: iki Atinalı Güvendost ile Umutlugil ömürlerini mahkemelerde geçiren Atinalılardan bıkmışlardır. Kavgasız, rahat bir hayat sürecekleri bir yer aramaya çıkarlar. İki kuşun peşine takılarak bir koruluğa varırlar. Burada eskiden insanken sonradan hüthüt kuşu olan kuşlar kralı Tereus oturmaktadır. İki arkadaş Tereus'a bundan böyle kuşlarla yaşamaya karar verdiklerini söylerler. Güvendost, Zeus gökler krallığını ele geçirmeden önce egemenliğin kuşların elinde olduğunu söyler. Kuşlar şimdi de yeryüzü ile gökyüzü arasında büyük bir şehir kurmalıdırlar, böylece de insanlarla tanrılar arasında alışverişi önlemeli ve Olimpos tanrılarının yerine geçmelidirler. Yeni şehir kurmak için hazırlıklara başlanır. Şehre bir isim aranır ve Havakukuşya adı verilir. Daha sonra şehre şarlatanlar, jurnalciler gibi bir sürü davetsiz misafir gelir ama hepsi kovulur. Bu insanlar Güvendost’un Atina’da görmekten bıktığı insanlardır. İnsan dostu Prometheus da tanrılardan gizli Güvendost’a gökte olup bitenleri anlatmak için yeni kente gelir. Havakukuşya kurulalı beri insanların tanrılara kestikleri kurbanların koku ve dumanları artık göklere yükselmez olmuştur, bu yüzden tanrılar aç kalmışlardır. Zeus'un gönderdiği heyet birazdan gelecektir. Prometheus, Güvendost’a tanrılardan ancak şu şartlar altında anlaşmasını salık verir: tanrılar egemenliği kuşlara bırakmalı ve krallık Güvendost’a eş olarak verilmelidir.

Poseidon, Herakles ve Triballos adlı yabancı bir tanrıdan meydana gelen bir heyet gelir. Güvendost Herakles'in oburluğundan ve Triballos'un aptallığından faydalanarak, istediğini elde eder. Taç giyip krallıkla evlenir.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Umutlugil ve Güvendost Hüthüt’e gitmek için yola koyulmuşlardır. Bu sırada da seyirciye aslında yurtlarını sevdiklerini fakat artık yaşanılacak bir yer olmadığını, bu sebepten terk ettiklerini anlatırlar. Kendi ayaklarıyla kendi yurtlarını bırakıp gurbete gitmenin acısını duyarlar. Daha sonra Hüthüt’ü bulup ona kuşların hâkimi olduğu yeni bir medeniyet kurma fikirlerini açarlar. Hüthüt, önce tüm kuşları ikna etmeleri gerektiğini söyler.

Parados: Kuşlar teker teker gelir ve Atinalılara ne istediklerini sorarlar.

Agon: Bu oyunun agon bölümü Güvendost’un Kuşlar korosunu yeni şehrin yapımına ikna ettiği kısım olarak kabul edilebilir. Ancak diğer agonlarda olduğu gibi kuvvetli bir muhalefet olmaz ve koro çabucak ikna olur.

Parabasis: Bu bölümde alışageldiğimiz gibi Aristofanes kendi ağzından konuşmaz. Koro dünyanın kuruluşunu anlatır ve kanatlı olmanın faydalarını, üstünlüklerini sayarlar.

Eksodos: Bu bölümde Güvendost Herakles'in oburluğundan ve Triballos'un aptallığından faydalanarak, istediğini elde eder. Taç giyip krallıkla evlenir.


LYSISTRATA-KADINLAR SAVAŞI (M.Ö. 411)

Oyun Peloponez Savaşı’na ara verildiği Nikias Barışı döneminde yazılmıştır. Fakat bu barışın geçici olduğunu bilen Aristofanes bu oyunda da barışın savunuculuğunu yapmış ve kadınlara, uzun ve kalıcı bir barış için bu kısa döneminde eve gelen kocalarını terk ettirip Akropolis’i ele geçirtmiştir.

Lysistrata pek çok grup tarafından feminist bir dramaturjiyle oynanmış ve aynı yorum çoğunlukla yazara da atfedilmiştir. Fakat yazarın diğer komedyaları ve dönem koşulları gösterir ki eser kadınları övmez, erkeklere “Şu kadınlar bile sizden akıllı davranıyor, siz böyle yaparsanız ülkeyi yönetmek onlara bile kalabilir.” diyerek komedyaya yaraşır bir ironi yapıyor. Çoğu veri bu yönde olsa da yazarın asıl düşüncesini bilmek mümkün değil. Çünkü diğer yandan kadınlara oldukça akıllıca işler yaptırır ve erkeklere onların sözlerine kulak verilmesi gerektiğini hatırlatır.

Lysistrata koronun ikiye ayrılması ve karşıt karakterleri oynaması bakımından farklı bir komedyadır. Olay örgüsü de diğer komedyalara oranla çok daha bütünlüklüdür ve Antik Yunan’ın klasik oyun düzeninden ziyade güçlü bir kurguyla karşımıza çıkar. Yine de dramatik özelliklerini yitirdiği söylenemez.

Oyun, Atinalı bir kadın olan Lysistrata’nın Atina, Sparta ve diğer bölgelerden kadınları toplayıp onları barışı getirmek için cinsel greve davet etmesiyle açılır. Kadınlar ülke hazinesini ele geçirir ve yönetime el koyarlar. İlerleyen bölümlerde ihtiyar erkeklerden oluşan bir koroyla  kadın korosunun mücadelesini ve kadınların onları alt ettiğini görürüz. Lysistrata da Probulos’u alt eder. Kocalarını özleyip kaçmak isteyen bazı kadınların Lysistrata tarafından ikna edildiğini ve karısını götürmek üzere gelen Kinesias’ın karısı Myrrhine tarafından oyalanıp barış sözü alınarak geri gönderildiğini gördüğümüz sahnelerin ardından Sparta ve Atina’dan perişan halde olan elçi erkekler gelip barış yapmayı kabul ettiklerini söylerler. Finalde elçiler Yunan topraklarını bir kadın vücudu metaforu kullanarak bacaklar, göğüsler vs. üzerinden paylaşır ve kadınlar evlerine döner. Barış sağlanmış ve herkes eski yaşantısına geri dönmüştür.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Lysistrata kadınları toplar ve cinsel grev için yemin etmeye ikna eder.

Parodos: Erkek korosu birbirini dolduruşa getirerek tapınağa doğru yürürler. Kadınlar da onları karşılamak için hazırlanırlar. İki koro atışır ve sonunda kadınlar erkekleri ıslatarak galip gelirler.

Agon: Bozguna uğrayan erkek korosu Probulos’u çağırır. Probulos ve askerleri kapıya dayanınca Lysistrata çıkar. Kadınlar destek verir ve erkekler kaçar. Lysistrata da Probulos’la olan tartışmasında galip gelir ve Probulos sahneden gönderilir.
Parabasis: Korolar arasında “Kadınlar devlet yönetiminde yer almalı mı?” tartışması gerçekleşir. Erkek ve kadın koroları soyunarak birbirini tehdit ederler. Kadınlar üstün gelir.

Episodoslar: Koronun tekrar çıkmasından sonra bazı kadınlar erkeklerini özledikleri için çeşitli bahanelerle kaçmaya yeltenirler. Lysistrata bir kehanet uydurarak kadınlara zaferi müjdeler ve onları ikna eder.

Kadınlardan birinin kocası gelir. Myrrhine’nin Lysistrata ile işbirliği içerisinde Kinesias’ı süründürür ve tapınağa geri döner.
Lampito da Sparta’da kadınları örgütlemiştir. Atina ve Sparta elçileri buluşur ve pes ederek barış yapmak üzere uzlaşırlar.
2. parabasis: Kadınlar öfkesi devam eden erkekleri giydirerek ve gözlerindeki iri sineği çıkararak iki koroyu barıştırır. Hazinedeki altınlar ve evlerdeki yemekler müjdelenir.

Eksodos: Barış perisi gelir, barış imzalanır ve Lysistrata kadın ve erkekleri çiftler halinde yollar. Şarkılar söyleyerek çıkarlar.


THESMOPHORIAZOUSAI–KADINLAR ŞENLİKTE (M.Ö. 412)

411 yılında (Euripides’in ölümünden altı yıl önce) Dionysia Şenliği için yazılmıştır. Derece alıp almadığına dair herhangi bir veri yoktur. Lysistrata ve Ekklesiazousai gibi bu oyun da kadınlara geniş yer vermesiyle bilinir. Bu üç oyunun diğer bir ortak noktası da açık seçik tasvirleri ve hem olumlu hem olumsuz anlama çekilebilecek kadın tasvirleridir.

Oyunda kadınlara karşı takındığı olumsuz tavırla bilinen Euripides, kayınpederiyle birlikte sadece kadınlara açık olan Thesmophoria Şenliği ’ne sızmaya çalışır. Kadınların bu şenlikte onu öldürme kararı alacağından şüphelenmektedir. Erkeklerin kadın kılığına girip onlara benzeme çabaları ve Euripides’in tragedyalarından alıntılarla oyundaki mizah unsuru güçlendirilir. Seyirci Euripides şiirlerine yabancı olmadığı için de oynandığı dönem oldukça eğlenceli bir seyir sunmuştur.

DRAMATİK ÇATI
Bu oyunun dramatik çatısı daha eski komedyalardan farklıdır. Bozulan bu yapı, Yeni Komedya’ya geçiş göstergesi olarak da değerlendirilir. Yine de eski dramatik çatıyla örtüşen kısımları vardır.

Prologos: Euripides oyunlarında hakaret ettiği kadınların Thesmophoria Şenliği’nde onu cezalandırma kararı alacaklarından şüphelenmektedir. O ve kayınpederi Mnesilokhos efemine tavırlarıyla bilinen şair Agathon’a gidip kendileri için kadınların arasına karışıp ajanlık yapmalarını isterler. Bu kısım kendi içinde bir oyun gibidir. Agathon’dan önce onu tanıtan kölesi çıkar (prologos). Sonra şiirlerinde ona eşlik eden korosu gelir (parodos) ve Euripides’le müzakere ederler (agon). Mnesilokhos’un Agathon’u, efemine tavırları, kadın gibi giyinmesi ve tüylerini yolmuş olması nedeniyle aşağıladığı kısımları görürüz (episodos).

Sonunda kadınların onu kıskandığını ve zarar vereceğini düşünen Agathon bu görevi reddeder ve Mnesilokhos Euripides’e yardım edeceğini söyler. Agathon’dan aldıkları kadınsı giysilerle Mnesilokhos’u kadın kılığına sokarlar. Ağlaya sızlaya bunu kabul eder.

Parodos: Habercinin duyurusu ve kadın korosunun girişiyle şenlik alanına girilir. Kadınlar tıpkı şehir yönetiminde olduğu gibi bir sistem kurmuş ve yasalar getirmişlerdir. Evli yurttaş kadınlara kötülüğü dokunan kişileri (laf yetiştiren köle, aldatan aşık, genç kadınların aşıklarını para ve hediyelerle baştan çıkaran yaşlı kadınlar vb.) cezalandırma kararı alırlar. Bu kez listenin başında kadınları kötüleyen, onurlarını zedeleyen Euripides vardır. Söz alan iki kadın Euripides yüzünden kocalarının kendilerine güvenmediğini, artık ev eşyalarına bile dokunma izinleri olmadığını, hiç dışarı çıkamadıklarını anlatırlar. Mnesilokhos da söz alır ve kadınların aslında Euripides’in söylediğinden daha kötü şeyler yaptıklarını, içeri başka erkekler alıp kocalarına zehir içirdiklerini, bunları ifşa etmediği için Euripides’e teşekkür etmeleri gerektiğini söyler. Bu açıklamalar kadınları çok kızdırır, tartışmanın ortasında Klisthenes (efemine tavırlarıyla bilinen bir eşcinsel)  gelir. Kadınlara pazarda duyduğunu, Euripides’in yaşlı bir adamı buraya casus olarak gönderdiğini söyler. Kimsenin tanımadığı tek kişi Mnesilokhos’dur. Onu soyar ve kim olduğununu ortaya çıkarır ve Atina mahkemesine teslim etmek üzere rehin alırlar.

Agon: Şenlik meclisinde Mnesilokhos ve kadınlar arasında geçer. Mnesilokhos onları ikna edemez ve kimliği açığa çıkar. Bu oyunda kıyasıya tartışmayla geçen bir agon yoktur. Mnesilokhos’un argümanları akilâne olmaktan ziyade gülünçtür. Kadınlar da Euripides’ten şikâyet ederken kadınları şehvet düşkünü, eşcinsel, içkici, hain, kibirli olmakla suçladığını ve güveni sarsılan kocaların evdeki kapıları çok daha sıkı kilitlediğini söylerler.

Parabasis: Bu oyunda yazar oyundan bağımsız olarak seyirciye seslenmez. Kadın korosu seyirciye haksızlığa uğradıklarını anlatır. Eğer değersiz birer haşere iseler neden erkekler onlara bu kadar düşkündür, neden onlar olmadan uyuyamaz, burunlarını bile dışarı çıkarsalar öfkeden deliye dönerler? Bu haşerelerden biri pencereye otursa yüzünü görmek için herkes sıraya girer. Ülkeyi batıran erkeklerdense bu ülkeye yiğit erkekler doğuran kadınlar çok daha iyidir. Ama korkak, hain yurttaşlar doğuran kadınlar bu övgüyü hak etmezler.
Episodos: Buralarda Euripides’in oyunlarındaki tiplemeler (Menelaos, Perseus, Ekho) kılığına girerek Atinalı askeri kandırıp kayınpederini kurtarma çabalarını görürüz. Bu gülünç çabalar hiçbir işe yaramaz.

Eksodos: Çabalarının faydasız olduğunu anlayan Euripides kadınlarla konuşur ve barış yapmak ister. Bir daha onları aşağılamayacak ve kocaları geldiğinde kadınların adını temize çıkaracaktır. Kadınlar barışı kabul ederler, fakat Mnesilokhos’un serbest kalması için uğraşmayacaklarını söylerler. Euripides yaşlı bir kadın kılığına girip nöbetçiyi dansçı bir kızla oyalar ve kayınpederini kaçırır. Kadınların şölen ve eğlencenin ardından evlerine dağılmasıyla oyun biter.

KURBAĞALAR (M.Ö. 405)
405 yılında Ocak’ta Lenea, Mart’ta Dionysia şenliklerinde sahnelenmiş ve birincilik almıştır. Sahnelenirken yazarın adı kullanılmamıştır. Oyunun başında yazar kendi dönemindeki diğer komedya yazarları olan Ameipsias, Lykis ve Phrynikhos’un esprilerinin bayağı olduğunu söyleyip onlarla alay eder.

Oyun Aristofanes’in gelenekçi bakış açısının bir örneği olarak görülür. Euripides’in ölümünden bir yıl sonra yazılmıştır ve ülkede tragedya şairi kalmayınca Dionysos’un Hades’e gidip Euripides’i geri getirmek istemesini konu alır. Fakat orada Aiskhylos’u getirmeye karar verir. Oyunda Sofokles’in yarışa dâhil edilmemesi soru işareti uyandırır. Fakat oyun yazılmadan bir yıl önce Euripides ölmüşken oyun yazımı sürecinde Sofokles hala hayattadır. Oyunun gösteriminden önce öldüğü ve Aristofanes’in sonradan onun ismini birkaç yere eklediği düşünülmektedir. (Sofokles’in Aiskhylos’a saygı duyup yerine aday olmadığından söz edilir ve Aiskhylos yerini ona bırakır.)

Oyundaki Dionysos ve kölesinin ilişkisi Don Kişot ve Sanço Panza’nın ilişkisine benzemektedir. 1970’de Yale Lisesi’nde yapılan bir müzikal versiyonunda da Euripides yerine Bernard Shaw, Aiskhylos yerine de William Shakespeare konmuştur.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Dionysos, Euripides’in ölümünün ardından ülkede iyi tragedya şairi kalmadığı için kölesi Ksantias ile birlikte Hades’e inip onu geri getirmeye karar verir. Hermes’e gidip oraya nasıl varacaklarını sorar ve Hermes’in kılığına girerek göl üzerinden gitmeye karar vererek yola çıkarlar. Dionysos, kürekçi Kharon’la gölü geçerken köle Ksantias etrafını dolaşacak bir tür yol bulmak zorundadır.

Parodos: Yolda Kurbağalar korosu karşılarına çıkar. Ardından da İakkhos mistikleri. Bu süreçlerde kölenin zekâ ve cesaretini, Dionysos’un ise korkaklığını ve budalalığını görürüz. Zor koşullar ortaya çıktıkça Dionysos kölesinden yerine geçmesini ister. İkramlar sunulunca da kimliğini açıklar. Hangisinin tanrı, hangisinin köle olduğunu anlamak için Hades’in kölesi her ikisine de işkence edip dayanıklılıklarını ölçmeye çalışır. Karar veremeyince de Hades’e götürmeye karar verir. (Köleler zekâ ve cesaretleriyle efendilerini alt ederler. Ama diğer yandan da etik olmayan davranışları da anlatılarak onlarla alay edilmiştir. Bu yönüyle Aristofanes’in köle tasviri kadın tasviriyle benzerlik gösterir.)
Parabasis: Koro, Yunan halkına yabancı barbarlara ve yeni düzene uymamayı, eski soylu Atina’yı sürdürmeyi öğütler.

Agon: Agon, oyunun temeline oturur. Euripides, Hades’in masasında en iyi şair koltuğuna oturmak için Aiskhulos’a meydan okumuştur. Bütün dolandırıcı takımı da onu desteklemektedir. Hangisinin daha iyi olduğunu anlamak için bir turnuva düzenlenir. Hakem Dionysos’tur.

Euripides’in gerçek, halktan karakterlerine karşı Aiskhylos’un kahraman, erdemli karakterleri kapışırlar, daha sonra şiir kalıpları ve sözlerinin anlamları. En son süslü cümlelerle basit şeyler anlatan Euripides değil, pratik ve mantıklı çözümler sunan Aiskhylos birinci gelir ve Dionysos onu dünyaya götürmeye karar verir. Aiskhylos, gidişinin ardından yerinin Euripides’e değil, Sofokles’e bırakılmasını söyler.

Eksosdos: Yarışmanın ve kazananın belli olmasının ardından Hades Dionysos ve diğerlerini gitmeden önce şölene davet eder ve oyun ziyafetle biter.


EKKLESIAZOUSAI – KADINLAR MECLİSTE (M.Ö. 392)

Bir önceki oyun olan Thesmophorizousai’den 20 yıl sonra, M.Ö. 392’de sahneye konmuştur. Her iki oyunun da kadın karşıtı bakış açısıyla yazıldığı düşünülmektedir. Oyunda Plato’nun ideal devlet düzeninde var olan komünist düzenle alay edilir. Oyun Devlet’ten iki-üç yıl sonra oynanmıştır. (Devlet basılmadan önce de Plato’nun aynı fikirleri okullardaki derslerde sıkça anlattığı bilinmektedir.)

Lysistratagibi bu oyun da kadınların egemenliği ele almasıyla birlikte var olan düzenin altüst olması ve bu durumun gülünç sonuçlarını ele alır. Kadınların koyduğu, çirkin kadınların cinsel haklarını koruyan yasalarla, kamu alanlarında hazırlanan ziyafetlerde sunulan şaşaalı yemeklerle alay edilir. Bu uydurma yemeklerden biri 77 hecelik bir isme sahiptir ve en uzun Yunanca sözcük olarak bilinir.

Aristofanes’in bu oyunu da tıpkı Barış gibi yapısal eleştiriler alır. Girişteki olay örgüsü oldukça başarılı olsa da ortalara doğru oyun durağanlaşır ve kadınların ülkeyi karıştırması esprisi kendini tekrar etmeye başlar.

Festivale katılmak üzere seçmelere katıldığında yazarın seyirciyi hayli etkilemeye çalıştığı bilinse de oyunun derece alıp almadığına dair herhangi bir veri yoktur.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Praksagora gece yarısından az bir zaman sonra dışarıda Skirophoria (Haziran) şenliğinde çağırdığı kadınları beklemektedir. Planları erkek kılığına girip meclise gitmek ve orada çoğunluk sağlayıp ülke yönetimini kadınlara devretme kararı aldırmaktır. Kadınlar erkek kılığına girmek için eşlerinin pelerin ve Sparta ayakkabılarını giyer, onların silahlarını taşır, bir süre epilasyon yapmaz, takma sakal edinir ve kavruk tenli gözükmek için yağlanıp güneşte beklerler. Daha sonra toplanıp konuşma provası alırlar. (Yazar bir tanesi ülkenin generali olmak üzere efemine tavırları olan erkeklerle dalga geçmiş, isimlerini toplanan kadınlar arasında saymıştır.) Diğer kadınlar etkili konuşamadıkları ve kadın olduklarını belli eden hatalar yaptıkları için Praksagora lider seçilir. Kadınlar koro olarak çıkarlar.

Bu sahneden sonra bir koro girişi yerine Praksagora’nın kocası Blepyrus’un karısını aramak üzere çıkmasını ve diğer erkeklerin de aynı durumda olduğunu görürüz. Daha sonra meclise gitmiş bir erkek gelip yönetimi kadınların ele aldığını söyler. Bu kısmı da prologosa dâhil etmek daha uygun gözüküyor.

Parodos: Kadınlar korosu girip Praksagora’yı kutlar ve kadın kılıklarına dönmeye başlarlar. Agon: Praksagora ve kocası arasında geçer. Ama çatışma şeklinde gelişmez. Praksagora ülkeyi düzene sokacakları konusunda kocasını ikna eder. Ülkenin tüm mal varlığı toplanıp herkese eşit yaşam şartları sunulacaktır. Herkes istediği kişiyle birlikte olabilecektir fakat genç, güzel biriyle birlikte olmadan önce yaşlı, çirkin birini tatmin etmek zorundadır. Çocuklar onları isteyen adamlarla büyüyecek, tek bir baba olmayacaktır. Tüm yaşlılar, gençlerin babasıdır. Kişiler suç işlediğinde para cezası ödemeyecek, yemeklerinden kesilecektir. Akşam yemekleri kamu alanında ortak yenecek, kimin nerde yiyeceğine dair listeler asılacaktır. İşleri köleler yapacak, onlar da fahişelerle birlikte olabilecektir. Kocası ikna olur ve el ele çıkarlar.
(Buradaki koro girişi kayıptır.)

Episodos:  İlki, biri mülkünü teslim etmeye giden, diğeri teslim etmek istemeyen iki yurttaş arasında geçer. En son ikinci yurttaş mülkünü vermeden ziyafete gitmenin yolunu bulur. İkinci fars ise birlikte olmak isteyen genç bir çift ve genç adamın önce onları tatmin etmesi gerektiğini söyleyen yaşlı kadınlar arasında geçer. İki çok yaşlı ve çirkin kadın genç adamı zorla içeri alırlar.

Parabasis: Koro, “Sadece son sevgilisini hatırlayan fahişeler gibi olmayın. Oyun ilk çıktı diye oylama vakti gelince ne kadar eğlendiğinizi unutup sonrakilere oy vermeyin.” der.

Eksodos: Kadınlar tarafından hazırlanan büyük ziyafete gidilir. Yemek isimleri sayılırken oyun biter.


PLUTOS (M.Ö. 388)
Aristofanes’in kendi adıyla sahneye koyduğu son oyun olan Plutos 388 yılında oynanmıştır. Oyunun şenlikte kaçıncı olduğu bilinmiyor. Bu tarihte Peloponez Savaşı biteli 16 yıl olmuştur. Ancak Atina bu tarihte Korinthos Savaşı’nın içindedir. Bu savaşta Thebai, Korinthos, Argos ve Atina; Sparta’ya karşı savaşırlar. İki yıl sonra bu savaşta Atina tekrar yenilecek ve Sparta egemenliği devam edecektir.

Plutos, hem biçim hem de içerik açısından Eski Komedya’dan (EK) Yeni Komedya’ya (YK) geçiş oyunu olarak kabul ediliyor. Bunun özellikleri;

    Kullanılan dil çok daha basitleşir ve hiciv öğeleri giderek azalır.
    EK bireylerden oluşurken artık YK’nın vazgeçilmez özelliği tipler ortaya çıkar. Örn: zeki uşak, dürüst ev sahibi, yaşlı erkek, genç erkek tipleri…
    Zekice kurulmuş şakaların yerini sadece insanları güldürme amaçlı mizah alır.
    Oyunlarda şehir ahlakı baskın duruma gelir ve EK’nın müstehcenliği azalır.
    Oyunlar elitist bir üsluptan popülist bir üsluba doğru geçer. Bunun anlamı EK’da izleyiciler ister beğensin ister beğenmesin oyunlar oynanırken artık daha çok seyirci beğenisine hitap etmeye çalışılır.
    Kendi içerisinde gelişen öykü kurgusunun yerini zorla ilerleyen bir kurgu alır.
    Danslı ve şarkılı kısımların giderek azalması koronun ilerleyen zamanlarda ortadan kalkacağının habercisidir.

Kaynaklara göre, bu değişim yaşanmaya başlandıktan sonra Plutos’un Aristofanes’in en popüler oyunu olmuştur ve hiçbir oyunu yıllar boyunca Plutos kadar çok oynanmamıştır.

Ayrıca Aristofanes’in diğer oyunlarından bildiğimiz karakter isimlerinin belli anlamlara gelecek şekilde seçilmesi bu oyunda da mevcut. Örneğin bazı karakterlerin adları şöyle çevrilebilir: Oyunun başkarakteri Khremylos: Mantığın Sesi, uşağı Kario: Zekâ Küpü, arkadaşı Blesidemos: İnsan Sarrafı.

Khremylos, dünyadaki düzen ve fakirlikten bıkmıştır ve uşağı Kario’yu da alarak Delphi tapınağındaki Apollon’a kehanet öğrenmeye gider. Kehanet tapınaktan çıkıp ilk gördüğü kişiyi eve götürmesini söyler. O da yolda servet tanrısı Plutos’a rastlar. Plutos Zeus tarafından kör edildiği için servet ve zenginliği insanlar arasında adaletsiz bir şekilde dağıtmaktadır. Bunu öğrenen Khremylos Plutos’un gözünü açtırmak için Asklepios Tapınağı’na gitmeye karar verir. Ama yolda Fakirlik’e rastlarlar. Fakirlik dünyadaki herşeyin kendisi sayesinde olduğuna ikna etmeye çalışır ve Plutos’un kör olarak kalması gerektiğini söyler. Ama ona inanmayıp yola devam eder ve Plutos’un gözlerini açtırıp eve geri dönerler. Eve dönüş yolunda Plutos’un iyileşmesinin sonuçlarının gördüğümüz ziyaretçileri izleriz.

Mitolojiye göre Zeus insanlardan nefret ettiği için Plutos’u kör etmiştir ve o da zenginliği insanlar arasında hakça dağıtamamaya başlar. Aristofanes bu oyunda Plutos’u Demeter’in güçlü kuvvetli çocuğu olarak değil yaşlı ve çaresiz bir adam olarak gösterir. Bu da yoksul ve zengin arasındaki farkın ne kadar eski olduğuna işaret eder.

DRAMATİK ÇATI
Prologos: Oyunun başlangıcında Khremylos, Kario ve Plutos’un eve doğru gittiklerini görürüz. Prologosta hikâyenin öncesini ve Khremylos’un planını öğreniriz. Khremylos fakirliğe çözüm bulmak için Apollon’a danışmış o da ilk gördüğü kişiyi eve götürmesini söylemiştir. Bunun üzerine Khremylos Plutos’a rastlar ve hikâyesini öğrenir. Gözlerini açtırıp fakirliği yok etme planını yapar. Plutos başta gözlerinin açılmasını istemez ancak Khremylos, Zeus’tan korkmaması gerektiğini, aslında tüm savaşların, anlaşmaların, hırsın, yüksek mevkilerin ve hatta zenginleşip Zeus’a adak sunan insanların bile tüm bunları kendisi sayesinde yaptığını söyler ve gözlerini açtırmaya ikna eder. Bu zenginlikten faydalanmaları için fakir çiftçileri çağırır ve fakir çiftçilerden oluşan koro sahneye girer.

Parodos: Çiftçiler korosunun girişiyle parodos yapılır ve haberi duyan koro Kario’yla beraber Euripides’in Tepegöz oyunundan bir sahne oynarlar. Daha sonra haberi duyan arkadaşı Blepsidemos gelir Khremylos’u hırsızlıkla suçlar. Ancak Khremylos herşeyi açıklayınca Asklepios Tapınağı’na gitmeye karar verirler.

Agon: Yolda karşılarına yaşlı ve huysuz bir kadın olan Fakirlik çıkar. Plutos’un gözlerini açtırıp kendisini yok ederlerse büyük bir hata yapacaklarını söyler. Fakirlik ve Khremylos’la Blepsidemos arasındaki geçen bu kısım oyunun agonudur. Bu kısımda Fakirlik eğer kimse yoksul olmazsa tersanelerde, inşaatlarda kimsenin çalışmayacağını, terzilik, esnaflık, sanatçılık ve çiftçilik gibi meslekleri kimsenin yapmayacağını, böylece emek isteyen bütün ağır işleri kendilerinin yapmaya başlayacağını söyler. Khremylos bu işleri kölelerin yapacağını belirtir. O da yoksul olmayan kimse kendini satmaz der. Khremylos yoksulluğun tüm belalarından kurtulmak gerektiğini söyler ve Fakirliği sahneden kovarlar.

Agondan sonra tapınağa giderler ve Plutos’un gözleri açılır. Plutos gençleşmiş bir şekilde sahneye girer. Sonrasında bu olaydan olumlu ve olumsuz şekilde etkilenen ziyaretçiler gelir.

Eksodos: Oyun Plutos’un Athena Tapınağı’nda hazinedar olması için ilerleyen bir tören alayıyla biter.

1. Thesmophoria Kasım ayında, kadınların şehir dışında kutladığı, üç günlük dini bir ayindir. Tanrıçalar Demeter ve Persephone adına yapılır. Sadece yurttaş kadınlar katılabilir, erkeklerin girmesi yasal olarak yasaklanmıştır. Köle kadınlar da giremez, hanımlarını dışarıda beklerler. Kadınlar banyo yapıp (cinsel açıdan) temiz bir şekilde katılmalıdırlar. İlk gün kutsama, ikinci gün tüm dünyevi zevklerden soyutlanmayı gerektiren oruç, üçüncü gün de ziyafet, sporlar ve eğlence vardır. Bu şenlikler hakkında çok bilgi yoktur çünkü erkekler giremezdi, kadınlar da yazılı kaynak bırakmazdı.

2. Oyun adının çevirisi genelde “Kadınlar Meclisi” olarak geçer. Fakat böyle bir çeviri kadınların meclisi ele geçirmesinden ziyade kendilerine ait farklı bir meclis kurdukları imgesi yarattığı için “Kadınlar Mecliste” çevirisinin daha uygun olacağını düşündük.

Kaynak:

bued.boun.edu.tr
Müjde Yılmaz & Mustafa Yıldız
midena pro tou telous makarize