Gönderen Konu: Kil Eser Restorasyonu  (Okunma sayısı 398 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Kil Eser Restorasyonu
« : 26 Haziran 2015, 15:28:29 »
Ülkemizde   bulunan ve kültür mirasımızda önemli yeri olan kil eserler,Osmanlı   zamanından kalma,günümüzde ise bir kısmı toprak altında bulunmaktadır.Bu   eserlerin toprak altından titiz bir şekilde çıkarıldığı gibi,tam aksine   insanların oluşturduğu olumsuz etkenlerde de eserlere büyük   yansımalarda olmaktadır.Ancak ülkemizdeki eğitim eksikliğinden meydana   gelen,eserlerin dikkatli bir şekilde koruma yöntemlerinin   uygulanmadığından dolayı,uzmanların yada bilirkişilerin üzerine bu   konuda büyük bir sorumluluk düştüğüne inanmaktayım.Toplumumuzun bu   eserler hakkında aydınlatılmasını,gerektiği taktirde daha detaylı olarak   tarihçesinin anlatılmasının kanaatindeyim.Ülkemizdeki tarihi eserler   içerisinde durumu bu derecede vahim olan eserler sadece kil eserler   değildir;bunların içinde tarihi yapılar,mozaikler,fırınlar,tiyatrolar   v.s ülkemizdeki eserler için sanat tarihi hakkında araştırma yapacak   uzmanların eksikliği,bilirkişilerin iş deneyimlerinin yetersizliğini   üzülerek bildiririm.Bu durumun sonucu kaçınılmazdır,toplum olarak büyük   çoğunluğumuz gereken titizlik ve önemi göstermemekteyiz ve yok etme   yolunda da ilerlemekteyiz.Bu durum;ülkemizdeki laboratuar,malzeme,tarihi   bilgi,coğrafi bilgi eksiksizliği nedeniyle eserlerin günden güne   kaybolmasına ve koruma altındaki eserlerinde tahribatlara măruz   kalmasındaki en büyük faktörlerdendir.Tahribat giderme,eserlerin   günışığına çıkarılma işlemlerinin tam bir ekip çalışması içinde   yürütülmesi,tek bir kişi tarafından bu ekibin yönlendirilmesi ve   yönlendirmeyi yapan kişinin bilimsel restorasyon dışında arkeoloji ve   sanat tarihi eğitiminden de geçmiş olması kanaatindeyim.Ancak vaziyeti   göz önünde bulundurursak çok düşük oranlarda bu nitelikteki ekipler   çalışma yapmaktadırlar.Globalleşen dünya ve gelişen ülkemiz   içinde;tarihi eserlere verilen değerlerin ve en büyük sorunlardan biri   olan eğitim sistemimizin de ileride düzeleceğinin inancındayım.

Kil   tabiatta bol miktarda bulunan minerallerdendir. Fakat saf kil bulmak   oldukça zordur. Kilin içerisinde en çok kalker, silis, mika, demir oksit   bulunur. Genellikle 0,002 mm'den daha küçük taneli malzemeye kil adı   verilmektedir. Kil sarımtırak, kurmızımtırak, esmer gibi renklerde   bulunur. Bu özelliğini bileşiminde bulunan yanıcı maddeler verir. Kilin   yapısı itibarıyla su çekme özelliği vardır. Bu nedenle kil daima   nemlidir. Kili meydana getiren maddeler sulu alüminyum silikatlerdir. m   Al2O3 , n SiO2 , p H2O genel kimyasal bileşim formülü ile ifade edilen   kil, çok saf olduğu zaman hidrate Alümin Silikat (kaolinit) adını alır.   Kaolinit'in kimyasal formülü, Al2O3 .SiO2. 2H2O dur.Kil eserler ise   pişme teorilerine göre: Kil, düşük ısı derecesinde bir etüve konulursa   sertleşir; önce serbest haldeki suyunu, daha sonra da emdiği suyun   önemli bir kısmını kaybederek gittikçe artan bir rötre yapmaya başlar.   Etüvün ısı derecesi 200ºC'yi geçmezse bu olay geriye dönüşebilir. Bu   durumda kil soğuduğu zaman öğütülerek pudra haline getirilerek su ile   yoğurulursa plastisite gösterebilir.

1.KİL

Çapları iki mikrondan küçük olan mikroskopik kil minerali parçacıklarına kil adı verilir.
Doğal   kil içinde kimyasal bileşenleri yapıları ve onarıları farklı çeşitli   katkılar bulunur fiziksel karakterleri ise içlerinde kil mineralinin   blunmasıdır.
Bunlardan en önemlileri montmoriillıonıt,lilt ve kalounittir.

1.1.   Seramik :

 insanlar yiyeceklerini ve içeceklerini saklamak amacıyla seramik yapmışlardır.
Fakat asıl aletin keşfinden sonra kalıcı eserler verilebilmiştir.
Keramik kelimesi eski hint Avrupa kökenden gelmektedir doğmak anlamındadır.
Kuşkusuz insanlar ilk seramiklerini sırsız olarak yapmışlardı.
Bilinen en eski seramikler anadolu’dan gelmektedir. 

1.2. Terakota figürinleri :

 Terakota   Latince bir kelime olup pişmiş toprak anlamına gelmektedir ilk önceleri   neolotik dönemde çok sade olarak gördüğümüz bu heykelcikler zamanla   geliştirilerek belli forma ulaşmıştır.
Heykelcikler belirli yerlerde   kullanılmıştır ,tapınaklarda adak eşyası,mezarlarda mezar eşyası olarak   kullanıldıkları gibi,güncel hayatta çocukların oyuncağı olarakda   kullanıldıklarıda görülmektedir.

1.3.Kil tabletler :

Kağıdın olmadığı dönemlerde ilk önceleri değişik şekiller daha sonraları ise yazı yazılan kil levhalardır.

1.4.Fırın :

Pişirme amacıyla insanların bazı ihtiyaçlarını gidermek için oluşturdukları yapı türüdür.
Yapısal olarak zaman içerisinde değişime uğramamıştır.

  2.TAHRİBATLAR

2.1. Yapısal özellikleri :

Kilin içerisinde bulunan malzemelerin pişirilirken az pişmiş veya çok pişmiş olarak .
Farklılaşma görülür, buda kilin zamanla çatlamasına, dağılmasına neden olur bu nedenle
Kilin içersinde bulunan maddeler, arasında uyuşmamazlık varsa kısa sürede kil zarar görür.

2.2. İnsanların etkisi :

insanlar gerek bilerek gerekse bilmeyerek eserlere zarar vermektedirler .
Kendi düşüncelerine ters olan eserleri yok etmektedirler.
Bunlarda çözümü olmayan sonuçlar doğurabilir.

2.2.1. Hatalı yapım :

Kil   aynı şekilde içinde bulunan malzmenin yanı sıra pişirme derecesi çarkta   yada elde yapılırken görülmeyen hatalar vb durumlar bu esere tahrip   etmenin yanında kazı yerinde
Bulunan herhangi bir kil eser formunda   farklılıklar görülebilir tasnif sırasında zorluklar çıkartabilir nedeni   ise hatalı işçilikten doğar.

2.3.  Biyolojik etkenler :

Toprak altında ve üstünde bulunan biyolojik canlılar kil eserlere oldukça zarar vermektedir.
Bunların içinde mikroorganizmalar,organik atıklar,mantarlar,böcek vb varlıklar  bitkiler
Bunların salgıladıkları asitler eserler oldukça zarar vermektedirler.

2.3.1. Organik ve inorganik maddeler :

Organik   atıklar denilince ilk aklımıza gelenlerin  başında hayvanların atıkları   bunlar eserin büyük oranda zaarar görmesine neden olur.
İnorganik maddeler ise kimyasal maddeler bunlar metalleri oluşturan kimyasallar esere
Nüfus ederek tahrip olmasına neden olur

2.3.2. Ağaç kökleri :

Ağaç   kökleri toprak altında bulunan kil eserlerin yerlerinin değişmesine   bütün olan killeri parçalayıp ve salgıladıkları asitlede killere çok   önemli zararlar vermektedirler.

2.3.3. Mantarlar :

Mantarlar kil  eserlere salgıladıkları asitler nemi çekme özellikleri ile kilin gözeneklerinden
Girerek telafisi güç olan zararlar verirler.

2.4. Doğa koşulları :

Acil koruma önlemleri, kil eserin toprak altında bulundukları ortam ve toprak üstündeki
 İklim şartları nem ve ısı durumuna göre değişiklik gösterir.

2.4.1.Toprak altı :

Kil   eserler toprağın altında bulundukları ilk andan itibaren bozulma   sürecine girerler ve ortamla nisbi bir dengeyle bozulma süreci yavaşlar   ancak bu süreç içerisindebazı eserler yok olma durumuna kadar   gelmektedir nedeni ise toprak altında bulunan olumsuz ortamlardır.

2.4.2. Asidik ortamlar :

Çömlekeler   üzerinde yapılan analizler sonucunda pişmiş toprak eserlerin   tahribatına,neden olan en önemli etkenin toprak içinde oluşan çözünmüş   asitler oldukları saptanmıştır.
Çanak çömleklerin gömülü bulundukları kireç taşlı  toprak.
Çevrede bulunan karbonik asit ile reaksiyona girerek su içinde çözünen kalsiyum karbonata
Dönüşür ortamda ye alan pişmiş toprak eserler üzerine çökelen kalsiyum bikarbonat
Eserler üzerinde tabaka olarak birikir.

2.4.2.1. Sırlı ve sırsız eserler :

Sırlı eselerde çömleklerin yüzeyine çeşitli maddelerden oluşturulmuş bulamaçla kaplamaya sırlamak denir.
Bu   işlem yapılırken fırınlama işlemi birkaç kez devam etmektedir işlem   sırasında ısı farklılıklarından ve soğutulmalarından dolayı sırlar   üzerinde mikro çatlaklar oluşmaktadır ve zamanla çatlaklar genişleyerek   sır tabakası yok olur.
  Sırsız eserlerde çömlek hamurundaki   maddelerin birbirleriyle uyum sağlamamasından dolayı az pişmiş çok   pişmiş kısımların bulunması kısa sürede tahrip olmasına neden olur.

2.4.3. Bazik ortamlar :

Pişmiş   toprak eserlerin bulundukları bazik ortamlarda bulunan kalsiyum tuzları   çözünemedikleri için,çömleklerin yüzeyinde birikerek kabuk biçiminde   bir tabaka oluştururlar.
Eserlerin üzerlerinde biriken tuzların kalınlığı ortamda bulunan kalsiyum tuzlarının miktarına bağlıdır.
Ayrıca   toprak altındaki suyun hareketlilik durumu içinde yer alan yüksek   orandaki kalsiyum tuzlarının toprak ürünü eserlerin gözeneklerine   girerek yerleşip katılaşmalarına ve eserler üzerinde gerilimli kalın   örtülü tabakalar ile kalıcı hastalıkların meydana gelmesine neden olur.
Yüzeyin yarılması, yüzeyden parça kopmalar ve kabuk atmalar.

2.4.4. Tuzlu ortamlar :

Tuz    eser üzerinde önemli rol  oynar  tuzlar gözeneklerden girerek esere   nüfuz ederler ve içerisinde kristalleşmeye başlayıp ve genleşerek   çatlamasına neden olur.

2.4.5. Çözünen tuzlar :

Eserlerin   tahribatına neden olan etkenlerin başında toprak içinde yer alan   çözünebilen sodyum klorür ve sodyum nitrat ile sodyum karbonat tuzları   gelmektedir.
Bu tuzlar yer altı suları,nem veya yağmur aracılığıyla   çözünerek çömleklerin üzerinde birikmekte veya çömleğin çatlak ve kırık   yerlerinden iç tabakalarına sızarak tuzlu ortamlar oluşturmaktadır.
Pişmiş   toprak eserlerin bulundukları çevrede yer alan tuz miktarı, çözünürlük   değerinden daha düşük oranlarda ise bu tuz ortamda  yer  alan torak   eserlere fazla etki yapmamaktadırlar.
Ancak eserlerin çevresinde yer   alan tuz miktarı doygunluk yani suda çözünebilecek en yüksek oranda   olursa suda erimeyen ortamdaki fazla tuz eserler üzerinde birikerek   kristalleşirler.

2.4.6. Çözünmeyen tuzlar :

Toprak içinde uzun süre kalmış olan çömleklerin büyük bir kısmı üzerinde ince veya kalın
Tabakalar biçiminde kalkerli kristaller yer alır.
Bu   tür kristaller özellikle kalkerli topraklarda veya fazla kalker içeren   yer altı sularının bulunduğu ortamlarda uzun süre kalan pişmiş toprak   eserler üzerinde rastlanmaktadır.

2.4.7. Doğal afetler :

Deprem, sel, toprak kayması çığ gibi doğal afetler eserlerin parçalarının dağılmasına neden olmaktadır.

    3.TEMİZLEME

3.1. Mekanik temizleme :

Mekanik temizleme eserlerin sağlığı açısından ideal temizleme yöntemidir.
Amaç kil ile ese arsındaki ikinci bağları kopararak her iki nesneyi serbest bırakmak veya
Eserin yüzeyinde birikmiş kirleri temizlemektir.
Çanak   çömlek üzerinde yer alan çamur tabakasının veya kirlerin alınması,   normal koşullar içerisinde diş fırçalar, tırnak fırçalar, plastik veya   ahşap kazıyıcılar ve kesici aletler dişçi aletleri pirinç uçlu aletler   mekanik temizlemede kirin veya kalker tabakasına bu aletler yardımıyla   uygulanır. 

3.1.1.Kum püskürtme yöntemi :

Mekanik temizleme aracı olarak ku püskürtme metodu kum püskürtme aletiyle yapılan temizleme işlemidir.
Bunun   için meme delikleri  0.1 mm olan özel hazırlanmış aletler ile aynı   oranda ince kum taneciklere ve hava basıncına ihtiyaç vardır bu metod   genellikle üzerinde kalker tabakası sertleşmiş durumda olan eserlerin   yanı sıra suya dayanıksız çömleklerin temizlenmesinde
kullanılır.

3.2. Fiziksel temizleme :

Günümüzde mali sorunlar sebebiyle pek uygulanmayan fiziksel temizlemede yardımcı eleman
Olarak  lazer kullanılır .

3.3 kimyasal temizleme :

Kimyasal maddelerle yapılan uygulamadır kir veya tabakanın şekline göre çeşitli kimyasallar ve
yardımcı elemen olarak su kullanılmaktadır.

3.4. Çözünen tuzların temizliği :

Çömleklerde bulunan çözünebilir tuzların temizliği zorunlu olduğu halde çoğu kez arkeolog ve müzeciler tarafından yapılmaktadır.
Aslında tuzların temizliği için çok basit yöntemler uygulanır.
Bilindiği gibi toprak içinde çözünen bu tuzlar nem ile birlikte çömlek tarafından emilir .
Bunların çömlekten çözünüp uzaklaştırmaları bu yöntemin tersi bir uygulamayla yapılabilir.
Bunun için eserdeki su durumu nötr duruma getirilene kadar su içinde tutulur.
Ancak bu işlemden önce eserin suya dayanıklılığı test edilmelidir.
Suya   dayanıksız olan eserler suya daldırmadan fakat sürekli ıslak tutularak   veya kağıt hamuruyla lokal olarak yapılır.bazen bu durum günlerce hatta   haftalar sürebilir .
Suya karşı dayanıklı olan eserler ise su dolu kap veya küvetin içerisinde asılı olacak şekilde yerleştirilir.
Çünkü çözünen tuzlar genellikle kabın dibine çökelirler.
Tuzları daha kolay temizlemek için 40 c ısıtılır ve 12 saatte bir suyu değiştirilerek işlem tamamlanır.

3.5 Çözünemeyen tuzların temizliği :

Çanak   çömleklerin temizliğinde asit kullanımı ne kadar tehlikeli olsa da çoğu   kez konservatörlerin vazgeçemedikleri bir temizleme maddesi olarak   devamlı karşımıza çıkmaktadır.
Örneğin kalsiyum karbonatla kaplı   çömlek yüzeylerin temizliğinde formik asit  yada   asetik  asit etkili   olmaktadır. bu işlem için emayeli, cam veya plastik bir kap içine önce   su doldurulur.suyun içine çözücü olarak kullanılacak asit % 10-15   oranlarında ilave edilerek karıştırılır.
Kalsiyum tuzlarından   arındırılması ön görülen eser, bu karışımın içine sokulmadan önce   damıtık su içinde birkaç gün bekletilir içindeki küçük tuzların   yumuşaması sağlanır.
Bu işlemden sonra hazırlanan asit, eserin küçük bir parçası üzerinde test edilir.
Eğer   eser zarar görmüyorsa hazırlanan  çözeltinin içerisinde bekletilir   arada çıkarılır tuz değerleri ölçülür ve fırçalanır  işlem bittikten   sonra saf suyun içerisinde uzun süre bekletilerek eser tuz lar dan   arındırılmış olur.

  4.KORUMA ALTINA ALMA

 4.1. Özel bant ile sarma :


Dikkat edilmesi gerekilen özellik özel bant ın  eser üzerine direkt olarak sarılmamasıdır.
Bant ve eser yüzeyi arasına izolasyonu sağlayan ara tabakası konmalıdır.
Eserin direkt teması sırasında  gözle görülmeyen motiflere zarar verebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
 
4.2. Beyaz tutkal kağıt kullanımı :

Tutkalın akışkanlık kıvamına göre yüzde 10 su ileve edilerek seyreltilir.
Uygulama sırasında tutkal suya ilave edilmelidir.çünkü karışımı zor olmaktadır.
Hazırlanmış   olan emme özelliği yüksek kağıt şeritler karışım, içine daldırılarak   fazla bekletilmeden çıkartılır tamamen temizliği yapılmamış buluntu    üzerine yayılır
Değişik yönlerde ve gerekli görülen kalınlığa kadar bu eserin büyüklüğüne bağlıdır
Kağıt şeritler yerleştirilerek kurumaya bırakılır  böylece eserin kaldırma anında dağılması önlenmiş olur.

4.3. Sert köpük içine yerleştirme:

 Buluntu   korunmasının başka bir yöntemidir. Fakat sert köpük en iyi izolede bile   ufak delikler ve çatlaklar arasından sızarak esere zarar verebilme   ihtimali göz önüne alınarak         
Bu yöntem kullanılmamaktadır.
 
4.4.Alçı ile kalıp alma:

En iyi kaplama malzemesi alçıdır. Çünkü ucuz v en önemlisi ise rahat çalışılabilecek bir
Malzemedir
Paketlenecek   olan esrin üzerindeki yapışmış toprağı izole etmek için etrafına kağıt    sarılır çok parçalı eserlerin üst yüzeylerine kağıt yerine alimünyumlu   kağıt kullanılması gereklidir. izalasyon  tabakasının üzerine alçı   yayılır.
Büyük eserlerde alçının kırılganlığını azaltmak için güçlendirici malzeme kullanılır.
Çuval   ve kaput bezleri en iyi sonuç verenlerdir laboratuarda gerekli röntgen   çekilir ve güçlendirici olarak metal çubuk kullanılır.

  5.TASNİF

5.1. Arazi tasnifi:

Kazı alanında çıkan eserler yerlerinde incelenerek tasnifi ve teşhisi yapılır.

5.1.2.Tespit :

Çıkan   parçaların ilk aşamada eskiz çizimleri yapılır ve fotoğrafları çekilir   bunun yanında ilk numaralandırma işlemi arazide  yapılır birleşebilen   parçalar kendi ararlında ayrılarak atölyedeki işlemlere tabi tutulur.

  5.1.3.Teşhis :

Parçaların   teşhisi yapılır  eğer toplu bir şekilde seramikler ve diğer eserler   kendi aralarında ayrılır eserler ortaya çıkarılmış olur.
Seramiklerde   malzemesine göre ,bezemesine göre ,formuna göre kendi aralarında   ayrılarak teşhisleri  yapılır  bunu yanında eserin düşme  durumu hangi   döneme ait olduğu bilgi fişine yazılır.
 
5.2.Atölye tasnifi:

Numaralandırılmış   parçalar ve birleştirilecek parçalar  kendi içlerinde ayrılarak seramik   in parçalarını birleştirmeye başlanılır bu işlemlerin bir çoğu atölyede   uygulanmaktadır.
 

5.2.1.Metal çubuk yerleştirme :

Eskiden   pithosların onarımlarında kullanılan yapışkanların yanında güçlendirici   olarak metal çubuklar, dıştan keneet yerleştirme veya çembere alma   şeklindetatbik edilmekteydi.
Bu tür çalışmalar estetik açıdan  ve görsel açıdan olumlu bir görünüm oluşturmamasıyla birlikte,
Eser   üst yüzeyinde kenet deliklerin açılmasıyla zarar verilmekte veya   kullanılan metal çubukların açıkta kalmaları ve bunun sonucu nem ve   ruutubet etkisiyle paslanmalarıpas kirinin akması pithosları   çirkinleştirmektedir.
Bu olumsuzluları gösteren oanrılmış küpler müzelerde kolaylıkla görülmektedir.

5.2.2. Kırık birleşme yerlerine delik delme :

Aynı merkez ve doğrultuda delik delmek için kırık birleşen parçalar birleştirilir.
Hafifçe   açılır.açılacak deliğin merkezi, kırık yüzeyde belirnelir parçalar   açılır. Merkezden geçecek birbirini kesen iki çizgi çizilir.
Bunların uzantıları dış yüzeye aktarılır parçalar birleştirilir.
İlk parçada bulunan ve merkezi belirleyen çizgi uzatılır ikinci parçaya aktarılı.
Matkap ın doğrultusunu tayin etmeye yarayan her iki parçaya uzanan iki tarafa doğrultu çizgileri çizilir.
Parçalar   ayrılır belirlenen merkez, ilk aşamada çalışır durumdaki matkap ucunun   kaymaması için hafifçe oyularak iz oluşturulur parça doğrultu   çizgilerine bağlı kalarak
Bir yere sabitleştirilir.
Merkezi doğrultu çizgilerinin doğrultusunda tutularak delme gerçekleştirilir.
 
5.2.3. Küçük parçalara delik delme :

Küçük   parçalarda açılacak deliğin merkez ve doğrultusunda sapma olduğu   takdirde bunu düzeltmek hemen hemen imkansızdır bu nedenle hata   yapılmadan, aynı merkez ve doğrultuda delikler açılmalıdır.
Hata   payıını en aza indirmek için, kırık birleşen parçalardan bir tanesinin,   kırık yüzeyinde açılacak olan deliğin yeri belirlenir ve o merkeze delik   açılır.
Elik içine metal çubuk yerleştirilir. Açılmış olan deliğin   doğrultusu, metal çubuğa bağlı kalarak dış yüzeye dış yüzeye farklı iki   taraftan aktarılır.
Parçalar kırık kırığa birleştirilir.
Açılmış   olan deliğin merkez ve doğrultusu ikinci parçaya aktarılır matkap ı   parça üzerine bastırma yerine, matkap sabit tutulup, parça çalışır   durumdaki matkap ucuna doğrultu çizgilerinin paralelinde bastırılır.


5.2.4 Matkap kullanımı ve metal çubuk :

Matkap   kullanımı tecrübeli kişiler tarafında uygulanmalıdır çünkü en ufak bir   kaymada eser üzerinde kayma nedeniyle çatlamalar görülebilir darbeli   çalıştırılırken ise kopma gibi durumlarla karşılaşabilinir.
6mm   çapında delik açılması gerektiğinde 3 mm lik matkap ucuyla delik açılmış   ve daha sonra 5 ve 6 mm çapında matkap uçları kullanılarak delik   genişletme işlemi yapılır.
Böylece ilk aşamada açılan deliğin   doğrultu ve merkezinde sapma olduğu takdirde düzeltilebilme imkanı   oluşmasıyla birlikte, edelik açma sırasında parça üzerine oluşturulacak   basınç azaltılmış olur.

5.4.5.sağlamlaştırma(konsolide) :

Düşük   dereceli ısılarda pişirilmiş olan sırlı yada sırsız toprak   eserler,zaman içinde sık sık tekrarlanan nemlenme ve kuruma çevrimleri   sonunda yumuşamakta ve ve gevşek duruma gelmektedir.
Ayrıca bu eserler üzerinde yer alan boya astar gibi ilavelerde, yumuşamadan sonra gelen kuruma aşamasında tozumaktadır.
Bu aşamaya gelen eserlerde sağlamlaştırma yapmak gerekmektedir.
Yardımcı eleman olarak polivilin asetat veya arkrilik reçineler kullanılır.

5.2.5.1.Fırça yöntemi ile sağlamlaştırma:

Fırça   en basit ve en seri sağlamlaştırma yapan araçtır.ancak, fırça ile   yapılan uygulamada sağlamlaştırma maddesinin çözeni kısa sürede   buharlaştığı için, çözünen madde eserin yüzeyinde birikerek  tabaka   oluşturur.
Sıvıyı yeterince içine çekmeyen eser, istenildiği oranda sağlamlaşmaz.
Yüzey gerilimi olan çömleklerle,tozuma başlangıcında olan eserlerin setleştirilmesi fırça ile yapılır.

 5.2.5.2.Daldırma yöntemi ile sağlamlaştırma :

Gözenekli olan eserler daldırma yöntemi ile sertleştirilir.
Bunun   için gerekli olan malzemeler 100/10 yapıştırıcı ile çözücüden elde   edilen eriyik dolu kabın içerisine sertleştirecek eserler yerleştirilir   ve belli bir zaman beklenir sertleşen eser
kurumaya bırakılır sertleştirme işlemi tamamlanır.

5.2.5.3.Püskürtme yöntemi :

Kolay dağılabilecek olan eserlerde uygulanır.
Hazırlanan eriyik püskürtme tabancası içine konduktan sonra eser üzerine uygulanır ve işlem tamamlanır.

5.2.5.4.Vakumlama yöntemi ile sağlamlaştırma :

Bu yöntem için vakum yapan bir aygıta ihtiyaç vardır.
Burada uygulanan yöntem daldırma işleminde yapılan uygulamanın devamı şeklindedir.
İçinde   eser  ve sıvı bulunan kap, vakum yapan aygıta yerleştirildikten sonra   vakum pompası çalıştırılarak aygıtın havas boşaltılır.
Boşalan hava yerini sıvı maddesini taşıyan şişenin musluğu açılarak sıvının eserin üzerine damlatılması sağlanır.
Sıvı, havası boşalan eserin üzerindeki gözeneklerden içeri sızarak orada katılaşır.
Vakumdan alınan eser açık havada bir süre tutularak kuruması sağlanır.




5.6.Yapıştırma :

Birleşen parçalar kendi aralarında ayrılarak numaralandırılır ve yapıştırma işlemine
Geçilir.
 yapıştırmada kullanılacak  malzemeler  şunlardır.
Yapıştırıcılar :peligom ,araldit,akemi,B72,gibi reçineler.
Çözücüler:toluen,aseton,sentetik tiner,su.
Yapıştırma   işlemine alttan yukarıya doğru başlanır kırık yüzeye peligom sürülerek   biraz beklenir daha sonra ikinci tabaka sürülür ve parça yapıştırılır.
Yapışmanın   sağlam olması için kum havuzu kullanılır  yapışan parçalar havuzda   bekletilir ve işaret parmağıyla doğru yapışıp yapışmadığı kontrol   edilir.

5.2.6.1.Kum havuzu ve doğrultu tayini:

Yapıştırılacak   olan parçalara peligom sürülmesinin ardından parçalar birleştirilip   40/40 lık hazırlanan içerisinde kum dolu olan kaba birleştirilecek   parçalar havuz içerisine doğrultusu tayin edilecek şekilde   yerleştirilecek parçalar bekletilir elde tutulacak parçalar ister   istemez sallanabileceğinden bu yöntem uygulanır.
Biraz süre bekledikten sonra parçalar sorunsuz şekilde yapıştırılmış olur.

5.2.6.2.Yapışkan artıklarının temizlenmesi :

Yapıştırılması   bitirilmiş olan eser üzerinde kalan yapıştırıcı kısımların temizlenmesi   çözücü maddeler yardımıyla uygulanır pamuğa damlatılan çözücü pamuk   yardımıyla silinerek yapışkan artıklarının temizlenmesi sağlanır.



5.2.7.TÜMLEME:

Günışığına   çıkan her eserin bütün bir parça olmadığı gibi parçaların tamamının da   bir arada olmadığı kesindir.Bu sebepten dolayı çıkan eser parçalanmış ve   dağınık ise eksik parçalar aranır tespitler sonucu bulunan parçalar   tasnif edilir,kayıp olan parçaların eserin üzerindeki yerleri tespit   edilir.Eksik olan bu kısımları,seramiğin formuna uygun olarak dolgu   maddesiyle tümlemek gerekir.Bütün seramik tiplerinde tümlenecek eksik   kısma bazı işlem ve önlemler alındıktan sonra,arka yüzünden   maskeleyerek,dolguya dayanak sağlayan bir destek yapmak gerekir.Bu ise   kabın formuna göre değişik yöntemlerle olur.Ancak bazı seramiklerde   dolguya dayanak sağlayan bir destek yapmak olanaksızdır.Bütün seramik   tiplerinde tümlenecek kısma bazı işlem ve önlemler alındıktan sonra,arka   yüzünden maskeleyerek,dolguya dayanak sağlayan bir destek yapmak   gerekir.Bu ise kabın formuna göre değişik yöntemlerle olur.Ancak bazı   seramiklerde dolguya dayanak sağlayan bir destek yapmak olanaksızdır.

5.2.7.1.Kırık Kenar Uygulamaları:

Kırık   parçaların üst yüzeyleri nemlendirilmeli ve bantlanmalıdır.Parçaların   yapıştırma ve tümleme esnasında herhangi bir şekilde dengi kaybı   sonucunda yerinden oynamasını veya düşmesini engellemek amacıyla    kullanılmaktadır.Ayrıca;Dolguya dayanak sağlayan bir destek oluşturma ve   dolguyu yerleştirme tatbik edilmeden önce,eksik kısmın   kenarlarının,yüzeylerinin nemlendirilmesi ve üstünün bantlanması   çalışmaları tatbik edilmelidir.

5.2.7.2. Bantlama:

Yapıştırma   veya tümleme yapılacak yüzeye bantlama işlemi uygulanır işlemin   amacı;seramiğin seramiğin kirlenmesini önlemek,tümleme malzemesinin   zarar görmesini ve fazla kullanılmasını önlemektir.Dolgu yapılacak eksik   kısmın bütün kernarları plastik bant kullanarak üstten kırık yüzey   bitim kenarına kadar bantlanarak çevrelenir.Böylece dolgu dökümü   sırasında kenarların kirlenmesi önlenmiş olmasıyla birlikte fazlalığın   alınması sırasında yontu aletlerinin zarar vermesi önlenmiş olur.Bant ın   kırık yüzey kenarından taşmamasına dikkat edilmelidir.Taşan kısım dolgu   içinde kalacağından,bunun sonradan çıkartılmasında sorun olabileceği   gibi uygulamanın gereksiz uzamasına da neden olunur.
Seramiğin bantı   kabul etmesi ve çıkarılırken zarar vermemesi önemlidir.Zarar verdiği   taktirde bu uygulamadan vazgeçilir.Seramiğin tümlenecek kısmın dışında   kalan kısımlar,naylon örtü ile sarılarak dolgu ve yontu sırasında   kirlenmesi önlenir

5.2.7.3. Nemlendirme:

Tümlemede   kullanılacak dolgu malzemesinin kıvamında işlem yapabilmesi için kırık   kenar yüzeylere herhangi bir sıvı ile hafif nemlendirilerek,dolgu   malzemesinin mukavemetinin artırılmasına neden olmaktadır.Daha güçlü bir   tümleme işlemi olmaktadır.Seramiğin dolgu malzemesi olarak kullanılan   alçının nemini emmesini önlemek için bir sıvı ile kırık kenarları,ince   kıl fırça kullanılarak nemlendirilir.Böylece alçının yapışkanlığı   dengede tutulmuş olur.Nemlendirici su olabilir.Fakat seramik şartlara   göre değişime uğramış ise bu tür nemlendirme için su uygun   değildir.Çözücüsüyle birlikte seyreltilmiş peligom veya herhangi bir   yapışkan çok daha etkili olmaktadır.Bu uygulama İznik Çini Fırınları   kazısın da olduğu gibi,gün ışığına çıkarılan ince grenli ve sık dokulu   sırlı seramiklerin düz olan kırık yüzeylerinin nemlendirilmesinde de   etkili olmaktadır.Ayrıca kenarlara zarar verilmeyecek şekilde,alçının   daha güçlü birleştirme oluşturabilmesi için kırık yüzeylere çizik veya   çentikler yapılabilir.Bu ise onarımcının seramik üzerinde yaptığı teşhis   ve oluşturduğu onarım planına bağlıdır.

5.2.7.4. Dolguya Dayanak Sağlayan Malzeme:

Seramiğin   dik bir şekilde durabilmesi yada gereken açı ve derecede durdurulup   dolgunun yapılmasındaki işlemde en önemli dikkat edilecek hususlardan   birisidir.Ülkemizde genellikle kazılarda,seramik tümlemesinde dolguya   dayanak sağlayan malzeme olarak belirli yerlerde bulunan çarkta   çıkabilecek kıvamda seramik hamuru kullanılmaktadır.Plastrin’de en çok   kullanılan malzemedir.Fakat bunların bazı yörelerde temin edilmemesi   veya var olmasına rağmen gerek duyulması sonucu bazı seramiklerde   dolguya dayanak sağlayan malzeme olarak Van kalesi kazısın’da kübün   eksik olan kısmının büyük olması nedeniyle kăsede balon ve Kelenderis   kazısında lekitosun boyun ve ağzında bükülerek silindire benzer duruma   getirilen kağıt kullanılmıştır.

5.2.8.Yöntemler:

Seramikler   ve genel eserler için tümleme yöntemleri birbirine   zincirlemedir.Çoğunda uygulanan yöntemler aynı yada   benzeridir.Seramiklerin formlarına ve eksik kısmın büyük veya   küçüklüğüne göre çeşitlilik gösterirler.Kazılarda genel olarak yöntem   uygulamaları aşağıda sıralanmıştır.

5.2.8.1. Akıtma (Dolguyu Yerleştirme) Yöntemi:

Günışığına   çıkarılan eserlerin ağızlarında veya gövdelerin dar kısımlar varsa ve   buralara normal tümleme yapılamıyorsa eksik olan kısımlarının   tümlenmesinde uygulanır.Bu seramiklerde dolguya dayanak sağlayan bir   destek oluşturmak olanaksızdır.Eksik olan kısmın kenarları   temizlenir,bantlanır ve nemlendirilir.Seramiğin eksik kısmı oturduğu   yüzeye dik açı yapacak şekilde yatırılır.Böylece kırık kenarın   yüzeyi,oturma yüzeyine paralel hale getirilmiş olur.Normal kıvamında   biraz daha sulu hazırlanmış olan alçı.Spatula veya küçük bir kaşık ile   azar azar yerleştirilir.Çok kısa bir süre sonra seramik çevrilerek aynı   doğrultuda diğer kırık yüzeyede alçı yerleştirilir.Bu şekilde alçının   dolma durumuna göre seramik çevrilir.Daha önce yerleştirilen alçının   üzerine,tekrar alçı ilave edilir.Sürekli olarak alçı kapanıncaya kadar   işleme devam edilir.Seramiğin eksik kısmı arkadan herhangi bir destek   olmaksızın tümlenir.Bu arada görülmeyen iç kısımda hafif bir taşma   olacaktır.Gerekli görüldüğü taktirde önemsiz olan bu taşma,uygun alçı   törpüsü kullanılarak yok edilir.
Bazı seramiklerin eksik kısımları   büyük olmaktadır.Knidos kazısında dar ağızlı anforada olduğu gibi böyle   durumlarda alçıya dayanak sağlayan malzeme ile maskeleme yöntemi   uygulanarak,eksik kısmı küçültmek gerekir.Alçı dökümü yapıldıktan sonra   maskeleme de kullanılan malzeme küçük boşluktan veya ağızdan   çıkarılır.Kalan eksik kısım dolguyu yerleştirme yöntemiyle tümlenir.

5.2.8.2. Maskeleme Yöntemi:

Dolgunun   uygulanamayacağı yerlerde bunlar;dar ağızlı yada dolgunun sıvısının   giremeyeceği yerlerde uygulanmakta ve kullanılmaktadır.Çoğunlukla geniş   ağızlı seramiklere uygulanır.Dar ağızlı seramiklerde belli bir yere   kadar uygulamak mümkündür.En çok kullanılan yöntemdir ve kazılarda   tatbik edilmiştir.Maskeleme kil,plastrin,strofor,balon,çeşitli kağıtlar   ve hatta zorunlu kalındığında el avuç içi ile de yapılabilir.
Fakat   en iyi kullanım malzemesi çarkta çekilebilecek kıvrımda olan kil   hamurudur.Yumuşak fakat elastiki olmayan kil hamuru, düz bir satır   üzerinde avuç içi veya tahta takoz kullanılarak istenilen kalınlıkta bir   tabaka haline getirilir.Spatula veya kesici alet kullanılarak kenarları   düzeltilir.İhtiyaç duyulan büyüklükte bir dilim oluşturulur.Kabın   içinden eksik olan kısma yerleştirilir.Arkadan kabın formuna uygun bir   kavis kazandırılıncaya kadar bastırılır.Kil levhanın kaymaması için   kenarları kabın iç yüzeyine bastırılarak yapışması sağlanır.Son   düzeltmeler spatula ile yapıldıktan sonra dolgu maddesinin dökümü   gerçekleştirilir.
Kabartma bezekli seramiklerin eksik kısımlarının   maskelenmesi daha zordur.Maskelemeyi bezeklerin durumuna ve uzaklığına   göre yapmak gerekir.İznik tiyatro ve Knidos kazılarında olduğu gibi kap   içinden çalışma imkanı olduğunda,kil levhası ile seramiğin sağlam dış   yüzeyinden bezek kısmının negatif kalıbı alınır.Eksik kısma mevcut olan   bezeklerin durumuna  göre seramiğin dış yüzünden   yerleştirilir.Döküm,seramiğin iç kısmından yapılır.
Kazılarda   günışığına çıkarılan bazı seramiklerin tümlenecek eksik kısımları büyük   olabilmektedir.Bunların maskelenmesi bir kerede yapmak çok zordur.Bu   bakımdan işlemi birkaç kere tekrarlamak gerekir.Uygulamacının düşündüğü   tümleme planına göre,eksik kısmın bir bölümü maskelenir.Dökümü   yapılır.Dolgu maddesi kurutulduğunda kalan eksik kısmın maskelenmesi   uygulanır.Seramiğin eksik kısmı kapatılıncaya kadar işleme devam edilir.

5.2.8.3. Balon Yöntemi:

Bu   yöntem kazılarda günışığına çıkarılmış olan dar ağzılı yuvarlak   eserlerde yapılamayan tümleme işlemlerinde uygulanır.Yapıştırılan   seramik,etrafı eksik kısımdan geçmeyecek şekilde ip veya bant ile   sarılır.Bu içine yerleştirilen ve hava ile genişleyen esnek malzemeden   oluşturulan balonun seramiğe yapacağı basınca karşı bir önlemdir.Aksi   taktirde seramik çatlayabilir veya yapıştırılan yerlerinden ayrılarak
dağılabilir.
Şişirme   işlemine,balonun seramik formuna uygun bir görünüm kazandığında son   verilir.Böylece eksik kısma dolguya dayanak sağlayan bir destek yapılmış   olur.
Seramiğe ait olan ve çok az kısımları birleşen veya kırık   kırığa birleşmeyip aynı seramiğe ait oldukları kesin olarak saptanan   parçanın yerleri tahmin edilen kısımlara oturtulur.Bu parçaların   belirlenen yerlere oturtulması,kalınlarına,çark izlerine ve bezemeye   bağlı kalacak şekilde olmaktadır.Hazırlanan dolgu maddesi eksik   kısımlara seramiğin formuna uygun olarak dökülür.
Çok eksiği olan ve   hatta yapıştırılma sonucunda bile bir bütünlük teşkil etmeyen seramikler   belli yerlere kadar maskeleme yöntemi ile tümlenmesi yapıldıktan sonra   balon yöntemi tatbik edilir.

5.2.8.4. Kalıp Alma Yöntemi:

Uygulanacak   seramiğin yüzeyi temizlenir,seramikte alınacak kalıp titizlik bir   şekilde uygulanır.Bunlarda değişik malzemeler kullanılabilir.Alınan   kalıp üzerinden yineleme veya esere devam etme çalışmaları   uygulanır.daha çok tabaklara ve yayvan seramiklere   uygulanabilmektedir.Malzeme olarak,plastrin veya kil gibi form ve şekil   verilebilen maddeler kullanılabilmedir.Kalıp alma elde ve çarkta olmak   üzere iki şekilde gerçekleştirilebilir.

5.2.8.4.1. Elle Kalıp Alma:

Parçalar   günışığına çıkartıldıklarında ya dağılmış olmaktadırlar yada parçaları   kayıptır.Bu  sebepten dolayı parçaları bulunamayan veya dağılmış olan   eserlerde tatbik edilecek bir yöntemdir.Tabak parçalarına   bakılarak,tabağın çapı tespit edilir.Pergel ile çap düz bir zemin   üzerine yerleştirilen kağıda aktarılır.Parçalar çap üzerine   yerleştirilerek kontrolü yapılır.Kalıp alma maddesi olarak kullanılan   kil,tabağın sağlam bir parçasının iç kısmına formu kazandırılıncaya   kadar bastırılır.Üstü tamamen doldurulup, düzeltilir.
Kesici alet ile   seramik parçası içine doldurulan kil, üçgen şeklinde kesilir.Üçgen kil   parçası alınarak,daha önce tespit edilen çap üzerine ters çevrilerek   yerleştirilir.Tekrar aynı uygulama ile kalıp alınır ve üçgen kil parçası   diğerinin yanına oturtulur.Bu şekilde devam edilerek tabağın eksik   kısmının bir bölümünün kalıbı alınmış olur.İşleme devam edilerek tabağın   tüm kalıbı alınabilir.
Üçgen parçalar arasındaki birleşme   yerleri,spatula ile düzeltilir.Eksik kısımlar var ise kil ilave edilerek   doldurulur.Tabağa ait yapışmış veya ayır olan parçalar oluşturulan   kalıp üzerine yerleri tespit edilerek yerleştirilir.Eksik kısımlar,dolgu   maddesi ile dış formuna uygun şekilde doldurularak tabağın dökümünün   bir kısmı tamamlanır.Dolgu kuruduğunda, kalıptan alınır.Çevrilerek   kalan  eksik kısım kalıba yerleştirilir ve dökümü yapılır.
Kabın   tamamının kalıbı alındığında döküm bir kere gerçekleştirilir.Bu ise   kabın kalıbının yarısının alınmasına nazaran daha sağlıklı bir   çalışmadır.Fakat kalıp alma malzemesinin büyük olabilen seramiğin   kalıbının alınmasında yetersiz kalması parça parça dolgu dökümü   yapılmasına zorunlu olarak gerektirmektedir.

5.2.8.4.2.. Çarkta Kalıp Alma:

Çap   ölçümleri yapılacak olan eserlerde tabak veya küp benzeri eserlerin   çark ebatları alındıktan sonra kalıp işlemine geçilir.Uygulama   anında,kalıbı alınması düşünülen kaba ait parçalar ile çark üzerine   oturtulmuş seramik hamuruna verilen form sürekli kontrol edilerek   çalışma tamamlanır.
Belirlenen formun negatifi,alçı tornasına   oturtulan alçı blok unun yontulmasıyla da gerçekleştirilebilir.Yapılan    alçı negatif kalıp üzerine seramik parçaları yerleştirilir.Tümleme   yapılmadan bu şekilde teşhire konur.

Alçı negatif kalıp üzerine   dolgu dökümü yapılmadan önce,sulandırılmış arap sabunu veya gomalak   sürülerek izolasyon oluşturulmalıdır.Yeterli olduğu parmakla kontrol   edildikten sonra tabak parçaları kalıp üzerine yerleştirilir.Eksik   kısımlar dolgu maddesi ile (alçı) doldurulur.
Kalıp üzerine sürülen   arap sabunu,alçının kalıba yapışmasını engeller.Her zaman uygulama her   seramikte iyi sonuç vermez.Çünkü tümlenen kabı kalıp çok parçalı olsa   dahi kalıptan çıkarmak her zaman kolay olmayabilir:Zorunlu olunmadığı   taktirde uygulanmayıp diğer yöntem tercih edilmelidir.Ancak çok eksiği   olan seramiğin tümlenmesini yapmadan alçı negatif kalıp ile teşhire   koymak olumlu bir çalışmadır.

5.2.8.5. İskelet Yöntemi:

Metal   çubuklar arasından bez şeritler geçirilir ve tüm eksik kısım   kapatılır.Alçıya dayanak sağlayan destek oluşturmadan döküm   gerçekleştirilir.Fakat imir kuşağı kazısında yapılan uygulamalarda   alçının ağırlığı nedeni ile esneyen tülbent şeritlerin bazı yerlerde   form bozukluğu oluşturması ve dışta kalmaları sonucunda olumsuzluklarla   karşılaşılmıştır.Bu nedenle kullanılacak bezin sık dokulu olması   gerekmektedir.

5.2.9. Dolgu ve Kullanımı:

Ülkemizde   yapılan kazılarda gün ışığına çıkarılan seramiklerin tümlenmesinde   dolgu olarak hemen hemen hepsinde doğal olarak kabul edebileceğimiz alçı   kullanmaktadır.Sentetik olarak kullanılan dolgu malzemesi Avrupa   ülkelerinde bulunmaktadır.

5.2.9.1. Alçı:

Kazılarda   dolgu malzemesi olarak kullanılan alçının oluşturulması ve eksik   kısımlarda kullanımı belli bir sisteme ve bazı özelliklere sahip   olduğundan ayrı bölümler halinde anlatımı gerçekleştirilmiştir.

5.2.9.2. Alçı Oluşturma

Alçının   hazırlanması için bir  tasın içine normal soğuklukta su konur.Toz alçı   spatula yardımı veya el ile serpiştirilerek ilave edilir.Alçı dibe çöker   tekrar alçı serpiştirilir.Bu işleme,alçı yüzeyinde tırnak kalınlığı   kadar su kaldığında son verilir.Hava kabarcıkları durduktan sonra,koyu   krema kıvamına gelinceye kadar tek yönde sürekli karıştırılır.
Alçının   suyunun fazla olması,karıştırmanın tek yönde olmayıp farklı zıt   yönlerde yapılması sonucu alçı moleküllerinin olumsuz etkileri ve alçı    oluşturma tamamlandıktan sonra ilave toz alçı konmasına rağmen bunun   bileştirici olmaması alçının çürümesini ortaya çıkaran olumsuzlardır.   Alçı içine ilave edilen toprak boya,farklı özelliklere sahip olduğunda   alçının direncini azaltır.

5.2.9.3. Eksik Kısma Uygulama:

Spatula   yardımı ile eksik kısmın kenarlarından başlayarak ince bir tabaka   halinde bütün yüzeye dolgu yerleştirilir.Çok kısa bir süre sonra tekrar   dolgu ilave edilerek seramik yüzeyinin bir miktar üzerine çıkılır.Alçı   tam kurumadan,doldurulan kısmın gereksiz görülen fazlalıkları   alınır.Alçı kuruduğunda,dayanak sağlayan destek malzemesi çıkartılır.

5.2.9.4. Sentetik Dolgu:

Tümlemede   kullanılan hazır seramik hamuru,muhafaza edildiği kutudan  istenilen   miktarda çıkarılarak düz bir satır üzerinde merdane ile gerekli   kalınlıkta açılır.Hamurun düz satıh üzerine yapışmaması için bir takım   önlemler almak gerekir.
Kesici alet ile eksik kısmın durumuna göre   hamur kesilir ve kurumaya bırakılır.Kuruma süresinin uzunluğu veya   kısalığı hamurun içerdiği özelliklere bağlıdır.Sert hamur plakayı   onarımda kullanmak için,sıcak hava püskürterek,ısınmış levha üzerine   koyarak veya yumuşatıcı ile esnek hale getirmek gerekir.Tabaka seramiğin   eksik kısmının uzunluğuna ve formuna göre şekillendirerek yerleştirilir   ve kırık kenarlara yapışkan ile yapıştırılır.

5.2.9.5. Sert Dolgu :

Seramiklerin   tümlenmesinde bazen sert dolguya ihtiyaç duyulabilir.Özellikle sırlı   seramiklerde bu gereklidir.İhtiyaç duyulan sert dolgu elde etmek için   çözelti veya suyun içine sertleştirici ilave edilir.Sertleştiricinin az   veya çok alması,ihtiyaç duyulan dolgunun

5.2.10. Boyama:

Çoğunlukla   İznik çini fırınları kazılarında olduğu gibi Osmanlı dönemine   tarihlenen sırlı seramiklerde,tümlenen kısımlara hiçbir boyama işlemi   yapılmamasına rağmen,prehistorik ve klasik kazılarda günışığına   çıkarılan seramiklerde ise,kabın rengine uygun çok az ton farklılığı   gösterecek şekilde boyanmaktadırlar.Bu da iki şekilde   gerçekleştirilebilmektedir.

5.2.10.1.Tümleme Sonrası Boyama:

Ülkemizin   hemen hemen her yerinde  bulunan ve toprak boya olarak   nitelendirilen,fakat aslında toprak boya olmayan toz boyaların su veya   hazırlanan eriyik ile eritilmesi ile oluşturulan renkler   kullanılmaktadır.
Tümlenen eksik kısımdaki alçının arap sabunu veya   seyreltilmiş sentetik madde ile emme özelliği azaltılır.Kurumaya   bırakılır.Su içine ilave edilen toz boya ile hazırlanan karışım,istenen   renge ulaşıncaya kadar tümlenen kısma birkaç kere sürülür.Alçının emme   özelliği azaltılmadığı taktirde sürülen boya,açıklık koyuluk olmak üzere   dalgalı bir şekilde görülür.Bu da olumsuz bir uygulamadır.


5.2.10.2. Dolgu İçine Karıştırma:

Boyanın   fırça ile sürülmesi yerine,renkli dolgu hazırlanarak tümleme   yapılır.Toz alçı suyla karıştırılmadan önce kuru toz boyalar   katılır.Spatula kullanılarak toz boya+toz alçı tam karışım sağlanıncaya   kadar karıştırılır.Su kullanıldığında renk daha koyu görülecektir.   Tümlenecek kısmın büyük olması durumunda birkaç kere dolgu yapılması   gerekiyorsa alçı+toz boya karışımından ihtiyaç duyulan miktardan çok   daha fazlası yapılmalıdır.Çünkü ihtiyaç duyulduğunda tekrar aynı renk   tutturmak zordur.Bir kaç kere dökümlerde her zaman iyi sonuç alınmaz.

5.2.10.3. Tümlenen Kısma Sonradan Seramik Parçası Yerleştirme:

Kazı   çalışması tamamlanıp parçanın çıkmayacağına ve yapılan tasnif sonucu   olmadığı kesin belirlenmesine rağmen bazen yapıştırma ve tümlemesi   yapılmış seramiğe ait parça bulunabilmektedir.
Seramik parçası   ,bezeme ve form durumuna göre,tümlenen kısım üzerine yerleştirilir.Sağ   sola yukarı aşağı kaydırılarak yeri belirlenir ve kurşun kalemle   parçanın dış konturları tümlenen kısma çizilerek aktarılıp belirlenir.

  5.DÖKÜMANTASYON:

Eserin   son haline kadar uygulanan bütün işlemlerin  çıkış yerinin kullanılan   malzemelerin fotoğrafları içeren bilgi fişine denir.
Bilgi fişi   eserin saklanacağı kutuda yer almalıdır ilerde eser üzerinde yapılacak   işlemler üzerinde uygulamalara bakılarak fikir yürütmek için gereklidir.


 6.TAŞIMA:

Eserler   blok olarak koruma altına alınırken kullanılan malzeme içine   yerleştirilen tahta veya yapay güçlendiriciler eserin parçalanmadan   taşınmasına yardımcı olurlar fakat yinede taşıma esnasında kayıp verme   hesaplanmalıdır büyük buluntuların ve gerektiğinde küçük  buluntuların   taşınmasında buluntu bloklarının altına bir tahta veya yapay malzemeden   bir levha itilerek yerleştirilmeli ve sarsmadan kaldırarak onarım   atölyesine götürülmelidir.

  7.DEPO:

Paketlenmiş   eserler buluntunun o güne kadar gelmiş olan bilgi fişiyle birlikte   plastik kaplar ahşap kutular içine yerleştirilir buluntular alüminyum   veya normal kağıtla sarılarak depolanır.
Boyalı  eserler plastik kaplar içine yerleştirilmemeli çünkü nemli ortam olacağından boya tabakasına zarar verebilir.
 
  8.MÜZE:

Bütün işlemleri tamamlanmış olan eserlerin en son aşama olarak teşhire sunumu açık hava veya müzede gerçekleştirilmektedir.
Müzede   sergilenen eserlerde nem kontrolü ısı ve ışık dengeleri camekan içine   yerleştirme gibi eseri hem koruma altına alıp hem de sergilemenin   gereklerindendir.
Bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde  nemi   dengeleyen aletler başta slika jel ve diğerleri ışığı engellemek için   camlara zararlı ışınların girmelerini engelleyen filtreler vs önlemler   alınarak eserlerin gelecek nesillere son haliyle sunulması açısından   müze önemli bir yer tutmaktadır.


SONUÇ:

Ülkemizde   restoratör eksikliği ve bazı alanlardaki uzman yetmezliğinden dolayı   gün geçtikçe eserlerimiz kaybolmaya bir adım daha   yaklaşmaktadır.Ülkemizdeki en büyük problem eğitim sistemimizdir.Ne   yazık ki restoratör ve bilirkişinin olmaması – yada çok az olması   nedeniyle tarihi yapılarımıza gereken korumayı ve önemi   veremiyoruz.Arkeoloji bilim dalı ile Restorasyon ayrılmaz bir   bütündür.Arkeologların çalışmalarda olmadığı durumlarda restoratörün   devreye girmesi halinde çalışmanın sonucunda büyük hatalar meydana   gelmektedir.Aynı durum restoratörün olmadığı durumlarda da   geçerlidir.Ülkemiz kültür mirasından çok zengin ve tarihi değeri olan   bir ülkedir.Ancak vatandaşlarımızın eserlere gereken titizliği ve özeni   göstermemesi durumunda eserlerin tahribatlara uğraması ve kaybolması   kaçınılmaz bir durumdur.Aynı durum müzelerimiz içinde geçerlidir.Bin bir   zorluklar içerisinde günışığına çıkarılan eserler korumak için müzeye   götürüldüğünde burada yeterli derecede atmosfer,ışık,mekan   ayarlanamadığından dolayı,yetkililerin tecrübesizliğinden ve   ziyaretçilerin dikkatsizliğinden dolayı eserlerimiz içler acısı bir   durum almaktadır.Fakat benim inancım sonraki nesillerin daha kültürlü   bir toplum oluşturacağına ve tarihi değerlerine daha fazla önem ve   dikkat edeceklerine güvendiğimi bildiririm.Mutlaka bu olumsuzluklar göz   önünden bir gün  kalkacaktır.

KAYNAKLAR

ANDRE,J.M.,1976,The Restorer’s Handbook of Ceramics and Glass,New York.
AKILLI,H.,1987,’’Eski   Seramik Onarımında Yeni Bir Uygulama.Kum Püskürtme Metodu’’Sanat Tarihi   Araştırmaları Dergisi-I. İstanbul. s. 8.11
AKILLI,H.,1987,’’İmikuşağı   ve Perge Seramiklerinin Onarımında Metal Çubuk ve Kum Püskürtme Metodu   Kullanımı’’,Arkeometri Sonuçları Toplantısı III. Ankara, s. 163 . 176
AKILLI,H.,1989,’’Kazı   Buluntusu Kil Eserlere Uygulanacak İlk Koruma Çalışmaları’’.Sanat   Tarihi Araştırmaları Dergisi -6. İstanbul. S. 58. 66
AKILLI,H.,1990.’’Perge   1979-1987 Kazılarında Uygulanan Onarım Çalışmaları’’. Jale İnan   Armağını.İstanbul. s.259-266.I.ev 109 – 112
AKILLI,H.,1990.’’Eski   Eser Tahribatının Önlenmesinde Onarımcının Görevi ve Uygulayacağı   Çalışmalar’’Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi   I. 2. cilt.XXXIV.Ankara. s. 297-315
ALLAN.A.D.1963,’’Müzenin Rolü’’Müzenin Teşkilatlanması Pratik Öğütler .ICOM.Ankara. s.5-9
PLENDERLEITH.H.J.-VERNER,A.E.,1971.The Conservation of Antiquattes and Works of Art London.

Yrd. Doç. Hüseyin Akıllı
midena pro tou telous makarize