Gönderen Konu: Hindistan sanatı  (Okunma sayısı 10792 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hindistan sanatı
« : 06 Ocak 2009, 13:37:40 »
Sürekli değişken etkilere karşın, Hint sanatı daha başlangıcından beri, temelde kutsal bir sanat olmuş, değişmeden kuşaktan kuşağa aktarılan kurallara uymuştur. Yüzyıllar boyunca sanatçılar Budhacılık, Hinduluk ve Caynacılık gibi üç büyük dinin hizmetine girmişlerdir. Ressamlar, heykelciler ve mimarlar, biçimlerin soyut kusursuzluğuyla, mimariye temel çizgilerini veren kozmolojik simgecilikle, tanrısal gerçekleri açığa vuran insan görüntülerinin uyumuyla, doğal güçleri "kişileştirilmiş", sanatsal yaratıyı ve insan etkinliklerini evrensel uyuma ulaştırarak yüceleştirmiş, süsleme öğeleri, simgeler, sitlerden yararlanılarak dünyanın düzenini görselleştiren bir görünüm saptamışlardır. Söz gelimi yarıküre biçiminde bir anıt-mezar olan Budha çevresinde gezinmek için parmaklıklı taraçasıyla (Snçi Büyük Stupa 'sı; İ.Ö. II. yy.) evrenin kusursuz bir minyatürü sayılır. Duyarlılık, yücelik, düzen, coşku, dinamizm, ritmik motifler, hem tanrıların evrensel etkinliğini, hem de bütünüyle kaynaşıp giden zincirleme yeniden-doğuşları belirleyen başlıca özelliklerdir.



SUNGA SANATINDAN GANDHARA SANATINA (İ.Ö. 185-1.S. 50)
Maurya sülalesinden sonra Sunga sülalesi tarafından Bharhut (Kalküta) Vedika'sıyla gerçekleştirilen ve hareket anlayışıyla Hint ruhuna uyan bir sanat çıktı. Bu sanat Budha efsanelerinin, Jakata yada Budha'nın daha önceki yaşamlarının anlatılmasına yarıyordu. Söz konusu sanatın benimsediği üslupta belli bir eksiklik göze çarpmakla birlikte, madalyonların çok çeşitli yontulma biçimlerinde büyük bir ustalık vardı.



Kabartmaları Hint heykelciliğine bin yıl boyunca yaşam veren özellikleri sergileyen Sançi Stupa'sının kapıları şaşırtıcı bir esin zanginliğini yansıtır: Bu heykelciliğin söz konusu özellikleriyse ön planda çok belirgin çıkıntılar, eğri çizgilere dayanan biçimlerin alabildiğine yayılması, her sahne yada atma'da kendine özgü canlılık ve ritimdir.

Sunga sanatının kusursuz örnekleri Bihar'da, Bodh-Gaya'da büyük bir dörtgen içinde yeralan Bodhi ağacı ve Cankrama'dır. Bu dönemde Budhacı rahipler (Dekkan'da) ve Cayna çilecileri (Orissa'da) yalıyarlara oydukları ve tapınmaya (Şayta) ayrılmış yüzlerce salon içeren mağara-manastırlara yerleştiler.

İ.Ö. I. yy'dan kalma en eski yapılardan biri de Bhaca'dadır: Büyük salondaki heykellerin arasında, arabasını süren güneş tarnrısı Surya ile filine binmiş tanrı İndra vardır. Ama şeritler halinde sıralanmış öykülü freskleri, Brahmacı ve Caynacı doğrultuda süslenmiş mağaralarıyla en önemli grup Andra Pradeş eyaletindeki Ajanta (İ.S.V. yy) ve Ellora (İ.S.VII. yy) grubudur
Hindistan'ı Romalılardan etkilenen Kuşanların istila etmesi üstüne, "Akdeniz'e özgü" plastik formül ve motifler gelişti: Yakındoğu'daki Roma illerinden gelen heykelciler Gandhara sanatında kendini gösterecek olan bir klasizm anlayışını kabul ettirdiler Budha'nın insan biçimindeki görüntüleri Yunan-Roma motifleriyle zenginleşti: Dalgalı saçları tepesinde bir topuz halinde toplandı, keşiş cüppesi giydirildi, alnının altında dümdüz bir burun uzadı.

Kabartmalarda Romalılardan alınma bazı kazı teknikleri kullanılmaya başlandı, kesintisiz anlatım üslubundan vazgeçildi, her levhayla bağımsız bir sahne canlandırılmaya başlandı, Gandhara Okulu'na koşut olarak alçı kullanan bir süsleme heykelciliği okulu da gelişti (Hodda başları)

MATHURA SANATI SONRASI (50-320)
Gandhara sanatı varlığını sürdürürken, Ganj'ın aşağı havzasında eski Hint geleneklerini sürdüren heykelcilik okulları gelişti. İndus uygarlığının yarattığı geleneksel ikonografiden yararlanan Mathura üslubunu tümüyle Hindistan'a özgüdür: Geniş omuzlu, gövdesi bele doğru incelen insan tipi, bütün geleneksel Hint sanatı okullarında büyük değişikliklere uğramadan kalmıştır (Bhutesvar Stupasındaki Yakşi Figürleri, İ.S.II.yy) Hint sanatının gerçek klasik dönemi olan gupta çağıyla (320-484) ile birlkte heykel sanatı doruk noktasına ulaştı ve modellerini tüm Budhacı Asya'ya yaydı. Sappath ya da Mathura heykelleri bu sanatın Hint ideallerinde geri dönüşü vurgulayan özelliklerini çok iyi yansıtır.

Gupta dönemi mimarisinin özelliği, daha sonra her yanda benimsenen bir tapınak tipidir. Tapınak, bu yapı biçimden eğri damlı ya da piramit biçimli gerçek bir kuleye dönüşür. Birinci tip Kuzey mimarisine (Tancor) özgüdür. Tapınak yalnız başına yükselmez, duvarla çevrili bir alan içinde giderek büyüyen bir yapılar bütünü içinde yer alır. Ajanta'daki eşsiz güzellikteki freskler (VI. - VII. yy) de gene Gupta döneminde ortaya çıkmıştır. Elephanta'da tapınağın düz tavanları, mitoloji konularını işleyen fresklerle, duvarlar kabartma insan figürleriyle süslenmiştir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hindistan sanatı - Shunga sanatı (Shunga Art)
« Yanıtla #1 : 06 Ocak 2009, 13:38:45 »














Alıntı : indianartcircle.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hindistan sanatı
« Yanıtla #2 : 06 Ocak 2009, 13:39:28 »


















Alıntı: wikimedia.org
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Akdeniz'den Hindistan'a Türk- İran Esintileri
« Yanıtla #3 : 06 Ocak 2009, 13:40:25 »
Akdeniz'den Hindistan'a Türk- İran Esintileri
KAKNÜS YAYINLARI

Türk-İran İslam kültürü, 9. ve 10. yy'de Horsan ve Semerkant'ta bir araya gelip kaynaşan Arap, Farisi ve Türki unsurların ekümenik bir karışımdır. Bu kültür fetihçi toplumlar tarafından komşu bölgelere taşınmış ve sonunda da Batı, Orta ve Güney Asya'nın üst ve yönetici sınıflarının hakim kültürü haline gelmiştir.

Türk-İran kültürünün tarihi bir araştırmasını sunan bu makaleler seçkisi, kökeni İslamiyet öncesi döneme dayanan pers İmapartorluğu'nun kuruluşundan günümüze kadar bölgede yaşanan önemli gelişmelerin bir kronolojisi niteliğinde.
Arap fetihlerinden önceki Pers geleneği, Türk göçlerinin Orta Asya'ya etkileri, İran ve Orta Asya'nın edebi geleneği, Hindistan'ın edebiyat ve eğitim geleneği, orta ve modern çağlar boyunca hüküm süren düşünce ve inanç sistemleri ile Avrupa'nın Türk-İran dünyasıyla karşılaşması yani Rus-Sovyetlerin Orta Asya'ya girmeleri makalelerde işlenen konular arasında.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Gezgin Gözüyle Hindistan ve Yakın Asya
« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2012, 19:37:29 »
Gezgin Gözüyle Hindistan ve Yakın Asya
Timur Özkan

43 deneyimli gezginin gözünden Yakın Asya nın 15 ülkesine ait izlenimler ve ilginç gezi anıları,50 yi aşkın kentin gezilecek,görülecek yerleri...

midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hindistan'a Bir Geçit
« Yanıtla #5 : 06 Şubat 2012, 19:38:31 »
Hindistan'a Bir Geçit
E.M. Forster

"Bütün eleştiriler bir yana, Hindistan'a Bir Geçit bir klasiktir: yalnızca çağımızın en anlamlı belgelerinden biri değil, aynı zamanda gerçekten unutulmayacak bir edebiyat yapıtıdır."
Frank Raymond Leavis

Edward Morgan Forster, 1924'te yayımlanan Hindistan'a Bir Geçit'te, Britanya İmparatorluğu'nun yönetimindeki Hindistan'ı, iki farklı kültüre ait insanların yakınlaşma çabalarını engelleyen önyargıları ve yanlış anlamaları anlatır, Doğu-Batı sorunsalını inceler. Genç bir Müslüman olan doktor Aziz, işgalci İngilizler'le yakınlaşmak, onları anlamak ister, ama gördüğü muamele karşısında hayal kırıklığına uğrar. Oğlu yargıç Ronny'yi ziyarete gelen bayan Moore, Aziz'e sempati duyar. Yargıç, evlenmeyi düşündüğü bir kadını, Adela Quested'i yanında getirmiştir. "Gerçek Hindistan'ı" tanımak isteyen Adela, burnu havada İngiliz yöneticilerinden farklı davranmak, tabuları yıkmak niyetindedir. Doktor Aziz'in planladığı Marabar Mağaraları'na yapılan bir gezide beklenmedik olaylar meydana gelir ve iki ırk arasındaki düşmanlık had safhaya ulaşır. Forster'ın en sevilen romanlarından biri olan Hindistan'a Bir Geçit, onun bu egzotik ülkede geçirdiği günlerin izlenimleri olarak da okunabilir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hindistan'a Yolculuk ve Nepal Gezisi
« Yanıtla #6 : 06 Şubat 2012, 19:39:31 »
Anadolu'da Kalay ve Bronzun Tarihçesi
Gülten Dayıoğlu

Düşler ülkesi Hindistan: Tac Mahal, kutsal hayvanlar, camiler, Ganj Nehri, dilenciler, tıklım tıklım caddeler, tapınaklar, şifalı bitkiler, racalar... Özgünlükler ülkesi Nepal: Himalayalar ve Everest Tepesi, Budistler, kutsal ibadet yerleri, sessizlik, saraylar... Gülten Dayıoğlu' nun yıllardır düşlediği bu yolculuk, bize Doğu'nun çekici güzelliklerinin kapılarını açıyor.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hindistan'da İslam Kültürü Çalışmaları
« Yanıtla #7 : 06 Şubat 2012, 19:40:48 »
Hindistan'da İslam Kültürü Çalışmaları
Aziz Ahmed

Hindu ve İslam dinleri, uygarlık ve hayat tarzları bakımından bin yıla yakın bir süre beraber bulunmuşlar, karşılıklı itim ve çekim süreçlerini yaşamışlardır. Ne var ki, ne itim ne de çekim süreçleri, birçok tez ve antitezden müteşekkil sonsuz bir model içinde örgülü halde bulunan hikayeyi tam olarak anlatırken, yazar, eserinde kesin yargılar ortaya koymamaktadır.

İslam kültürünün Hindistan'daki gelişimi, evrensel İslam kültürünün bölgesel bir formülasyonu olduğu kadar bütünüyle yabancı bir çevrede hayatta kalabilmek için verilen ısrarlı mücadeleler sonucu ortaya çıkan çatışmalara, böyle bir ortamda yok olup gitme korkusuna ve ezici çoğunluğu gayrimüslim olan bu çevrede zaman zaman vermek zorunda kaldığı tavizlere bir tepki olarak görülmüştür.

Elinizdeki kitabın yazarı bu görüşten hareketle konuyu iki ana bölümde; ilkinde genel olarak İslam dünyasıyla, ikincisinde Hindu Hindistan'la ilişkili olarak ele alınmıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hindistan
« Yanıtla #8 : 06 Şubat 2012, 19:41:55 »
Hindistan
Ali Murat Yılmaz/ Gülenay Pema Antep

Kutsal Ganj Nehri'nde güneşin ilk ışıklarında dindar Hindular arasında tılsımlı bir sandal gezintisi, yüksek ve gizemli Himalayalar'da Budist manastırları arasında trekking, Rajasthan çöllerindeki tarihi konaklarda konaklama, efsanevi saray ve anıtlar, el değmemiş, ıssız, tropik plajlar, bol baharatlı enfes yemekler, dünyadaki sayılı doğal parklar, kaplan, fil, maymun ve envai çeşit renk, insan...

Hindistan tek kelime ile büyüleyici bir ülke, muhteşem tarihi ve kültürel zenginliği ile de kadim bir diyar. Bu mistik topraklarda söylenenlerin neredeyse hepsinin aynı doğrulukta bir de karşıt fikri var. Bu rehber kitap Hindistan seyahatinizde mutlaka yanınızda olması gereken önemli bir kaynak.

Toplam 71 adet eyalet, bölge ve şehir haritası, 22 bölge ve ayrıntılı tarihi.
1000lerce lüks-orta-hesaplı otel ve restoran önerisi.
Sehirlerarası otobüs, tren ve uçak seferleri.
Yerel diller ve seyahatinizi kolaylaştıracak ipçuları.
Seyahate çıkmadan önce vize, aşılar, ne zaman ve nereye gitmeli, tehlikeler
Hindistan'da seyahat etmiş gezginlerin, yazarların gezi notları...
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hindistan
« Yanıtla #9 : 06 Şubat 2012, 19:42:50 »
Hindistan
Mehmet Günyeli

Hindistan'daki insanların yaşam değerleri çok farklı, dünyaya başka bir gözlükle bakıyor oradakiler adeta İnsanı içine çeken bir derinliği var. Onların yaşam biçimlerini batı kültürüyle anlamak zor. Rengi, ışığı, duygusu ve insanları ile bir masllar ülkesi, Hindistan.
Mehmet Günyeli

midena pro tou telous makarize