Gönderen Konu: Asur sanatı  (Okunma sayısı 4497 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Asur sanatı
« : 07 Ocak 2009, 13:51:00 »
Asurlular yalnızca imparatorluklarının doruk noktasına ulaştığı İ.Ö. IX. ve VIII. yy'lar arasında özgün bir sanat geliştirmiş ve yalnız o dönemde Ninova, Nemrud ve Horsabad'da (Khorsabad ya da Kursabad da denir) saraylar yaptırmışlardır.

MİMARLIK
Mezopotamya mimarlığının etkisi altında kalan Asur mimarlığında çok az yenilik gözlenir: Yüksek taraçalar üstünde pişmemiş tuğladan yapılmış çok büyük yapılar; mazgallarla donatılmış tahkimli surlar; kare biçiminde, yüksek kuleler; çıkıntılı taşlardan yapılmış gediksiz duvarlar; karmaşık saraylar; tapınak ziguratları. Kapılardan yalnızca kemerli olanları süslenmiş, bu süsler arasında da daha çok koruyucu-hayvan konusu işlenmiştir. Horsabad'daki canavar görünüşlü kanatlı boğalar, bu anıtsal mimarlığın başlıca ögeleridir.

HEYKELCİLİK
Bu alandaki aşağı yukarı bütün yapıtlar kralların yaşamlarını ve yaptıklarını övmek için hazırlanmıştır. Tümünde gözlenen sert üslup, savaşçı halkın yapısına uygundur.

Asurluların sanattaki özgünlüğü ve hayvan resimleri çizmedeki ustalığı, tarih olayları anlatan alçak kabartmalarda görülür. Gerçekten, sarayların duvarları av ve savaş sahnelerini canlandıran, ince alçıtaşı yada alçıdan yapılmış büyük levhalarla kaplıdır. Bu alçak kabartmalarda hükümdarların gücü, kahramanlıkları tekdüze ama, gerçekçi bir biçimde ortaya konur. Asur sanatında dinsel etkiler görülmediği gibi, kadınla ve günlük yaşamla ilgili görüntülere de aşağı yukarı hiç raslanmaz (Asur sanatından günümüze kalan örnekler arasında, kadının temsil edildiği tek bir örnek dahi yoktur). Asur sanatının asıl üstünlüğü, teknik alandadır: zarif çizgiler, en küçük ayrıntıyı bile kusursuz bir biçimde yansıtan çalışmalar; komposizyondaki açıklık; oymalardaki güçlülük. Ortaya koyan bu gerçekçilik, gözlem gücünden değil, yapıtın yaratılmasına yol açan düşünceden kaynaklanır: Etki uyandırma çabası, atların gerçeğe uymayan dörtnala koşmaları (doğu sanatında da aynı etki görülür), yırtıcı hayvanların can çekişirken kıvranmaları, gerilmiş ve irileşmiş kaslar, bu sanatın en belirgin örneklerini oluşturur. Asur sanatındaki tekdüzelik yalnızca av ve savaş sahnelerinin sürekli yinelenmesinden değil, aynı zamanda da çizimde belirli kalıplara sürekli uyulmasından kaynaklanır. Kıvrımları çizilmemiş katı düzgün duruşlu giyisiler içinde donmuşcasına duran insanların şişkin kasları belirginleştirilmiştir.

Yandan görülen bir yüz üstüne, önden görülenbir gözün yerleştirilmesi (bkz. Mısır sanatına), üsluplaştırılmış bir saç ve sakal çizme yöntemi (salyangoz kıvrımlarını andıran saç bukleleri; tirbuşon biçiminde sakallar), figürlerde bütün insan kişiliğini ortadan kaldırır. doğal ögelerde heykelciliğin bir nakış desenini kopya etmesi gibi üsluplaştırılmıştır. Heykellerde persfektif yoktur.

DUVAR RESMİ
Horsabad (Khorsabad) sarayından kalan tek örnek (Halep Müzesi'nde) bir yana bırakılırsa, Asur saraylarının duvarlarını süsleyen resimlerden günümüze pek birşey kalmamıştır. Yakın dönemde Tel-el Amarna sarayında ortaya çıkartılan tutkallı boyayla yapılmış, 130 metre uzunluğundaki duvar resimleri, alçak kabartmalardaki figürlerle aynı özellikleri gösterirler; ama doğa üstü ve mitolojiye özgü figürlerin bolluğu açısından farklıdırlar.

KÜÇÜK EL SANATLARI
Alçak kabartmalardaki eşyalardan, silahlardan ve süslerden anlaşıldığına göre, Asur'da küçük el sanatları büyük bir gelişme göstermiş, ama günümüze bunlardan hiçbir örnek kalmamıştır. Silindir-mühürlerde hayvan adları ve sözcükler göze çarpar; ama bu mühürlerin yabancı sanatçılar tarafından yapıldıkları sanılmaktadır.

Asurlar hakkında daha geniş bilgi için lütfen tıklayın
Bkz. İran Sanatı
midena pro tou telous makarize